Kabustan Uyanmak – 1

Ayaklarımı hareket ettirmeme engel olan ağaç dallarından kurtarmaya çalışırken çığlık atmak için yırttığım boğazıma yapraklar tıkanmıştı. Korku buram buram kokarken saç diplerimden alnıma oradan da boynuma doğru yol çizmiş ter damlacıkları uyandığımda gerçek olan tek şey olacaktı. Ama bunun farkına varabilmem için ilk önce uyanmayı başarmam gerekliydi. Hiç daha önce kabuslarınızda kendinizi kontrol etmeyi denediniz mi bilmiyorum ama ben bunu uzun süredir yapıyordum. Zihnimin derinliklerine … Okumaya devam et Kabustan Uyanmak – 1

Durduk Yere

Yağmurlara alışmıştım aslında.Durduk yere,Nerden doğdu bu güneş.Isınacak şimdi içim.Yanıp kavrulacağım ışığıyla.Hiç batmayacakmış gibiBağlanacağım sıcaklığına… Nasıldı güneşli günler?Unuttum.Nasıl yapılıyordu uçurtma?Nasıl koşuluyordu ki kırlarda?Hatırlamıyorum.Nasıl mutlu olunuyordu ki… Kapasam mı gözlerimi?Dönsem sırtımı güneşe.Kara bulutlara haber salsam.Ðönebilirmiyim ki karanlığımaKör olmadan bir an önce… hpwkon – Kör Olmadan Okumaya devam et Durduk Yere

Korkmuyorum

Ölmekten korkmuyorum, Sadece yaşamam gereken şeyleri yaşamadan ölmekten korkuyorum yada yaşamamam gereken şeyleri yaşayıp ölmekten. Birde öldüğüm zaman evcil hayvanlarıma sahip çıkılmamasından korkuyorum.  Öldüğümde unutulmaktan korkuyorum, mezarıma kimsenin gelmemesinden korkuyorum, mezarıma güzel çiçeklerin dikilmemesinden korkuyorum, ama biliyorum ki zamanı geldiğinde unutulacağım, mezarıma gelen kişiler yavaş yavaş azalacak, mezarıma dikilen çiçekler zamanla solup gidecek. Sonra tekrar yapayalnız kalacağım, tıpkı yaşarken olduğum gibi; tek fark artık bu … Okumaya devam et Korkmuyorum

Sürur*

Hani sen bana bir gün,Mutlu olduğunu söylemiştin de Çiçekler açmıştı yüzümde Fırtınalar dinmişti o gün. İşte o zaman içimde,Bir çocuk kaybettiği oyuncağını buldu.İki tren doğru peronda durdu. Hani sen bana bir gün,Hayatın iyi gittiğini söylemiştin deÜşüyen alevler sönmüştü içimdeYıldızlar gülmüştü o gün. İşte o zaman içimde,Bir keman kaçırdığı notayı buldu.İki çift göz aynı anda durdu. Hani sen mutluydun veHani hayat iyi gidiyordu,İşte ben o zaman mutlu olmayı … Okumaya devam et Sürur*

Kralın Tacı

Bugün açan çiçek yok.Mavi gökyüzü de kalmadı.Akan seller varBüyük biraderin camdan baktığı. Raflarda beni bekleyin ütopyalar,Halletmem gereken bir iş varBulmam gereken şey kralın tacıVe bekleyeceğim firavunun böceğini. Bugün akarsular yok.Paslı bir gider borusuyum.En azından bir kimliğim var,Ama vermeyin büyük sözler;Tıkanıyorum! Bugün elimde bir kalem var.Anlaşılmayan kelimeler karalıyorum anlaşılmak için.Ufuktan bir duman yükseliyorVe alev alıyor yüzü ne biçimBiraderin başı yanıyor, üfleyin!Sel oldu diye yağmura küsmeyin. Okumaya devam et Kralın Tacı

Gölgeye Mektuplar – 3

Sevgili Gölge; Bu sabah bisikletimin sepetine bir demet ortanca bıraktım, sen gelip al diye. Ve sanırım gelip aldın, çünkü işten dönerken tekrar baktığımda sepet boştu.  O ortancaları seçmek için çok uğraştım biliyor musun, çiçekçide uzun süre bekledim. Hangi demetin daha güzel olduğuna karar veremedim. Tam vazgeçip başka bir çiçekçiye gideceğim sırada, rafın en arkasında küçük bir buket gördüm. Soluk pembe renkli ortancalar ve beyaz bir … Okumaya devam et Gölgeye Mektuplar – 3

Barış

“Başlıyoruz. İçeriden boya kasasını al da gel!” İkinci günümdü. Parmaklarımı katlatarak içeri diyerek kastettiği malzeme odasına girip içi boyalı kavanozlarla dolu olan kasayı aldım. Odanın kapısını dirseğimle kapatıp kasayı onun yanına, çalışma masasının önüne getirdim. Bir boyalara bir de masadaki tekneye baktım, “Bu dün yaptığınızdan daha farklı görünüyor.” “Evet,” diye cevap verdi. “Bu ebru sanatı. Önce suyun üstüne serpiyoruz renkleri, daha sonra kağıda geçiriyoruz.” Önlüğünü … Okumaya devam et Barış