Göğün yüzü

Bir gün uyansanız ve gökyüzü kaybolsa, ne düşünürsünüz? Kıyamet koptu, dünyanın sonunun geldiğini mi sanırsınız? Ya da kapitalistler ona da kısıtlama getirdi herhalde mi dersiniz? Peki ilk anda fark edeceğinize emin misiniz? Ben değilim. Değildim yani. Bir süre önce gökyüzüne ne kadar az bakmaya başladığımı fark ettim. O rahmet ve sevgi ile beni kucaklarken ondan kaçar olmuştum. Bulut benzetmece oynamayalı o kadar zaman olmuştu ki. Göğün başını sonunu, mavisinin tonunu unutmuştum. Hergün başımın üzerinde olan göğüm kaybolmuştu sanki. O an koşarak göğü gören bir yere gittim ve hatırladım. Daha doğrusu yeniden tanıştım onunla. Çünkü yine apayrı bir sima ile karşıladı beni. Ne zaman baksam farklı bulutlar, mavinin daha iç açıcı bir tonu… Unutmayı bırak ezber edemeden değişiyor. Eskiden her baktığımızda farklı bir tablo çıkarırdık ondan.

Bulut benzetmeceyi biliyor musunuz? Çocukken oynardık. Piknik örtüsüne uzanıp her bulutta farklı bir macera yaşardık. Biri aksakallı bir dede, gül bahçeleri, biri korkusuz bir ejderha olurdu. Hiçbir şey bulamadıysak pamuk şeker derdik. Bolca pamuk şeker dolu bir resim çizerdik gözlerimizle. Her biri birbirinden özgür ve tekrar bakması mümkün olmayan resimler aklıma geldiğinde tekrar oynamak istedim, ama artık mümkün değildi sanki. Sanki kağıdım, kalemim, mürekkebim çalınmıştı. Maviler beyazlar doldurduğum ceplerim kan kırmızı ala boyanmıştı. Uzanıp tutuvereyim, ellerimden bulaşan lekeleri sileyim istedim. Hayal gücümün sınırına takıldım kaldım, bir türlü tutamadım onu. Acaba en son ne çizmiştim diye düşündüm. Bu sefer hafızamın sınırlarını zorladım sanki aşabilsem çocukluğa kavuşmak mümkünmüş gibi. Bunun da sonu hüsrandı. Ben bunları düşünürken gün battı, hava karardı.

Yani ben öyle sandım, gece de güne inat bir hayli aydınlıktı. Pirüpak ay ve milyonlarca yıldızla bezelenmişti yüzü, günü kıskandırmak ister gibi bir hali vardı. Peki yıldız saymayalı ne kadar oluyor? Şöyle keyifle oturup gün batımını izlemeyeli? Bugün günün en güzel battığı gün çünkü bir daha aynısı olmayacak. Gün batımının daha etkileyici ve renkli olduğu yerlerin havanın en kirli olduğu yerler olduğunu biliyor muydunuz? Bu yüzden hava kirlendikçe gün şimdiye kadar battığı en güzel hali ile veda ediyor. Sanki hayata veda ederken allar kırmızılar boyanmış bir rüya gibi kayboluyor ufukta.   

Allah bize cennetten bir an; gün batımını verdi ve biz onu kirleterek süsledik. Sonra onun bize günde iki kez bahşettiği bu güzelliği sokaktan geçen bir yabancı veyahut daha fenası, sevmediğimiz bir hasmımızcasına göz ardı ettik. Günü bir daha bu güzelliği ile göremeyecek olduğunuzu düşünün ve unutmamak üzere hafızalarınıza bir portresini kaydedin. Portre çünkü: göğün umarsızca güzel, bir yaz yağmuruna benzer aşık bir yüzü var.

Tanıştığımıza memnun oldum göğün yüzü.

Yorum bırakın