Tek Mevsim Güz

Sevgili Gelincik çiçeğim,

Nasılsın? Beni hiç sorma gelincik, ne desem sensizlik etmez gibiyim. Yokluğunda 28 kere güneş doğdu 29 kere battı. Neredeyse bir ay oldu, bir mevsim değiştirdik. Bu ayın 27si pazar: Sensizlikten hiçbir şey eksilmedi.

Derler ki, bir şehitin düştüğü yerde kırmızı bir gelincik açarmış. Eskiden nereye baksam hayatımda sen vardın ve şimdi hayatımsın gelincik çiçeğim. Sen buradayken sana hiç böyle hitap etmezdim, şimdi bu mektuplarım yanlış geldi sanma. Benim güzel narin daha çiçek açmamış şeker portakalımı, Zezem’i – sana böyle dersem hatırlarsın- kestiler yerinde yüzlerce gelincik açtı. Ben sana çok geç kaldım. Sen benden çok erken gittin. Mezarlar tek kişilik ve benim hayatım ikimiz için. Senden bana kalan son şey şimdi sensizlik. Sensizlik ne büyük devrim, ne yoksun kelime, ne kırık kalp, ne noksan his. Sensizlik üç hece, dokuz harf, kökü sen, yanan ben, anlamı derin.

Bana sensizlikle bıraktığın bir diğer şey dizimiz. Bir türlü biz olamasak da bizim dizimiz. Bir dizimiz olmuştu bizim. Ve en sevdiğimiz repliklerimiz, hakkında sabahlara kadar sohbet etmişliğimiz. Ve bir dizimiz olmuştu hiç olmazsa bir kere birlikte izlemek istediğimiz.

Şimdi yeni sezonları çıktı dizimizin senin bundan haberin olmadı. O çok özlediğimiz grup eski günlerine dönmeyi bırak sana veda etmeye bile gelmedi. Senin haberin olmadan bir şarkımız oldu bizim. Sana çalmak için öğrendiğim onca şarkı ve bizim şarkımız… Şimdi hiçbir anlamı kalmadı. Keşke beklemeseydim çalmak için. Ama keşke demeye bile hakkım yok. En azından bir şansımız olsaydı kaybetmek için. O bile olmadı. Bundan haberin var mı bilmem ama biz senle çok uzak düştük; hayalini kurduğumuz biletlerle aşıp, varamayacağımız kadar çok. Ne ben geldim ardından ne sen döndün ardına. Ne kadar zaman geçse kavuşamadık ama bir vadide iki gelincik yanyana açtı.

Sana bu umutlu hayaller ve yapayalnız iki gelinciğin kalabalığı ile veda etmek isterim. Kendine çok çok iyi bak.

Sevgilerimle,

Zezen

Yorum bırakın