Meçhule tohum atmak

     Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, develer tellal, pireler berber iken; bundan çok çooook uzak bir gece bir gündüz, hatta iki gece iki gündüzden, hatta ve hatta yıllar ve ışık yıllarından daha uzak diyarlarda; bir sabah veya akşam -hangisi olduğu bilinmez, gökyüzünün olmadığı diyarlarda- başlarına gelebileceklerden habersiz yolculuğa çıkan sekiz yoldaş vardı. Her biri birbirinden renkli sekizli: Özgür Ruh, Cesur, Umudun Serçesi, Melodi, İnşirah Vakti, Gece Yürüyüşü, Umihotaru ve Sirius.
     Kimisi doğduğu ilk günden beri biliyordu bir gün bu yola çıkması gerekeceğini. Kimisi ise kaç gün gideceklerini tahmin bile edemiyordu. Kimisi yıllarını hazırlanarak geçirmişti, kimisi sadece gitti, çıkıp gitti; inanarak gitti. Hepsinin ortak bir noktası varsa o da hiç “gün” görmemiş olduklarıydı. Öyle mecazi bir şeyden bahsetmiyorum; hatta hiç gece de görmemişlerdi. Yanlarına midelerindeki yemeği, yani bugünün yokluğunu, bir bakıma yarının açlığını aldılar ve gittiler. Hepsinin cebinde saklı tek bir şeyi daha vardı: Kimisi için inanç, kimisi için cesaret, umut, şarkı, ferahlık, sanat, denizin ateş böcekleri ve kimisi için de bir liderlik içgüdüsüydü bu. Hem soyut hem somut bu kavramlar kafanızda, “Bunu cebine nasıl koyarsın ki?” diye bir soru işareti oluşturmuş olabilir; masal bu ya, koymuşlar işte. Siz hiç yüreğinizin cebinde birini gizlemediniz mi? Veya telefon kılıfınıza koyduğunuzu unuttuğunuz bir fotoğraf orada öylece durmadı mı? Gerçi Cesur’un cebinde cesaret olsa ne olur, telefonun arkasında unutulan fotoğraf olsa ne olur…
     Böylelikle çıkmışlar yola. Az gitmiş uz gitmiş, dere tepe düz gitmişler ama bir arpa boyu yol alamamışlar. Öyle tek başlarına gidilecek bir yol değilmiş çünkü bu çıktıkları. Sirius bunu düşünürken karşılarına bir dağ çıkmış; ben diyeyim Kaf Dağı, siz deyin Everest Tepesi. Sağa bakmışlar dağ, sola bakmışlar dağ… Öyle yanından yöresinden aşılacak gibi de durmuyormuş. O sırada bir yabancının onlara doğru yaklaştığını görmüşler. Sirius “İletişim kuralım,” demiş, Cesur “Tehdit edelim.” Özgür Ruh “Muhatap olmayalım,” demiş. Melodi dağın heybetinden gözünü alamayarak ümitsiz bir türkü çığıracakken, Umudun Serçesi yabancıyla konuşmaya gitmiş.


Devam edecek..

Güneşe yolculuk serisi, Bölüm 1: meçhule tohum atmak

Yorum bırakın