İlk ve son kez böyle konuşacağım, yazacağım yani. Aylarımı saran o karabasandan kurtulmam lazım. Üzgünüm Lotte, ama aşk öyle toz pembe değilmiş. En azından bir aşka üçüncü kişi olarak dahil olmaya çalışan benim gibiler için…
Şimdi bu mektubun seni üzmesine izin vermeyeceğine söz ver. Eğer içinde küçük bir tereddüt bile varsa, lütfen hemen kağıtları yırt ve gördüğün ilk ateşe at. Kendimi rahatlatmak için seni üzmeye hakkım yok zira!
Seni o baloda gördüğümde çoktan uyarılmıştım. Aşk demişlerdi bana, iki kişiliktir, Lotte eşini bulmuş zaten, üçüncüsü olmaz demişlerdi, kendini tut demişlerdi de; ben duygularıma hakim olamamıştım. Keşke, o zaman kendimi tutabilseydim, yüzümü çevirebilseydim, seni dansa kaldırmasaydım, sonra da çekip gitseydim de bu acıların hiçbirini yaşamasaydım. Aşık olmadan aşk acısı çekilemez ya, aşık olmamayı başararak her şeyi baştan halledebilirdim.
Ama yapmadım Lotte, yapamadım.
Keşke nişanlın bu kadar tatlı ve iyi kalpli olmasaydı, o zaman belki -bu küçük ihtimale tutunmama izin ver- çok başka olabilirdi. Olur muydu bilmiyorum, ama olabilirdi.
Ama şimdi boş verelim bu ihtimalleri. Wilhelm yeterince çekti benim bu karmaşık düşüncelerimi. Senin de katlanmana gerek yok.
Lafı öyle çok dolaştırdım ki, daha asıl konuya gelemedim bile. Sanırım korktuğum için. Korkup kaçtığım için. Şimdi korkumu, korkularımı bir kenara bırakıyorum.
En kısa haliyle seni sevmeyi bıraktığımı söyleyebilirim. Ama bu öyle üç kelimelik yavan bir cümleyle anlatılamaz. O yüzden izin ver de, uzun uzun anlatayım.
Sevmek, sevdiğinin mutluluğunu istemekse eğer, ben neden varlığımla sana acı çektireyim ki? Benim varlığım senin mutluluğundan bir şeyler eksiltiyorsa, üstelik benim zavallı kalbim bu boşlukları dolduramıyorsa, gitmeliyim ben Lotte. Ama sadece gitmek yetmez. Bir kere gittim ama dayanamadım geri döndüm. Hatırlıyorsun değil mi? Gitmenin ötesinde bir şeyler yapmam lazım. Seni sevmeyi bırakmam lazım.
Ancak seni sevmeyi bıraktığımda seni mutlu edebileceğim. Seni mutlu etmek Lotte, ah bu ne büyük bir hayal. Seven, sevdiğini mutlu etmek için sevmekten bile vazgeçiyorsa, çok seviyordur. Ben de seni bu kadar çok seviyorum, daha doğrusu, seviyordum.
Korkuyorum biliyor musun, bu aşkın ikimizin de ölümüne sebep olacağından korkuyorum. Kendi ölümümün kendi elimden olmasına korkuyorum. Sana zarar vermekten korkuyorum.
Ben kararımı verdim. Seni sevmeyi bırakıyorum. Seni unutabilir miyim bilemem. Ama sana söz veriyorum, bir daha hayatına girip mutluluğuna zarar vermeyeceğim. Eğer yapabilirsen, hayatının bir döneminde ortalıkta görünen genç bir Werther olduğunu unut. Unut Lotte. Bir daha beni düşünme.
Her ne kadar bunları hem yazmak hem de düşünmek acı veriyor olsa da, doğrusu bu Lotte. Ama bu aşkla yıpranan kalbim daha fazlasına dayanamayacak. Bu aşkı ve mektubu burada bitiriyorum. Gideceğim ve kendime içinde senin aşkının olmadığı bir hayat kuracağım.
Ailenle mutlu bir hayatın olsun.
Aşkına üçüncü kişiler bir daha girmesin.
Mutlu ol, Lotte.
Mutlu ol.
Kendine iyi bak ve mutlu ol.
Elveda.
-Werther
