Fırtınada Okuduğun Şiir

Kendimizi öyle bir dalgalı denizin ortasında, öyle bir fırtınanın içinde bulduk ki sona geldiğimizi sandık. Sevdiğimiz, istediğimiz, alıştığımız ve beklediğimiz ne varsa unutmak zorunda kaldığımıza inandık. Sonra öyle bir noktaya geldik ki neye neden inandığımızı da hatırlayamaz olduk. Dalgalar aldı götürdü sanki duygularımızı ve biz sadece izledik. Tuzlu sulara düştü hayallerimiz. Bir zamanlar mutluluk gözyaşlarıyla ıslanan yüzlerimiz yağmurdan ıslandı. Fırçaya, kaleme alışkın ellerimizle yelken halatlarına asıldık.

Ve tüm bu hengamenin ortasında sen bana dönüp şiirlerin en güzelini okumaya başladın, sesin titriyordu; duyulmadı rüzgarın uğultusundan. Duymasam da anladım sesinin titrediğini çünkü tanıyorum seni. Seni, senden daha iyi tanıyorum belki de. Gecenin karanlığında gözlerini göremesem de bana nasıl baktığını biliyorum. Gözlerin beni sevdiğini söylüyor ve ben de seni seviyorum.

Fırtına sesi senin sesini bastırıyor, şiirini duyamıyorum ama biliyorum, aşktan bahsediyor bizim aşkımızdan bahsediyor. Duymadan dinliyorum seni, görmeden bakıyorum sana, ıslanmadan hissediyorum yağmuru.

Nerede olduğunu göremeden, kollarım sana ulaşamadan sarılıyorum sana. Kimsenin kimseye daha önce sarılmadığı kadar sıkı sarılıyorum. Sarılamayacağım tek kişiye, en çok sarılmak istediğim kişiye, sana sarılıyorum tüm bu fırtınanın ortasında.

Dalgalar bizi hırpalarken sen şiirini okumaya devam ediyorsun, ben duyamıyorum seni ama duymak da istemiyorum. Çünkü şimdi artık bu fırtınanın ortasında kelimeler yetersiz, benim hissettiklerimin yanında anlamı yok.

Fırtına da bana okuduğun o şiirleri, fırtına dinip de dalgalar sakinlediğinde de okumaya devam eder misin?

Yorum bırakın