Bir öğleden sonrası
Damlalar raylara damlarken eğikti boynu
Parke taşlarının şekliyle oyalanıyordu
Sesi vardı trenin, lakin kendisi yoktu
Titriyordu raylar
Çalılara düşerken damlalar
Parkelerin üstünde duran sayfalara baktı
Parçalanmıştı kağıtlar
Eski mektuplarını hatırladı
Bir adım attı raylara yönelip
Yağmur süratle ıslattı
Direndi gözlerini açık tutup
Uzaktaki sivri çatılara baktı.
Kıvranıyordu rüzgar sesini duyurmak için
Kulağına geldi bir melodi, yalnız sözü yoktu
Şarkı yapıp söylemek istedi
Keşke ne söyleyeceğini bilseydi
Ve geçti dakikalar rüzgar kulağındayken
Kuşlar sivri çatılara vurdu geçti
Kesti yüzünü parçalanmış kağıtlar
Geçti,
Tren geçti…
