“Ay yok ya, iyiyim ben.”
“Emin misin Müslüme Abla, evde değilmişsin gibi açmıyorsun perdeleri? Geçen manava giderken geçtim camın önünden, güneşlikler kapalıydı hep.”
“Temizlik yapıyordum o gün, kurusun diye taktım perdeleri.”
“E kendin mi taktın yoksa? Söyleseydin ben oğlanı gönderirdim, beline dikkat edecektin hani ameliyattan sonra?”
“Bir şey olmadı canım. Hem pazar pazar işi vardır çocuğun.”
“Bak komşular da hiç ses yok senden diyor. Aynur’la tabaklaşıyormuşsunuz, geçen bize güne geldi, dedi senden haftalardır ses yok. Aidat toplanmış sen kapının önündeki saksıya koymuşsun kız niye kapattın kendini bu kadar?”
“Ne kapatması canım? Yine çıkıyorum pazara, işimi görüyorum. İyiyim ben, bunları söylemek için mi aradın beni? “
“Ay abla korktum seni dükkanda görmeyince haftalardır. Hem aklıma kötü kötü şeyler de geldi, mazallah birisi çelmiştir aklını da yanlış bir şey yapmıştır dedim.”
“Kim çelecekmiş benim aklımı?”
“E daha dün valiz gördüm dış kapının önünde böyle tekerlekli! Kimin bu dedim, Müslüme ablanınmış, alacakmış dediler.”
“Hee, benimdir.”
“Abla aklıma kötü şeyler geldi diyorum ya. Ya dedim bunu dolandırıcılar mı aradı? Para mı istediler, ne vardır bu valizin içinde? Neden kapının önündeydi ya valizin?”
“Diyorum ya! Evi temizledim. Valizlere de baktım, onun fermuarı çalışmıyor. Koydum aşağı eskiciler alıp götürsün diye.”
“Sen evi bayağı iyi temizlemişsin.”
“Bahar geliyor canım.”
“Doğru tabii, haklısın. Bayram da geliyor. Birinci gün boş olmazsın da biz çocuklarla mezarlığa gideceğiz ikinci günün sabahı. Sen de gelsen ya?”
“Sizinle köye, mezarlığa mı?”
“Hee, sabah Ahmet götürecek ikindiye dönmüş oluruz inşallah.”
“Yok gerek yok, ben gelmem.”
“E gitmeyecek misin bayramda mezarlığa?”
“Siz gidin canım kiminle gidecekseniz, ailecek. Ben kendim selamlarım ölülerimizi.”
“Vah vah..”
“Ya ne oldu?”
“Sana görünürler mi yoksa abla?”
“Kim görünecekmiş bana?”
“E ölüler,”
“Yok canım daha neler! Tövbe tövbe…”
“Geçen bizim kız senin camından akşam üstü beyaz bir şeyin sallanıp durduğunu söylediydi de aklıma bir kurt düştüydü.”
“Sofra çırpıyormuşumdur.”
“Valla bana hiç yemek yemiyormuşsun gibi geliyor.”
“Saçmalama, yemeden nasıl duracağım, senle telefonda konuşacağım?”
“Hani bizden alışveriş yaptığın mı var, ne aldın ne yiyorsun?’
“Toplu yapıyorum ben alışverişi artık, ondan görmemişsindir.”
“Ya gelip dükkana uğraman için söz alacağım senden, kim bilir haftalardır ne hale gelmişsindir! Bir yüzünü göresim var ama boşver dükkanı, bize gel bak, cuma boş musun?”
“Yok, cuma işim var.”
“Haftasonu biz yokuz, pazartesi boş musun ya?”
“Yok, birini görecem.”
“Sonraki hafta?”
“Değilim.”
“Abla, ben senin yüzünü bir daha göremeyecek miyim sürekli işin var?”
“Ne bileyim, Allah bilir.”
“Kimmiş bu görüşeceğin, ona zamanın var da bize yok?”
“Sen tanımazsın.”
“Güldürme abla beni yaa! Burada bu mahallede nefes alıp veren herkesi tanıdığımı biliyorsun.”
“Bilirim canım, bilmem mi? Burada, yaşayan herkesi tanırsın!”
