Zaman geçip gidiyor ve ben camdan trenin geçişini izliyorum. Korktuğumu yeniden fark ettim. Bir gün atölyemde olmamaktan korkuyorum. İnsanlar uğraşları olmadığında insanları takıntı haline getirirmiş; ben insanlardan uzaklaştım ve sanatı takıntı haline getirdim. Sanat bir sözlük haline geldi benim için, tanımadığım bir ülkede kullanmak zorunda olduğum. Korkuyorum bir gün onu kaybetmekten. Özellikle henüz inancım varken sanatın dünyayı kurtaracağına.
Zaman geçiyor, oysa ben de gezmek isterdim o sanatçı gibi, Afrika’yı ve bambaşka yerleri. Oradaki sanatçılarla beraber bir resme bakmak isterdim. Aynı resme bakmak isterdim. Gördüğüm her şeyi resmetmek isterdim çünkü her an yok olabilirler. Rüzgara kapılıp bir toz bulutuna dönüşebilirler. Suya düşüp sonsuza kadar sürüklenebilirler. Görsel hafızam tarafından unutulabilirler. İnsanlar tarafından unutabilirler, ki bu hepsi arasında en vahimi olur.
Eskiyi resmetmek istiyorum. Hafızamızın en renkli ve hayat kokan köşesini, eski tozlu yolları, yamuk duvarları, çiçekli desenlerini ve ağaçları. Evet, artık ağaçlar bile eski. Uzun zaman sonra anladım o günleri neden sevdiğimi; zaman durmuş gibi hissediyordum.
Bir perde görüyorsun tahta bir pencerenin önüne asılmış, temiz ve yeni görünüyor ama büyükannenin annesinden kalmış olabilir. Bir ibrik var köşede, pırıl pırıl ama hepimizden yaşlı olabilir. Dış dünyadaki zaman ilerlemiyor eski yerlerde, eski günlerde. Akışa bırakıyorsun kendini, yuvarlanıyorsun. Sürekli aynı zaman diliminde gibisin; her gün aynı güneş doğuyor, aynı kümese gidiliyor. Her şeye rağmen monoton değil eski hayat. Doğal faktörlerden hemen etkileniyor. Havadan etkileniyor, bahçedeki sudan etkileniyor, gelen hayvandan etkileniyor. Hepsi dört duvar içinde yaşamaya başlayan hayatın bize veremeyeceği özel şeyler.
İşte zaman böyle ipi kopmuş hayvan gibi koşup giderken resim malzemelerimle eski bir hayatın hayaline dalıyoruz. Aklımdaki soru işareti ne biliyor musun günlük? Küçük ben olsa boyalarını odasından çıkarmayı bile akıl edemezdi. Şimdi ise, işte, hepsini yapmak için imkanım var. Üzücü olan hareket edememem. İrademe karşı gelip de ayağa kalkamıyorum. Afrika bir rüya olarak kalıyor ve ben evde oturmaya devam ediyorum. Böyle sanatçı olur mu?
