Gölgeye Mektuplar – 3

Sevgili Gölge; Bu sabah bisikletimin sepetine bir demet ortanca bıraktım, sen gelip al diye. Ve sanırım gelip aldın, çünkü işten dönerken tekrar baktığımda sepet boştu.  O ortancaları seçmek için çok uğraştım biliyor musun, çiçekçide uzun süre bekledim. Hangi demetin daha güzel olduğuna karar veremedim. Tam vazgeçip başka bir çiçekçiye gideceğim sırada, rafın en arkasında küçük bir buket gördüm. Soluk pembe renkli ortancalar ve beyaz bir … Okumaya devam et Gölgeye Mektuplar – 3

Barış

“Başlıyoruz. İçeriden boya kasasını al da gel!” İkinci günümdü. Parmaklarımı katlatarak içeri diyerek kastettiği malzeme odasına girip içi boyalı kavanozlarla dolu olan kasayı aldım. Odanın kapısını dirseğimle kapatıp kasayı onun yanına, çalışma masasının önüne getirdim. Bir boyalara bir de masadaki tekneye baktım, “Bu dün yaptığınızdan daha farklı görünüyor.” “Evet,” diye cevap verdi. “Bu ebru sanatı. Önce suyun üstüne serpiyoruz renkleri, daha sonra kağıda geçiriyoruz.” Önlüğünü … Okumaya devam et Barış

Urgan İpliği

Bağımlılık neydi? Neden bağımlı olurdu insan? En önemlisi de bu şeylerden kurtulmak neden bu kadar zor olurdu? Bir kahveye olan bağımlılığımızı düşünelim mesela. Günde su içer gibi kahve içerken ister istemez vücudumuz bu duruma karşı çıkardı ya da herhangi bir sosyal medya hesabında takılırken günlük hayattan koptuğumuzda beynimiz uyarı gönderirdi. Ama bunları umursamazdık. Günler geçer giderken bunlar alışkanlık halinden çıkar bağımlılık olurlardı. Adeta dönüp duran … Okumaya devam et Urgan İpliği

Sen Hep Mükemmelsin

Sen benim için Kaldırım taşlarının arasında açmış bir papatya gibisin. Üzerinde açtığın o beton yığınlarına rağmen, Sen… Sen hep mükemmelsin. Küçük bir çocuk gibisin, İçinde bulunduğumuz zamana rağmen, Beraber yaşadığımız insanlara rağmen, Sen… Sen hep saf ve temizsin. Her şeye rağmen sen hep sensin. Sonsuza kadar saf, temiz ve mükemmelsin Büşra Yalman – Sen Hep Mükemmelsin Okumaya devam et Sen Hep Mükemmelsin

Ya Unutursam

Ya unutursam bir gün Tüm bedenim ona hasta Ruhum onu sayıklarken… Bir sabah kalktığımda, güneş onu hatırlatmazsa. O gün fotoğrafını baş ucuma koymayı da unutmuşsam. Bir anda yüzü silinirse zihnimden. Kokusu sinmiş giysilerim eskir yırtılır ve Bir daha giyemezsem onları. Telefona baktığımda arayamadığım numarası kayboluverirse bir gün. Balkondan yola baktığımda Gülümseyip el salladığı günlerden bir tekini bile hatırlayamazsam. Kapıyı çarpıp evden çıktığımda Esen rüzgar sesini … Okumaya devam et Ya Unutursam

Oradaki

Oradaki! Ben de orada olmak istiyorum. Uçabilir miyim derken ciddi miydin? Endişelenmeli miydim bir öğleden sonra Gülerek pencereden aşağıyı gösterdiğinde? Dünya üzerindeki her konu  Konuşmaya kapanmış gibi Hüzünlü şarkılar dinlettiğinde… Karanlığın ne demek olduğunu Gerçekten bilmiyor musun? Oradaki… Bana bunu sormak istediğine emin misin? Dalga geçtiğini düşünmeli miyim? Kulakların boğulurken uçabilir misin? Beni de götürmek ister miydin? Çok bekledim sanırım, Bu tren birazdan kalkacak. Ne … Okumaya devam et Oradaki

Gölgeye Mektuplar – 2

Yazdığım mektubu aldığını biliyorum artık. Günlerce senden bir işaret, bir yanıt bekledim. Hava hep yağmurlu ve kapalıydı. Belki de gölgeler yağmurlu havaları sevmiyordur. Seninle karşılaştığımız caddeden her geçişte seni bekledim. Şemsiyemi açıp yürürken arkamdan seni hissetmeyi bekledim. Ve bugün cevabını aldım. Mektubumu rüzgara emanet etmiştim, sanırım sen de cevabını rüzgarla gönderdin. Güneş hala ortalıkta yok, sende yoktun. Ama cevabın geldi bugün. Eğer bugün de cevabını … Okumaya devam et Gölgeye Mektuplar – 2

Vuslat

Şu otogar ne anlamlı yer.. ayrılmanın, özlemin, gözyaşının, kavuşmanın, mutluluğun hat safhada yaşandığı tek yer belki de. Mesela; otobüsün camından el sallayıp bir yandan gözyaşını silen çocuk, diğer yanda cebindeki sigara paketinden bir sigara çıkarıp yakan gözler dolu bir baba.. beraber büyümüş ama üniversite eğitimleri için yollarını ayırmak zorunda kalan iki dostun vedası, birbirlerine öylece sımsıkı sarılmaları ve yine yanaklarından yavaş yavaş damlayan gözyaşları.. bir … Okumaya devam et Vuslat

Odell

Şarkı söylemek istemişti Odell sadece. Sesini birilerine duyurmak istemişti. Bu hayatta yapabildiğine inandığı tek güzel şey ile övünmek, saygı duyulmak istemişti. Ama işler her zaman olduğu gibi ters gitmişti. Daha çok küçük bir çocukken kabullenmişti ailesinin gözdesi yerine kuklası olduğunu. Ardından gelen kardeşlerine örnek olmak için olgun davranmaya çalışarak mahvetmişti çocukluğunu. Geriye dönüp hoşçakal bile diyememişti ve bundan da sorumlu tutulmuştu. Ağlamak isteyip ağlayamamıştı Odell. … Okumaya devam et Odell

Balıklar Ağlamaz

Yine bir gün güneş doğduğunda ve odaya dolan ışıkla etrafı net görebildiğinde her zamanki garip yerinde olduğunu anladı. Her seferinde bu arkası görünen ama bir türlü geçilemeyen yerde başlıyordu gününe.  Her gün onu garip şekilli kırıntılarla besliyorlar, kendi aralarında eğlenerek lakap takıyorlar ve yalnız başına burada bırakıyorlardı. Birkaç haftada bir suyunu değiştiriyorlar ve onu mutlu ettiklerini düşünerek vicdanlarını rahatlatıyorlardı.  Halbuki bir saniye yüzüne bakan anlayacaktı … Okumaya devam et Balıklar Ağlamaz