ben şehirden dağlara kaçmadım hiç
orada bir yerde köyüm de olmadı
dedemin bir bağı vardı imamlık görevini yaptığı
gidilirdi bazı yaz akşamları ki yılda iki gece eder bu
oturma odasında iki duvara monte edilmiş tahta sedirler
pencereden uzandığında dalından ağzına düşen dutlar
daha fazlası yoktu.
dutlar ve dedem ve Allah ve namaz ve küçücük bir mutfak
sonra gidişler, hastalıktan nefessiz kalmalar
gidişi dedemin bir anda oldu korona zamanında
ben ölümü dedemle gördüm belki de bu yüzden ölüm güzel diyorum
yalnızca zayıflamıştı bedeni
yüzü ve ak sakalı dokunsam belki de sıcacıktı
ölüm bile iyilerin karşısında şapka çıkarıyor olmalıydı.
sorulmamış cevaplar ve verilecek hesap ve ölüm ve acı
kaybolmayı ve yolumu bulma sanatını icra etmeye başladım
bilmediğim bir şehirde ıslandım, kayıp düştüm
yüzümü buruşturdum tam iki hafta her oturuşumda o düşüşün ardı sıra
insanlar geçerken önümden, durmayı ve ağlamayı başardım
annemi aradım çok zorlandığımda ve biraz da onu oyaladım karşı tarafta
açılmayacağından emin olduğum o numarayı tuşladım gün ortasında
yine de başardım ayakta durmayı, denize yabancı şehrin yerlisiydim
öğrendim hangi otobüste ve metrobüs durağında denize akarım bu yabancı şehirde.
istanbul ve yeni yaşantı ve ben ve acı tatlı bir sosa bulanmış hayatım ve gülhane
dağa kaçmadım hiç şehrin gürültüsünden ya da pisinden
çünkü hayatım bir dağ tırmanışındaymışım gibi
biraz dik biraz kaygan lakin manzarası güzel olan
sariincir – Acı Tatlı Bir Sos

beğendim.
BeğenBeğen