Semineri dinleyip not tutarken gözlerimin önünde ‘kayda değer’ kelimesi canlandı birden. Kelimelerin köküne inmenin, önüne veya arkasına bir şeyler eklemenin o kelimenin gerçekliğini daha iyi anlamaya yardımcı olduğunu düşünüyorum. Düşünmeden konuşuyoruz. Kaçımız ‘ayraç’ kelimesini düşünürken ‘ayırmak’ fiilini aklından geçiriyor? Doğru olsun ya da olmasın ağzımızdan binlercesi çıkıyor ve kendi kulağımıza gerçekten varamadan uçup kayboluyorlar.
Not tutuyordum, yani aslında semineri kayıt altına alıyordum. Aynı sevdiğim kitaplardan alıntıları, sevdiğim manzaralardan fotoğrafları, şarkılardan sözleri, filmlerden sahneleri aldığım gibi. Bir şeyi atamama hastalığı olan insanların yaptığına benzer şekilde hayatı bir kolaj haline getirmişim, bir gün bir yerde lazım olur deyip harfler ve görüntüler topluyorum defterime. Bilemeyiz, belki ayak üstü altın oranın ne olduğunu, veya bilmem ne zaman okuduğum eski japon romanının neden okumaya değer olduğunu birine açıklamam gerekir.
Değer, kayda değer. Kayıt altına alıyorum çünkü değerli. Yalnız öznel bir değeri var hepsinin. Aynı kitabı okuyan iki kişi farklı yerlerin altını çizecektir. Değer bizim nesneleri hikayelerle zenginleştirmemizden başka bir şey değil. Bir söz demek benim kağıdımdan, mürekkebimden ve enerjimden değerli ki onu kayda değer görüyorum.
Sanırım bunu anlamak için dinlemeyi bilmek gerekiyor. Duyduğunu anlayıp kitabın devamını düşünmek gerekiyor. Bazı insanların kayda değer bir şeyi olmadığını düşünmesi neyi gösterir? Kayıt altına alan kim? Hangi başlık altına alıyor? ‘Değer’li hissetmek için okları kendimize çevirmemiz gerekiyor.
