Mutluluktan etraflarında dönen insanların arasında bile yalnızken nasıl olur da onların sevinçleri size yansımazdı? Nasıl olur da her durumda olduğu gibi o anda da yalnız olurdunuz? Öyle hissederdiniz.
Yıllar önce insanların atalarının söylediği bir söz vardır: Derdini söyle ki derman bulasın ya da sıkıntın neyse anlattıkça azalır.
Bizler içimizdeki olumsuzlukları başkalarına anlattığımızda o yükün omuzlarımızdan kalkacağını düşünürdük. Sanki anlattıklarımız bizden alınıp karşımızdakine aktarılacak ve biz o dertten kurtulacaktık. Bunun olduğuna yıllarca inanmamız ayrı bir saçmalıkken daha da fenası tam tersine de olan inancımızdı. Mutluluğumuzu paylaştıkça etrafımızdakilerin mutlu olması…
Tüm insanlık derdini tasasını bırakıp bir tek insanın mutlu olmasına sevinecek ve kendini bir nebze olsun karanlık dünyasından soyutlayacak mıydı? Veya bunun için elinden ne geliyorsa yapacak mıydı?
Kendimizi kandırdığımız bu dünyada neden sürekli mutlu olmak istiyoruz ki? Yaşadığımız şeyler çok mu kötü de iyi şeyler için yanıp tutuşuyoruz? Ya da neden kötü şeyler yaşamayı bu kadar kendimize dert ediniyoruz? Onlara sıkı sıkı tutunup benimseyeceğimize, ders çıkaracağımıza neden vebalı gibi uzaklaşmak istiyoruz? Acılarımızla güçleneceğimize neden güçsüz kalmak için çabalıyoruz?
Akışına bıraktığımız hayatı neden duygularımıza göre yaşıyoruz veya neden güzel olmasını istiyoruz? Neden başkalarına anlatabilmek için sevinç nidaları barındıran bir yaşam istiyoruz?
