Bilmiyordum

Bilmiyordum…

Sessiz bir uğultuyla başladı ilk olarak. Hiç fark etmedim oysaki sebebini. Her zamanki gibi ertelemiştim belki de. Bilmiyordum…

İkinci günün sabahı bir mesaj geldi telefonuma. Daha önce hiç kimse bana böyle konuşmamıştı. Üzüldüm ama çok da uzun sürmedi sanki içten içe bu anın geleceğini biliyormuşum gibi hissettim. Gözlerimi telefondan çekip tavana diktim ve o an anladım her şeyi. İhanete uğramıştım. Ya da ben mi ihanet etmiştim? Bilmiyordum…

Zamanla her şey unutulur derler sebepsizce. Ama aslında her şey kafamızın içinde bir köşede tutuklu kalırdı. Peki bu geçecek miydi? Neden olduğunu bile bilmediğim bir şey acısını çekmem. Belki de çekmemem. Kalbim acısın isterken üzülememek… Belki de yeteri kadar duygu kalmamıştı içimde ya da o an öyle hissetmek istememiştim. Bilmiyordum…

Zaten, ne biliyordum ki….

Yorum bırakın