Küçük kızın gülücük sesleri hala kulaklarımda yankılanıyordu. Bugün yürüyüşe çıktığımda oyun alanının yanından geçerken görmüştüm onu. Dört veya beş yaşlarındaydı, uzun sarı saçları rüzgarla uçuşuyor, babası onu yukarı atıp tuttukça gülüşü bütün parkı renklendiriyordu. Güneşin yavaş yavaş battığı sakin bir ikindi vaktiydi. Durup babası ile kızı uzaktan izledim biraz. Babası küçük kızının artık yorulup eve dönmek istediğini söyleyene kadar onunla oynadı. Sonra da el ele tutuşarak nasıl eve gittiklerini seyrettim. Baba kızına gülümsüyordu, kız da zıplaya zıplaya babasının yanında durmadan bir şeyler anlatıyordu…
Aradan saatler geçmişti ama onun gülüşü hala kulaklarımda çınlıyordu. Bana unuttuğum bir şeyi hatırlatıyordu sanki. Onları izlerken ne kadar huzurlu hissetmiştim kendimi. Önümdeki yazıyı bırakıp sandalyeme bıraktım kendimi. İş sebebiyle çok uzun süre evde tıkılıp kaldığım düşündüm bir an. Belki uzun süre sonra tekrar kendimi dinlemeye vaktim olduğu için etkilemişti beni kızın manzarası bu kadar.
Doğrulup tekrardan masaya yöneldim. Bilgisayarda her zaman olduğu gibi editleyecek bir kitabın word dosyası açıktı. Editörlüğünü yapmam gereken genç bir yazarın kitabı ayrıca sıkıyordu beni. Abartılı fantazilerle dolu, gerçeklerden fersah fersah uzak bir hikaye önümde duruyordu. Gerçekleşmesi mümkün olmayan olaylarda insan karakterlerle aynı duyguları hissetmiyordu. Ancak içeriğini yorumlamak benim görevim değildi, sadece yazarın kendini daha iyi ifade edip kitabın daha anlaşılır olması için neler yapması gerektiği konusunda yardım etmem gerekiyordu. Kitabın konusu hakkındaki tüm yorumları ötelemeye çalıştım önümdeki belgeyi okumaya devam etmek için. Sonra da dikkatimi bugünlük toplayamayacağımı anladım ve belgeyi kapattım. Bir uğraş arayan gözlerim kütüphaneme kaydı. Bir yazardım ayrıca. Yazdığım kitaplar iki rafı dolduruyordu ama hala daha anlatacak çok şeyim varmış gibi geliyordu.
Romanlarımın hepsi tanıştığım insanların hayat hikayelerinden esinlenmişti. Onların nasıl hissettiklerini hayal edip hem onların düşüncelerini hem de neler yaşadıklarını kağıda dökmeye çalışmıştım. Hikayelerin asıl sahipleri okuduklarının kendi hisleri ile ne kadar uyuştuğunu söylemişlerdi. Yeterince bilgiye sahip olunca biraz empati yapabiliyordu işte insan. İyi bir dinleyici olarak hakkında kitabını yazdığım her kişi ile uzun zaman geçirmiş, çok çeşitli hayat hikayeleri dinlemiştim.
Ne yapsam diye düşünürken onun gülüşünü tekrar duydum. ‘Acaba küçük kız hakkında kısa bir hikaye mi yazsam?’ diye düşündüm. Daha başlamadan sonucu merak ettiğim bir metni yazmak için yeni bir belge açtım. Bu sefer ilk defa birisi hakkında bir şey bilmeden yazmaya karar vermiştim.
Birkaç farklı giriş cümlesi yazıp en çok hoşuma gidenin üzerinden devam etmeye karar verdim. Kızın gündelik hayatını biraz anlatarak başlamak iyi bir fikir gibiydi. Sabah ne düşünerek uyanıyor, ne düşünerek uykuya dalıyordu? Acaba gün boyunca ne geçiyordu büyük dertleri ve sorumlulukları olmayan bir çocuğun aklından? Gün boyunca bitmek bilmeyen soruları ve hayalleri nelerden esinleniyordu? Yazmaya devam ettikçe bir çocuğun gözünden hayatın betimlemesinin ne kadar zor olduğunu fark ettim. Yıllardan beri yetişkinlerin karışık dünyasına ve onların yaşadıkları zorluklara o kadar odaklamıştım ki…
Hiçbir giriş istediğim gibi olmadı. Hepsi nedense derin bir hikaye ile başladı. Kendi çocukluğumu düşündüm, hatırlamakta zorlanıyordum. Ona, o mutluluğu hak ettiren bir sebep ya da acıklı bir geçmiş uydurmaya çalışıyordum. Oysaki sebepsiz yere mutlu olabilmeyi bilenler değil miydi çocuklar?
Editlemem gereken kitaptaki fantastik hayaller tekrar aklıma geldi. Sanırım bazenleri sınırların dışında düşünmek gerekiyordu. Gözümü kapatıp düşündüm. Hayaller… Hayalleri süslüyordu onların zihnini. Daha hayatı deneyimlemiş masum zihinleri küçük şeylere mutlu olmalarını sağlıyordu. Bunun ne büyük bir nimet olduğunu anlamıyoruz oysaki çocukken.
Anılar canlandılar gözümün önünde. Cesur bir şövalye olup ejderhalarla savaştığım günleri hatırladım. Kendimi futbol yıldızı, pilot, havalı bir itfaiyeci olarak hayal ettiğim günler bir anda gözümün önünde canlandılar. İstemsiz bir gülümseme yayıldı yüzümde. Bir çocuğun gülümsemesi baştan beri bunu hatırlatıyordu bana belki de…
Moody – Hayattan Kısa Bir Kesit
