Mavisini Yitirmiş Yaşamak

‘Hiç yaşamadan ölenler olacak bir gün.” ve bundan korkmalı insan. Yürüyorum zannedip hiç yürümeden, bir şiiri duyarak okumadan, bir şehre ait olmadan, bir kere dahi mektup yazmadan, zamanı duymadan ölüp gitmekten korkmalı insan. Mavisini Yitirmiş Yaşamak, Ali Çolak’ın 90’ların sonunda yazdığı ama sanki daha dün yazılmış gibi gelip bizi bulan, zamana meydan okuyan kitabı. Kitap okuyucuyla bağ kurmakla kalmıyor, insana neleri özlediğini hatırlatıyor, hayatı yaşamanın … Okumaya devam et Mavisini Yitirmiş Yaşamak

İstisna Tanışma

Buyrun efendim bir sandalye çekin de oturuverin karşıma. Kendimi tanıtmaya geldim size. Siz benim kim olduğumu bilmiyorsunuz. Birileri beni tanıyacak diye ödüm kopuyor da maske üstüne maske takıyorum her sabah evden çıkmadan önce. Benim kim olduğuma dair hiç bir fikriniz yok anlayacağınız. O yüzden oturun karşıma da dinleyin. Bir daha anlatır mıyım bilmem. Anlatsam da bu kadar yüksek sesle bir daha anlatmam. Diceğim o ki, … Okumaya devam et İstisna Tanışma

Kovulan Kuşların Yanan Yuvaları

Önce kuşları kovdular, göçmen kuşları. Kimse duymadı, kimse görmedi. Tüm o göçmen kuşlar bulutlarla ve umutlarla beraber kaybolup giderken ufukta, kimse kafasını kaldırıp da gökyüzüne bakmadı. Halbuki o kadar kalabalıktı ki kovulan kuşlar, şehrin sokaklarına gölge olup düştüler. Ne sokaklar ne de sokakları arşınlayanlar gölgeleri fark etmediler. Birer birer silinip giderken gölgeler kuşlardan geriye boş ve sessiz yuvaları kaldı, onları da talan ettiler. Dişi kuşların … Okumaya devam et Kovulan Kuşların Yanan Yuvaları

Gözlük, Kalem, Kitap ve Öğretmen

Kimimiz ayakta, kimimiz oturmuş ve kimimiz de bulduğu en yakın duvara dayanmış dinliyorduk. Bir gözlüğün anlattığı, en acı ağıtlardan daha derine dokunan hikayeyi dinliyorduk. Bir gözlük, evet evet bildiğiniz gözlük. Mavi köşeli çerçeveleri olan. Hani öğretmenlerin taktığından. Heh işte öyle bir gözlük.  Hiç aklıma gelmezdi bir gözlükten hikaye dinleyeceğim. Ama işte ahir zaman mı derseniz yanlış yüzyılda doğduk mu dersiniz yoksa coğrafya kaderdir mi dersiniz … Okumaya devam et Gözlük, Kalem, Kitap ve Öğretmen

Kendine Yazar

Her şey internette önüne çıkan kalitesiz bir hikayeyi okumasıyla başlamıştı. “Buna da hikaye mi denir?” diye içinden geçirmişti sonra lise edebiyat hocasının -hani herkesin hayatında bir edebiyat hocası olur ya- sözü aklına gelmişti: Yapılan bir işi beğenmiyor musunuz? Oturun ve daha iyisini yapın ama kendi başınıza yapmayı denemeden önce sakın ha söylenmeye ve kusur bulmaya başlamayın! Hikaye kötü müydü? Çok!Bunu söylemeye hakkı var mıydı? Hayır.O … Okumaya devam et Kendine Yazar

Tam Kıvamında

Bu beş kişilik ne küçük ne büyük, ne mutlu ne üzgün bir ailenin kahvaltı sofrasının birkaç cümleye indirgenmiş halidir. Ben AnneDünden makarna arttı. Yanına fasulye yapsam Meryem sevmez ama fasulyeyi de artık pişirmeliyiz, çürüyecek yoksa. Sahi Meryem neden bu kadar sessiz bugün. Acele acele yiyor yumurtasını. Şu kızı bir anlayabilsem. Gönlünü birine kaptırdı da bize açık etmiyor gibi geliyor. Neyse çok da üstüne gitmeyeyim kızcağızın. … Okumaya devam et Tam Kıvamında

Nedimeden Hallice

Dünya evine giren Senin canından canmış Sana düşen rol Nedimeden halliceymiş Gidemeyen olmak sana düşmüş Sen hayallerinle beraber düşmüşsün Gerçek hayatta ve hatta rüyada Olmak üzere üçer defa Defalarca düştüğün ve kaçtığın günün Hikayesine hiç girmeyeceğim Zira biz seni kovaladık Haftalarca sen kaçtın biz kovaladık Sonra bir çay bardağına takıldık kaldık Ben mutfakta çayın demini akıtırken Sen içini boşaltmışsın Bardak ve kaşık bağırmaya başlamış Benim … Okumaya devam et Nedimeden Hallice

Kayıp Oyuncaklar

Bir avuç çocukla birkaç avuç yetişkinlermiş. Birileri ışıkları kapatmış. Karanlık çökmüş. Göz gözü göremez, birbirine güven veremez olmuş. Birbirine tutunan eller kopmaya başlamış. O karanlığın içinde ne kadar arasalar da birbirlerini tekrar bulamamışlar. Hep başka bir elin, başka bir dostun varlığına alışık olduklarından önce afallamış sonra da çökmüşler. Korkmuşlar anlayacağınız. Çocuklar korkmaya zaten alışıkmış. Korkmaya alışık olduklarından çok önemsememişler. Onları asıl korkutacak şey anne babalarının … Okumaya devam et Kayıp Oyuncaklar

Günaydın Efendim

Benimle bir sabaha hoş geldiniz efendim. Sırtınızı arkaya yaslayın ve keyfini çıkarın. İyi seyirler! İşte koridorun sonundaki bu oda benim. Çekinmeyin canım, girin içeri, yabancı değilsiniz. Perdeleri geceden açık unuttuğumdan, çoktan gözünüze çarpmıştır zaten, apartman boşluğuna nazır bir odam var. E zaten apartman boşluğuna bakıyor pencere, perdeleri kapatmaman sorun olmaz zaten, gibi masum düşünceler gelebilir aklınıza ama alışkanlık işte… Can çıkmayınca huy çıkmaz diye boşuna … Okumaya devam et Günaydın Efendim

Mutlu Ol Lotte

İlk ve son kez böyle konuşacağım, yazacağım yani. Aylarımı saran o karabasandan kurtulmam lazım. Üzgünüm Lotte, ama aşk öyle toz pembe değilmiş. En azından bir aşka üçüncü kişi olarak dahil olmaya çalışan benim gibiler için… Şimdi bu mektubun seni üzmesine izin vermeyeceğine söz ver. Eğer içinde küçük bir tereddüt bile varsa, lütfen hemen kağıtları yırt ve gördüğün ilk ateşe at. Kendimi rahatlatmak için seni üzmeye … Okumaya devam et Mutlu Ol Lotte