Sessiz sedasız

Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzzam gibi yavaş yavaş ve yanlızlıktan yiyen kemiren yaralar. İlacı olmayan yaralar – yada çoğu zaman bizim olmadığını sandığımız. Hiç çok yüksek bi ağaçtan düştünüz mü? Dizleriniz, elleriniz yara bere içinde kaldı mı? Acısı hatırınızda mı peki hala? Değildir herhalde – geçmiştir çünkü hem yara hem zaman geçmiştir. Bu biraz basit bir örnek oldu. Peki hiç bütün bir hayatınızı geçirdiğiniz şehire … Okumaya devam et Sessiz sedasız

Düşünce İnsanı

Ne düşüneceğini bilmiyordu. Sayfalarca düşünce vardı aklında. Eski sayfalar, temiz sayfalar, buruşmuş sayfalar, ezilen sayfalar, çekmecelere sıkışmış sayfalar, yakılmış sayfalar, artık orada olmayan sayfalar, matematik defterinin kareli sayfaları ve daha birçok sayfa… Kendine eziyet ediyordu. Bu kadar düşüncenin nasıl üstesinden gelebilirdi… Herkes bu kadar düşünüyor muydu? Yoksa düşünmeyenlerin payı da mı kendine düşmüştü? Sayfalar dolusu düşünce gökten yağarken diğerleri kaçmış olmalıydı. O ise durup hepsini … Okumaya devam et Düşünce İnsanı

Nisan Yağmuru

Bu nisan solan yüzlerce çiçek gibi Sen de mi soldun Sümeyra? Sırtına taşlar dikmiş kader. Kalbine uğramadı değil mi Çok uzaklardaki nevbahar? Ağır parmaklarıyla boğmuş keder. Duysam ben de inanmazdım ama,  Her şey iyi olacaktı Sümeyra… Bir ses duyuldu Adapazarı’ndan. Nisan yağmuru olup taştın gözümüzden O yağmurlarda çırpınan bir avuç insan İçindeki düğümü çözebilecek miydi Sümeyra? Has baharı önce sana gösterdi felek, Bizimse nisan yağmurlarını … Okumaya devam et Nisan Yağmuru

Mahalle Anıları – 2

“Neden bunu yapmalıyız demiştin?”  Bade’nin emin olamayan ses tonuyla birlikte Caner’in gözleri beni bulurken kocaman sırıttım.  “Çünkü çok eğlenceli.” “Ama hiç güvenli deği-“ “Ben yaptım diyorum. Bak hala karşısınızda sapasağlamım.” Bade’yi susturup kendi vücudumu gösterirken Enes arkamdan babamın masasından aldığımız kamerayı kurcalıyordu.  “Hadi ama Caner, amma sızlandın sende. Korkuyorsan söyle Enes yapar.” Caner’in yüzü kızarırken istemsizce bağırdı.  “Ne korkması be! Yapacağım dedim ya.” Bisikletinin kaskını … Okumaya devam et Mahalle Anıları – 2

Dışarıyı İzlerken Benliğini Unutanlar

Yıllar boyunca çabaladığın ama bir süreden sonra vazgeçtiğin kaç tane şey vardı? Sırf umudun yitti diye, ya da canın sıkıldı diye… Mazeretin, mazeret olması için hangi şartlar gerekliydi? Kimse bilmezdi oysa ki. Kendi kurallarımıza göre yazdığımız hayatta bir başımıza savaşırdık. Benliğimizle.  Arkamıza dönüp baktığımızda gördüğümüz o harabe alanı gitgide büyürken tek istediğimiz başarmaktı aslında. Yani gerçeğinde… Ama biz bir hayal dünyasının içinde yaşıyorduk.  Çabalamadan, etrafımızdakilerin … Okumaya devam et Dışarıyı İzlerken Benliğini Unutanlar