‘Gözlerin yansıyor soğuk trabzandan
Nefes almıyorum buğulanmasın diye
Güneş gören sebzeler gibi kızarıyorlar
Giderek daha fazla,
Güneşin eksikliğini bilseler de
Seninse buruk saçlarının uçları
Çekirdeğini kaybetmiş bir kabuk gibi
Konuşmuyorsun, bilsen de
Susarken bile sesinin titrediğini
‘Arkamdasın, hiç olmadığın gibi
Halimi görüyorsun,
Biliyorsun duymak istediklerimi,
Son dönüşü kaçırdığımı biliyorsun
Öyle, ama gördün mü?
Başını uzatan çiçeği karın altından
Sonuncu olmadığını, son dönüşün
Dünyanın yuvarlak olduğunu gördün mü?
‘Gözlerini izliyorum.
Haberim olup olmadığını soruyorsun
Gri bulutların ardındaki mavi yüzden
Başımı kaldırmaya inancım kalmamışken
Öyle, ama duydun mu?
Yağmurdan sonra kuşların sesini
Saksılardan su içişini
Şu tepeden yükselen beşerin nefesini?
‘Sesini duyamıyorum.
Kulaklarımda çarpan bir kalbimin sesi
Benden kaçmak isteyişinin
Öfkeyle duvarlarıma vuruşunun
Öyle, ama bilseydin
Bilseydin tam olarak bundan bahsettiğimi
Trabzanı değil, yukarıyı izlerdin
Hiçbir kuşun yalnız uçmadığını görmek için.
