Gürültü Koptu

Arkasından bir gürültü koptu. İçi parçalandı ama dönüp bakmadı. Korktu arkasına dönmeye. Son bakıştan korktu belki de. Korkuları kovaladı onu, var gücüyle koştu. Korkuları onu karanlık ormanlara kadar takip etti. 

Durdu ve gözünü kapattı. Bulutları görmek için gökyüzüne baktı. Yapraklar engelliyordu görüşünü. Bulutlara ulaşamayan gözlerini kapattı ve hep yaptığı şeyi hep yaptığı şekilde yaptı. Gerçeklikten hayal kurarak kaçtı.

Masmavi bir gökyüzünün altında çimlere uzanmıştı. Yakınlardaki derenin şırıltısından başka ses duyulmuyordu. Hafif bir rüzgar esiyor saçlarını savuruyordu. Mutlu ve umutluydu.

Bağıran, gülen ve çocukluklarını yaşayan çocuk sesleri geldi kulağına. İşte yine başlamıştı, içinde kalan çocuk hayallerinde çocukluğunu yaşıyordu. Yaşayamadığı çocukluk. O zaman öğrenmişti hayal kurmayı ve hayallere inanmayı. Oyunları yarım kalırdı hep, o da hayallerinde devam ettirmekte bulmuştu çözümü.

Tam hayalin en derin, gerçek hayatın en sığ noktasındayken ensesinde bir nefes hissetti. Kırıldı hayalleri yere saçıldı. Koşmaya, kaçmaya başladı. Ayaklarına hayal kırıkları battı, kanadı. Canı yandı. Yoruldu. 

Çıktı ormandan, durmadan koştu. Yıkılmış köprülerden ve sönmüş sokak lambalarının aydınlatamadığı yollardan geçti. Koştukça büyüdü korkusu, kaçamaz oldu ondan.

Korkusu büyüdü ve yuttu onu . İçinde büyüttüğü ne varsa yuttu onu. Hayallerine kaçmak istedi. Kapattı gözlerini. Hayallerini çalamazlardı. Hayallerini kaçıramazlardı. 

Yağmur yağıyordu, yağmurdan gözyaşları belli olmadı. Yağmur hayallerini ıslattı. Korkuları havayı boğarken tuttu nefesini ve hayallerine daldı.

Yorum bırakın