Ayaklarımı hareket ettirmeme engel olan ağaç dallarından kurtarmaya çalışırken çığlık atmak için yırttığım boğazıma yapraklar tıkanmıştı. Korku buram buram kokarken saç diplerimden alnıma oradan da boynuma doğru yol çizmiş ter damlacıkları uyandığımda gerçek olan tek şey olacaktı. Ama bunun farkına varabilmem için ilk önce uyanmayı başarmam gerekliydi.
Hiç daha önce kabuslarınızda kendinizi kontrol etmeyi denediniz mi bilmiyorum ama ben bunu uzun süredir yapıyordum. Zihnimin derinliklerine gömmeye çalıştığım acılarım geceleri kabuslarıma dönüşürken bununla başa çıkmamın yegane anahtarı kontrolü kendi parmaklarımın arasına almaktı.
İlk başta ne yaptığımı anlamadan uyandığımda nefessizlik vücudumun her yerini sarmalamıştı. Gördüğüm kabusun bir saniyesini dahi hatırlamıyordum ama oradan beni çıkaran şeyin ölüm olduğunu hatırlıyordum.
Bunu kavramam beni şoke eder zannetmiştim ama şaşılacak şekilde öyle olmamıştı. Sanki her gün yaptığım günlük bir rutinmiş gibi bunu birden kabullenmiştim.
Taki bir sonraki kabusma kadar.
Bir önceki sefer olduğu gibi uyanmaya çalışsam da beynim bunu kabul etmek istemiyordu. İşte o gece, uyanabilmek için her türlü şeyi denediğim en büyük çıkmazım olmuştu.
Ölerek uyanacağımı biliyordum ve buna yol açacak şeylerin hepsini de yapmıştım. Boğularak ölmek için okyanus atlamış, yanarak ölmek için ateşin arasında kalmış veya hırsızlar tarafından kaçırılarak öldürmeye çalışmıştım ama hiçbiri ilk uyandığımda işe yarayan ölüm değildi.
Peki sizce nasıl bir ölüm beni kabuslarımdan kurtaracaktı?
