Müze gezmeyi severim. Gezmeyen sanatçıyı da anlamam. Bencil bir davranıştır bana göre senin gibi olan, dünyanın her yerinden, bambaşka insanların emeklerini görmezden gelmek. Eğer asıldıysa bir resim müzenin duvarına, saatler öteden beni çağırır onu görme arzusu. Tanımadığın birinin elleriyle yaptığı şeye bakıp onu anlamaya çalışmak heyecanlıdır. Kompozisyondan girersin, renklerden çıkarsın. Arkeologlar uğraşadursun, sen sadece gözlerinle bir gizemi, bir tarihi, yaşanmışlıkları ortaya çıkarırsın. Komiktir, çünkü bazen o kadar dalarsın ki yanlış kıyılara vurursun. Heyecanı budur belki, kıpırdamadan kaybolursun.
Ve hakkını kazanmış sanatçıların mahkemesi gibi gelir sergiler. Eğer sergideysen anlaşılmaya müsaitsindir. Yolun yarısı tamamlanmıştır. Belki kapıdan giren birisi bir gün oturur saatlerini harcar resminin önünde. Belki birisi fotoğrafını çeker daha sonra da bakmak için. Belki iki kişi resim hakkında tartışır. Bundan büyük saadet yoktur günlük.
Kimi sanatçılar parlak günleri görmüştür, kimi görmeden ölmüştür. Benim de korkum bu ya, ya kuvvetim kalmazsa bir gün resim yapmaya? Konuşamadığım gibi hakkımı, anlaşılma şansımı da kaybedeceğim. Sonsuz bir suskunluk olacak benimkisi insanların arasında. Fırçalarım küsecek kutusunda. Sahi bir gün açamazsam gözümü, kim ne yapacak can yoldaşlarımı, boyalarımı, kağıtlarımı, kalemlerimi… Bulurlar mı? Alıp satarlar mı? Resimleri bulan asamaz duvarına biliyorum. Çünkü insanlar rahatlatan, güneşli ve yeşil resimlere bakmaktan hoşlanır. Anlamaya kimsenin vakti yok. Ben de peri masalı değilim. Ardarda felaketler görmüş peri masalları ya hızlı bir kapanış yapar ya da başka masallara evrilir. Benim yalnız masalım inatla ayakta. Yalnız koyu renkli ve ağır bir şeye evrildi. Bundandır resimlerimin gökkuşağının renklerini terk etmesi.
Kahverengiyle harmanlı plastik çiçekler çizerim ben. Gerçeğini çizenleri görürüm müzede, özenirim. Benim kırık ve çıkıntılı saplarımın yanında, onların gür yapraklardan sapı görünmeyen çiçekleri vardır. Çiçek canlı değildir, can çiçeklidir. Gerçi sivri fırça darbelerimin sebebi son zamanlarda sallanan ellerim de olabilir. Beni endişelendirmiyor değil ellerimin bu hali. Yine de idare ediyorum, hala aklımdaki resmi kağıda aktarabiliyorum. Bu da büyük bir saadet.
