Kuzey Atlasta Mercan

Sen süzülürken kanatlarını yele bırakıp Akıntıda balık misali Ben suda yansımasına bakar bizim bir şansımız olabilir sanırdım Sen kaptırıp kendini sürüye göç ederken Yansımanla bir okyanuslar aşardım Burada değilse orada ihtimalimiz Varınca anladım ne haddine okyanuslar tatlı su balığının Yüzümü bile dönemem akıntıya Zaten ayıramam da nazarı zülfün telinden Bir kez olsun dönmeyince yüzün bana anladım Benim gözümü alamadığım Benden bi haber Kafamı bir kere … Okumaya devam et Kuzey Atlasta Mercan

Kayboluşa Meyilli Günlük – 3

Kağıdımla kahve içtik bugün. Birinden gördüğüm bir yöntemle kahveyle resim yaptım. Fena olmadı doğrusu. Umarım resimlerimi bir gün günlüğümle birlikte bulur, ve kahveyle boyamamın sebebinin fırçalarımla benim aramdaki kırk yıllık dostluk olduğunu anlarlar. Yine başladı benim mesai; olmuyor işte, içimdeki bu saçma anlaşılma umudu olmadan resim yapamıyorum. Rotasını kaybetmiş araç gibi saçma sapan yol alıyorum yoksa. Bu durumdan çıkmam gerek. Resmimi kuruduktan sonra dosyaların arasına … Okumaya devam et Kayboluşa Meyilli Günlük – 3

Minyatür Birleşmiş Milletler

Ancak ‘Tanrı’nın ülkesine giden yol’ diye Türkçeye çevirebilirdim, eski evimize giden otobüs hattının adını. C2 hattıyla yıllar ve yollar boyu süren yakınlığımızdan sonra aramızda farklı bir bağ oluşmuştu. Artık yollarımızı ayırmış olsak da, kendisini anmak için C2’de tanık olduğum ilginç görüntülerden bahsedeceğim. Bu otobüse binenlerin hedefi ikiye ayrılıyor. Mülteci kampı veya eski askeri lojmanlar. Lojmanlarda da yabancılar çoğunlukta olduğu için otobüste genellikle yerli görmek zor … Okumaya devam et Minyatür Birleşmiş Milletler

Kan ve Koza

Her adımda yankılanır pişmanlıklarım Adını fısıldarken susan nefesim. İhanetin soğuk bıçağı bakışlarında, Eski bir dostun gülüşüyle vurdu beni gizlice. Gözlerim toprak, içim yağmur, Her damla bir yenilgi, bir buruk gurur. Ama yerde uzanmak yetmez bana, Küllerimle savaşırım, sabahında, kanla. Bu yara, bir mühür gibi artık, Beni itekleyen, beni yeniden kuran, Kalbimden sökülen eski bağların, Küllerini savurdum rüzgâra, sonsuzluğa. Geriye kalan ben ve bir avuç kelebek, … Okumaya devam et Kan ve Koza

En Mutlu Anım

Sevgili anneciğim, Şimdilerde beni iyice unuttun Arada bir, bir kızım var benim derdin Gelmez oldu Şimdi aklına da mı gelmez oldum anneciğim? Peki ya kalbine Sevgim de tükendi mi sende? Peki şimdi iki yabancı mı olacağız? Bütün bu hayatımız Doğumun Yaşamım Ve ölümümGüzel günler Güneşli Kötü anlar Almanya Ve beni unutman Geçti mi her şey? Beni sevdiğini unuttun Anlıyorum unutmaya seni en üzen yerden başladın … Okumaya devam et En Mutlu Anım

Kayboluşa Meyilli Günlük – 2

Müze gezmeyi severim. Gezmeyen sanatçıyı da anlamam. Bencil bir davranıştır bana göre senin gibi olan, dünyanın her yerinden, bambaşka insanların emeklerini görmezden gelmek. Eğer asıldıysa bir resim müzenin duvarına, saatler öteden beni çağırır onu görme arzusu. Tanımadığın birinin elleriyle yaptığı şeye bakıp onu anlamaya çalışmak heyecanlıdır. Kompozisyondan girersin, renklerden çıkarsın. Arkeologlar uğraşadursun, sen sadece gözlerinle bir gizemi, bir tarihi, yaşanmışlıkları ortaya çıkarırsın. Komiktir, çünkü bazen … Okumaya devam et Kayboluşa Meyilli Günlük – 2

Ah Biz Böyle Olmasaydık

Sevgili anneciğim, Ne oldu bize böyle Bizi böyle ayıranAramıza giren bu dünyalar Sana beni unutturan Beni sevmemenin sebebi neydiBir akşam üstü o çocuğu çok sevdim diye mi Ben de bir çocuktum anne Bana sevmeyi sen öğretmiştin anne Beni sevmeyi nasıl unutursun? Yoksa senin içten içe hayatını affedemeyişin miydi bizi bu hale düşüren Kendini hiçbir zaman sevememen? Senin sahip olamadığın şeyleri hayatın bana sunması mı, Sen … Okumaya devam et Ah Biz Böyle Olmasaydık

Ölümlü Güneş

Yaz yağmurunun ardından Yüz güldüren ölümlü güneş Ağustosun bir ömürlük böcekleri Sersemliğin, uykusuzluğun zamanı Gölgen bile gelmiyor arkandan Takvim yapraklarını eriten güneş Hayali bir karpuz kokusu burnumda Sıcaktan suya atlıyor kuru yapraklar Ölümlü bir huzur bahçede süren Geldi mi bir sabah çıkan rüzgar Peşinden getirdiği kara bulutlar Dansa kalkıyor yerdeki yapraklar Kapıları camları kapatın Hüzün içeri giriyor Huzur güneşle kayboldu Kaygı her köşeyi fethetti Akıl … Okumaya devam et Ölümlü Güneş

Kendine Yazar

Her şey internette önüne çıkan kalitesiz bir hikayeyi okumasıyla başlamıştı. “Buna da hikaye mi denir?” diye içinden geçirmişti sonra lise edebiyat hocasının -hani herkesin hayatında bir edebiyat hocası olur ya- sözü aklına gelmişti: Yapılan bir işi beğenmiyor musunuz? Oturun ve daha iyisini yapın ama kendi başınıza yapmayı denemeden önce sakın ha söylenmeye ve kusur bulmaya başlamayın! Hikaye kötü müydü? Çok!Bunu söylemeye hakkı var mıydı? Hayır.O … Okumaya devam et Kendine Yazar