Oradaki

Oradaki! Ben de orada olmak istiyorum. Uçabilir miyim derken ciddi miydin? Endişelenmeli miydim bir öğleden sonra Gülerek pencereden aşağıyı gösterdiğinde? Dünya üzerindeki her konu  Konuşmaya kapanmış gibi Hüzünlü şarkılar dinlettiğinde… Karanlığın ne demek olduğunu Gerçekten bilmiyor musun? Oradaki… Bana bunu sormak istediğine emin misin? Dalga geçtiğini düşünmeli miyim? Kulakların boğulurken uçabilir misin? Beni de götürmek ister miydin? Çok bekledim sanırım, Bu tren birazdan kalkacak. Ne … Okumaya devam et Oradaki

Gölgeye Mektuplar – 2

Yazdığım mektubu aldığını biliyorum artık. Günlerce senden bir işaret, bir yanıt bekledim. Hava hep yağmurlu ve kapalıydı. Belki de gölgeler yağmurlu havaları sevmiyordur. Seninle karşılaştığımız caddeden her geçişte seni bekledim. Şemsiyemi açıp yürürken arkamdan seni hissetmeyi bekledim. Ve bugün cevabını aldım. Mektubumu rüzgara emanet etmiştim, sanırım sen de cevabını rüzgarla gönderdin. Güneş hala ortalıkta yok, sende yoktun. Ama cevabın geldi bugün. Eğer bugün de cevabını … Okumaya devam et Gölgeye Mektuplar – 2

Vuslat

Şu otogar ne anlamlı yer.. ayrılmanın, özlemin, gözyaşının, kavuşmanın, mutluluğun hat safhada yaşandığı tek yer belki de. Mesela; otobüsün camından el sallayıp bir yandan gözyaşını silen çocuk, diğer yanda cebindeki sigara paketinden bir sigara çıkarıp yakan gözler dolu bir baba.. beraber büyümüş ama üniversite eğitimleri için yollarını ayırmak zorunda kalan iki dostun vedası, birbirlerine öylece sımsıkı sarılmaları ve yine yanaklarından yavaş yavaş damlayan gözyaşları.. bir … Okumaya devam et Vuslat

Odell

Şarkı söylemek istemişti Odell sadece. Sesini birilerine duyurmak istemişti. Bu hayatta yapabildiğine inandığı tek güzel şey ile övünmek, saygı duyulmak istemişti. Ama işler her zaman olduğu gibi ters gitmişti. Daha çok küçük bir çocukken kabullenmişti ailesinin gözdesi yerine kuklası olduğunu. Ardından gelen kardeşlerine örnek olmak için olgun davranmaya çalışarak mahvetmişti çocukluğunu. Geriye dönüp hoşçakal bile diyememişti ve bundan da sorumlu tutulmuştu. Ağlamak isteyip ağlayamamıştı Odell. … Okumaya devam et Odell

Balıklar Ağlamaz

Yine bir gün güneş doğduğunda ve odaya dolan ışıkla etrafı net görebildiğinde her zamanki garip yerinde olduğunu anladı. Her seferinde bu arkası görünen ama bir türlü geçilemeyen yerde başlıyordu gününe.  Her gün onu garip şekilli kırıntılarla besliyorlar, kendi aralarında eğlenerek lakap takıyorlar ve yalnız başına burada bırakıyorlardı. Birkaç haftada bir suyunu değiştiriyorlar ve onu mutlu ettiklerini düşünerek vicdanlarını rahatlatıyorlardı.  Halbuki bir saniye yüzüne bakan anlayacaktı … Okumaya devam et Balıklar Ağlamaz

B-612’den Çok Uzakta

“Acaba yıldızlar günün birinde herkes kendi yıldızını bulsun diye mi yanıyorlar?” “Belki de yıldızlara kaçıp giden dostlarımızı hatırlamamız içindir.” Yüzümde yılların şaşkınlığının birikmişliği olan karışık bir ifadeyle uzandığım yerden doğruluyorum. Nasıl yani, bu soruya cevap veren insanlar kaldı mı hala? Fil yutmuş boa yılanlarını şapka zanneden ve kutuların içindeki kuzuları göremeyen insanların arasında sıkışıp kaldığımı kabullenmiştim. Her kabulleniş gibi zordu ama bir tilkinin yıldızlara bakmak … Okumaya devam et B-612’den Çok Uzakta

Sevinç Nidaları

Mutluluktan etraflarında dönen insanların arasında bile yalnızken nasıl olur da onların sevinçleri size yansımazdı? Nasıl olur da her durumda olduğu gibi o anda da yalnız olurdunuz? Öyle hissederdiniz. Yıllar önce insanların atalarının söylediği bir söz vardır: Derdini söyle ki derman bulasın ya da sıkıntın neyse anlattıkça azalır. Bizler içimizdeki olumsuzlukları başkalarına anlattığımızda o yükün omuzlarımızdan kalkacağını düşünürdük. Sanki anlattıklarımız bizden alınıp karşımızdakine aktarılacak ve biz … Okumaya devam et Sevinç Nidaları

Veyl Olsun

Küçücük dünyada bulamıyorum onu. Bilincim bir boşluğa alıştı, Boş köşe başlarını aramaz oldu. Ne hoş arayıştı süregelen, Kalabalıkta tek bir çehreyim şimdi. Nefes versen bahar kokardı eskiden, Mumlar sessiz sedasız eridi, Duvarda yazanlar fırtınalarla silindi. Şu küçücük dünyada gördüm, Dönse bile bulamıyor insan yönünü. Yukarı bakıp duran sahnede bir ironi, Kibrit bile yakıyor görmek için önünü. Sonunda bir kaç anı Bir kaç iç çekiş hepsi. Okumaya devam et Veyl Olsun

Yara

Yıllar geçti düşmelerimin üzerindenYaralarımı kabuk bağladı sanmıştımOysaki yanılmışımKanıyormuş aslında yaralarım Dizlerimde kabukları yaralarınAcıyor mu bilmem canım Oturmuş bir kaldırım taşındaBekliyorum sarılır mı yaralarım Bekliyorum… Bilmiyorum… Düşünüyorum nasıl da mutlu insanlarBakıyorum kendimeSonbahar yaprakları gibi sararıyor hayatımDüşüyor dallardan Düşünüyorum… Düşüyorum… Aldatmalarla dolu dört bir yanımAslında alışmıştımAma neden kanıyor yaralarım Aldanıyorum… Alışıyorum… Yaralarla dolu hayatımıAnlamaya çalıştığım satırlarAlışır mı bir insanSarılır mı yaralar Alışır… Sarılır… Ayşegül Deniz – Yara Okumaya devam et Yara

On Bir

Yine akşam oldu Karardı gökyüzü Sen düştün aklıma Gözlerin geldi gözlerimin önüne Ve yanağımdan kayıp giden iki damla yaş düştü mektubumun üstüne  İlk o zaman ağladım senin için  O gece yıldızlar çok belirgindi Seni hatırlattılar bana hep,  Senin o güzel gülüşünü Geceyi sana yazdım ben Masamda fotoğrafların Radyoda en sevdiğin şarkı Her yer sen, her şey sen Seni yazdım o gece Sana olan ömürlük sevgimi … Okumaya devam et On Bir