Anılar…
Anılar…
Anılar…
Zihnimde dönüp duran anılar ve yerde yatan ben. Umutsuzluğun açmış olduğu yollar bu sefer farklı kollara ayrılmıştı. Ne yapacaktım bilmiyordum. Sol tarafımda kapısı açık olan balkondan soğuk hava belime vururken içim titredi.
Ağlamamak için sıktığım dişlerimi sigara içmek için serbest bıraktığımda gözümden bir damla yaş yanağımdan süzülmüştü.
Çaresizliği en derinlerimde hissederken olayların nasıl oldu da bu hale geldiğini düşünüyordum.
Ben hangi ara ipleri bu kadar bırakmıştım?
“Ne yapacağım ben?”
Sessiz çığlığım içimde çığ olurken göz yaşlarım sakince akıp gitmeye devam etti.
Bir nefes daha çektiğim sigaramın son kısmını eskimiş parkemde söndürdüğümde beynim durmuş gibiydi. Düşünemiyor, hiçbir şey hayal edemiyordum.
Çalan telefonumla gözlerim ekranda beliren ismi buldu. Hızla telefona atıldığımda karşı taraftan gelecek olan cevabı bekliyordum.
Sessiz bir iç çekiş duyuldu ilk önce. Ardından eklendi.
“O, yaşıyor ama aynısını senin için diyemeyeceğim.”
