Darağacı kurmuşsa gözlerin,
Yani beni unutmuşsa,
İşte sebebi budur mahkûmiyetin,
Sebebi budur firârî gecelerin.
Ki ben değilim bir âsi,
Meczup deseler de inanma, değilim.
b-ı hayât kılınmış sanardım, gözlerin;
Ve gayrısı sürgün sayılmış derdim,
Ve bir nefeslik mühlet verilmişti gönlüme,
Ve sensizlik ölüm cezasına çarptırılmış bilirdim.
Bir akşamüstü darağacı kurmuştu, Gözlerin;
Aldatıldım,
Halbuki onsuz sanki hiç sayıldım.
Ve dahi sürgüne mecbur bırakıldım.
Artık istemem sevgili.
Bir anlık ömür, bin yıllık sürgün,
Ya da gözlerin.
Artık gelemem sevgili;
Artık sevemem,
İstesem de ölemem.
Hükmü verilmişti, ebediyetin;
Ve ben sürgünüydüm, mecburiyetin.
Bir akşamüstü yalnızlığı hâkim havaya,
Evet, bu havayı bile kıskandırdım.
Zirâ ben,
Sensizliğe mahkûm bırakıldım.
Şeb-i yeldâ firarisiyim diye,
Hüküm kılındı geceye,
Bu hükme binaen adım bilindi.
Sürgün gezdiğim her sokak,
Meçhul birkaç adım,
Kaldırım silindi.
Artık puslu gökkuşağım,
Sensiz âmâ sanki gözlerim,
Ezelden ebede sürecek mahkûmiyet,
Ki ben,
Evet ben,
Şeb-î yeldâ firarisiyim…
Hakan Kara – Şeb-î Yeldâ Firarisi
