Günün birinde, şehrin birinde hayallerini kucağında taşıyan bir çocuk varmış. Çocukça heyecanla kurduğu hayallerini kristal kürelere koymuş, kırılmalarından korktuğu için çok dikkatli yürüyormuş.Sokaklarda gezerken her girdiği sokakta yeni hayaller bulmuş. Her girdiği sokaktan kucağı daha dolu çıkmış.
Şehrin en kalabalık meydanından geçerken ayağı takılmış, kucağındaki hayalleriyle beraber yere düşmüş. Küreler meydanın tamamına dağılmışlar. Şanslıymış hiçbir küre kırılmamış ama her an ayaklar altında ezilebilirlermiş. Hayallerinin ayaklar altında ezilmesinden korkmuş çocuk Bağırmış var gücüyle ‘’Herkes dursun, hayallerim yere düştü. Herkes dursun, hayallerimi toplamam lazım’’.. Ama sesini duyan olmamış. İnsanlar hiçbirşey olmamış gibi devam etmişler yürümeye. Boyları o kadar uzunmuş ki yerdeki küreleri fark edememişler.
İlk çatırtı hiçbir zaman mutlu olamamış yaşlı bir adamın ayağının altından çıkmış. Yüreği yerinden oynamış çocuğun.Tekrar bağırmış bu sefer daha güçlü ‘’Hayallerimi kırıyorsunuz, durun artık’’ Bu sefer sadece uzaktaki annesiyle yürüyen mavi pantalonlu başka bir çocuk duymuş sesini. ‘’Anne dur, bir çocuk hayallerini yere düşürdü’’ demiş annesine. Annesinin zihni çocuğunu duyamayacak kadar doluymuş. Tekrar bağırmış annesine mavi pantolonlu çocuk ‘’Anne dur’’. Annesi durmayınca 2. çatırtı hayatı boyunca ezilmiş olan annesinin ayakları altından gelmiş. Üçüncü ve dördüncü çatırtı aynı anda duyulmuş. Sürekli kavga eden bir çift ezmiş üçüncü ve dördüncü küreyi.
Hayallerini düşüren çocuk meydanda koşturarak küreleri toplamaya çalışıyormuş ama hiçbirini yakalayamamış. Her çıtırtı kalbinden bir parça alıp götürüyormuş. Mavi pantolonlu çocuk annesinin elini bırakıp kürelerin peşinden koşmaya başlamış,onları ezilmeden kurtarmak istemiş. Annesi seslenmiş arkasından ama geri dönmemiş çocuk.Bir ağacın altında kırılmamış bir küre bulmuş. Dikkatlice eline alıp hayallerin sahibi çocuğu aramaya başlamış.
O aradığını bulamadan çıtırtılar kesilmiş. İnsanlar yürümeyi bıraktılar sanmış iki çocukta birbiriden habersiz ama meğer kırılacak küre kalmamış. Çıtırtılar kesilir kesilmez şiddetli bir yağmur başlamış. İnsanlar ıslanmaktan korkarak kuru yerlere koşmaya başladıklarında meydan boşalmış. Koca meydanda sadece iki çocuk ve yerdeki kırıklar kalmış.
Hayallerin sahibi çocuk ne yapacağını bilemeden kalakalmış. Aayakları altında hayal kırıklıkları sol göğsünde klap kırığı varmış. Mavi pantolonlu çocuk kalan son küreyi elinde tutarak diğer çocuğun olduğu tarafa doğru koşmuş. ‘’Üzülme, bak hala bi tane kaldı. Hem istersen yenilerini kurmana yardım ederim.’’ demiş. Hayallerini yitiren çocuk sevinçten ne yapacağını bilememiş. Kalan son küreyi eline almış ve bu sefer mutluluktan dolan gözlerle bakmış mavi pantolonlu çocuğa. O yağmurun altında, kırıkların üstünde beraber yeni hayaller kurmuşlar ve hayatlarının geri kalanı boyunca birbirlerinin kırıklarını onarmaktan hiç vazgeçmemişler.
O kırılmadan kalan son hayali gerçek olmuş çocuğun. İyi bir arkadaş hayali varmış o kürenin içinde…
