Doğduğum büyüdüğüm yerlerden uzaklaştığımdan beri,
Döner kendi içime, sessizce sorardım:
“Nerede bulur ruhum asıl yuvasını?”
Bir ömrü geçireceğim yeri seçebilseydim,
Hangi diyarda, hangi köşede bulurdum o aradığım huzuru?
Uzun süre bulamadım bu soruya bir cevap.
Ta ki bu gece, teheccüd sonrası,
Tesbihimin taneleri arasından kayarken ellerim
“La ilahe illallah” diye inleyen bir tanede, Yaşamak istediğimi fark edene dek…
“Hasbunallahi ve ni’mel vekil” diyen her tanenin,
Kalbimde yankı bulan titreyişinde buldum nihayet evimi.
Dünyanın en mutlu köşesi,
İçimin en derin huzuruyla çarpışan o tanelerde saklıydı.
Kalbimin en hızlı attığı,
Ruhumun ürperdiği,
Mutluluğun zirvesine vardığı tek yer..
İlk tanede kurmuşken yuvamı,
Bir el, diğer tesbih tanesine dokunduğunda,
Oraya taşınmak isterdim,
O titreyiş hiç bitmesin diye.
Her zikrin yankısında, her tanenin titreyişiyle,
Bir taneden diğerine, durmaksızın göç ederdim,
Ve her seferinde,
O dünyanın en güzel hissinde,
Yeniden evimde bulurdum kendimi.
