Mavi Duvar

Haramiler – Mavi Duvar

İnsanlar denizleri kışın tanıyamıyor, biliyorum. Yaz mevsimi ikindi vakti kumsalı dolduran cıvıl cıvıl sesler yok. Sıcaklık yok. Susamışlık yok damaklarda. Yalnızlık var. Endişe var ve belirsizlik… Fırtınası var denizin. Her dalgayla yediğin bir tokat var yüzüne doğru. Martılar var insanlar yerine. Belki bir iki balıkçı var. Ses yok, gürültü var. Sessiz evin içinde gereğinden sert çarpan bir kalbin gürültüsü. Yankılarla derin bir kuyuya yuvarlanan düşüncelerin gürültüsü. Rüzgarın palmiyeleri döven, dalgaların taşlara çarparak yükselttiği gürültüsü…

Bir de ben varım. Yaz evinin içinde çorapsız ayaklarıyla kendini üşütmeye yemin etmiş ben. Dalgaları izliyorum pencereden. Ne kadar küçük olduğumu hatırlıyorum. Yükselip beni yutuverecek gibi geliyor dalgalar. İnsanlar denizleri kışın görmüyor ki, nasıl tanısınlar? Ahbabım olmuş duvara dayıyorum sırtımı. Sırtım üşüyor. Ellerim de üşüyor, ama bunu henüz onlara söylemiyorum. Öğrenirlerse onlar da başlar düşünmeye. Altından kalkamayız bütün bu gürültünün.

Günde birkaç defa mutfağa gidiyorum. Yıllardır değiştirmediğim çay kışın acı geliyor. Yazın nasıldı hatırlamıyorum. Bir çaydanlık çay demliyorum. Sanki bekleyenim var! Üşüyen bütün hücrelerime inat çay içiyorum balkonda. Burnumda yosun kokusu, paçalarımdan giren ayaz ve gözlerim denizde, sadece çay içmeye çalışıyorum. Keşke mümkün olsa. Yıllar önce okuduğum bir kitap geliyor aklıma. Başlığını hatırlamıyorum. Denize girip kaybolan yalnız bir adamı hatırlıyorum. Sabah kadar beklerim suların içinden çıkacağını bilsem. Sahilde ayak izlerini ararım. Belki ceketini unutmuşsundur yoldan geçerken? Balkonda durup nöbet tutarım başında ve sen geçerken bağırırım ‘Çay var, gel! Bekleme soğukta!’ diye.

İnsanlar birbirlerini de tanımıyorlar, biliyorum.

Kışın kırgın bence dalgalar. Haklılar.


Not: Kullanılan görsel “the red turtle” isimli filmden bir sahnedir.

Yorum bırakın