Uçsuz bucaksız maviliğin ardında saklanıp duran kuşların gün yüzüne çıkmasını beklerken omzumun üzerine çıkmış olan kedimi kucağıma aldım.
Miyavlayıp dururken grimsi tüylerinde parmaklarımı gezdirmek huzur dışında başka bir duygu bırakmıyordu.
Bulutlar geriye doğru çekilirken etrafı maviliğin gizlediği koyuluk kapladı. Günlerdir güneşli olan hava birden kararmış ve yerini… bilinmezliğe bırakmıştı.
Koyu bulutların taşıdığı o umutsuzluktu bahsettiğim.
Kucağımdaki bebeğim bir kere daha miyavladığında yere çömelerek atlamasına izin verdim. Bahçe kapısının yanına koymuş olduğum sütünden içmeye başlarken gök kendini belli etmek istercesine gürledi. İkimizin de gözleri dışarıya çevrilirken ilerleyip perdeyi sonuna kadar çektim.
Hayattaki tüm sıkıntılarımı görmezden gelirken yaptığım gibi…
Perdeyi kapatarak sanki yok olmasını var sayarcasına…
İlerleyip kedimi tekrardan kucağıma alırken arkamı dönüp odadan çıktım.
