Sevgili Kelebek,
Uzayıp giden yolun arkasından daldığım düşüncelerim sanki cama yansıyordu. Gözlerim gördüklerimden çok fikirlerimde gezinirken elimi uzatıp radyoda çalan müziğin sesini biraz daha açmıştım.
Evet bugün sana hayatımdan bir günü anlatacağım. Daha öncesinde hiç mutlu bir anımı yazmadığımı fark ettim ve bu senin gibi iki günlük ömrü olan bir dostuma acımasızlık olurdu.
Yürümeye çalıştığım yola çıkarken arkamı yasladığım insanlar sayesinde yüzümden gülümsemem asla eksik olmazdı. Her şeyde onlarla vakit geçirir, günlerimi onlara adardım. Biz beraber çok mutluyduk kelebek. Senin güzelliğinin farkında olmadan kanatlarını çırpman gibiydi hayatım onlarlayken.
Sonra kanatlarımı kestiler…
Acımadan…
İyi olacak mı olmayacak mı diye sormadan kestiler benim nefes kaynaklarımı…
Bu yüzden bir daha gülemedi yüzüm, kıvrılamadı dudaklarım.
Bu yüzden yazamadı parmaklarım sana mutlu anılarımı, sevinçten çığlık attığım tarihlerle dolu sayfaları.
Üzgünüm sevgili kelebek. Çünkü bu mektubumla da seni mutlu edemedim.
İstedim ama yapamadım.
Belki diğer mektubumda…
Belki sen yeniden doğduğunda…
Sevgilerle,
Hala umudunu yitirmeyen dostun.
