“Acaba yıldızlar günün birinde herkes kendi yıldızını bulsun diye mi yanıyorlar?”
“Belki de yıldızlara kaçıp giden dostlarımızı hatırlamamız içindir.”
Yüzümde yılların şaşkınlığının birikmişliği olan karışık bir ifadeyle uzandığım yerden doğruluyorum. Nasıl yani, bu soruya cevap veren insanlar kaldı mı hala? Fil yutmuş boa yılanlarını şapka zanneden ve kutuların içindeki kuzuları göremeyen insanların arasında sıkışıp kaldığımı kabullenmiştim. Her kabulleniş gibi zordu ama bir tilkinin yıldızlara bakmak zorunda kalması kadar zor değildi, alışmıştım.
Dünya denen ve B-612’den çok uzaklarda olan bu gezegende mahsur kalmış, turnaları uçup gitmiş, beni gülüme kavuşturacak yılanı bulamamış bir çocuktum ben. Benden başka yoktur sanıyordum. Benden başka baobap ağaçları ile ilgilenen kalmamıştır ve tüm insanlar aynı lambayı yakıp söndürüyor sanıyordum.
Gözlerimiz seninkiyle kesiştiğinde, gözlerinde tilkinin gözlerinde görebileceğim o derinliği gördüm. Sonra korktum; sen tilkiysen ve ben buğday rengi saçları olan o çocuksam hikâyenin sonunda seni gülüm için bırakmam gerekecek. Gülümü sevmeyi öğreteceksin bana sonra gülüm için terk edeceğim seni ve sen artık buğday tarlalarından geçen rüzgârın sesiyle mutlu olacaksın.
Ama eğer sen tilkiysen ve ben yılanla buluşmaya gidersem; önce bana görmeyi öğreteceksin. Görmem için gözlerimle değil kalbimle bakmam gerektiğini anlatacaksın. Yılanla buluşmamdan sonra geriye çölde savrulan bir kabuk kalacak ama yıldızlar benim sesimle gülecekler.
Dost pazarı olmadığı için arkadaşsız ve yalnız kalan insanların ortasında kalakaldığım hissine kapıldığım çok oluyor. Yazarının sürgün edildiği çocukluğuna ithaf ettiği bir kitap kadar yalnız hissediyorum. İçimi dökecek sadece kendi çocukluğum varken bir yıldızdan düşmüş gibisin tüm tren yollarının ortasında.
Gözlerimi gözlerinden ayırmadan konuşmaya başladım.
“Kırmızı kiremitli güzel bir ev gördüm. Pencerelerinde saksılar, çatısında kumrular vardı.”
Beklediğim cevabı veriyorsun: “Ne güzel bir ev!”
Üzgünüm sevgili tilkim üzgünüm, seni evcilleştirdikten sonra bu gezegene geldiğim noktaya geri dönmem ve yılanla buluşmam lazım. Evcilleşirken gözyaşlarını da hesaba katmıştın ama.
İşte bu yüzden yıldızlar hep yanarlar. Yıldızlara kaçıp gittiğinizde dostlarınız sizi bulabilsin diye.
