Biz Göçmen Kuşlarız

Biz göçmen kuşlarız, demişti büyük kuşlardan biri. “Kış gelmeye başladığında sıcak ülkelere uçarız. Denizleri, dağları, kayalıkları ve vadileri aşarız. Baharı yaşayabileceğimiz yabancı ve uzak bir yerler bulmamız gerekir. Biz istesek de istemesek de bu böyledir. Bu senin ilk göçün olacak, hadi git ve güzelce uyu. Yarın sabaha kanatların hazır olmalı.” Yavru kuş önce anlayamadı neler olduğunu. Yumurtadan çıktığından beri aynı bacadaki aynı yuvada yaşamıştı. Annesinin … Okumaya devam et Biz Göçmen Kuşlarız

Kabustan Uyanmak – 1

Ayaklarımı hareket ettirmeme engel olan ağaç dallarından kurtarmaya çalışırken çığlık atmak için yırttığım boğazıma yapraklar tıkanmıştı. Korku buram buram kokarken saç diplerimden alnıma oradan da boynuma doğru yol çizmiş ter damlacıkları uyandığımda gerçek olan tek şey olacaktı. Ama bunun farkına varabilmem için ilk önce uyanmayı başarmam gerekliydi. Hiç daha önce kabuslarınızda kendinizi kontrol etmeyi denediniz mi bilmiyorum ama ben bunu uzun süredir yapıyordum. Zihnimin derinliklerine … Okumaya devam et Kabustan Uyanmak – 1

Barış

“Başlıyoruz. İçeriden boya kasasını al da gel!” İkinci günümdü. Parmaklarımı katlatarak içeri diyerek kastettiği malzeme odasına girip içi boyalı kavanozlarla dolu olan kasayı aldım. Odanın kapısını dirseğimle kapatıp kasayı onun yanına, çalışma masasının önüne getirdim. Bir boyalara bir de masadaki tekneye baktım, “Bu dün yaptığınızdan daha farklı görünüyor.” “Evet,” diye cevap verdi. “Bu ebru sanatı. Önce suyun üstüne serpiyoruz renkleri, daha sonra kağıda geçiriyoruz.” Önlüğünü … Okumaya devam et Barış

B-612’den Çok Uzakta

“Acaba yıldızlar günün birinde herkes kendi yıldızını bulsun diye mi yanıyorlar?” “Belki de yıldızlara kaçıp giden dostlarımızı hatırlamamız içindir.” Yüzümde yılların şaşkınlığının birikmişliği olan karışık bir ifadeyle uzandığım yerden doğruluyorum. Nasıl yani, bu soruya cevap veren insanlar kaldı mı hala? Fil yutmuş boa yılanlarını şapka zanneden ve kutuların içindeki kuzuları göremeyen insanların arasında sıkışıp kaldığımı kabullenmiştim. Her kabulleniş gibi zordu ama bir tilkinin yıldızlara bakmak … Okumaya devam et B-612’den Çok Uzakta

Balıklar Ağlamaz

Yine bir gün güneş doğduğunda ve odaya dolan ışıkla etrafı net görebildiğinde her zamanki garip yerinde olduğunu anladı. Her seferinde bu arkası görünen ama bir türlü geçilemeyen yerde başlıyordu gününe.  Her gün onu garip şekilli kırıntılarla besliyorlar, kendi aralarında eğlenerek lakap takıyorlar ve yalnız başına burada bırakıyorlardı. Birkaç haftada bir suyunu değiştiriyorlar ve onu mutlu ettiklerini düşünerek vicdanlarını rahatlatıyorlardı.  Halbuki bir saniye yüzüne bakan anlayacaktı … Okumaya devam et Balıklar Ağlamaz

Odell

Şarkı söylemek istemişti Odell sadece. Sesini birilerine duyurmak istemişti. Bu hayatta yapabildiğine inandığı tek güzel şey ile övünmek, saygı duyulmak istemişti. Ama işler her zaman olduğu gibi ters gitmişti. Daha çok küçük bir çocukken kabullenmişti ailesinin gözdesi yerine kuklası olduğunu. Ardından gelen kardeşlerine örnek olmak için olgun davranmaya çalışarak mahvetmişti çocukluğunu. Geriye dönüp hoşçakal bile diyememişti ve bundan da sorumlu tutulmuştu. Ağlamak isteyip ağlayamamıştı Odell. … Okumaya devam et Odell

Belki Hatırlarsın Diye

Daha dokuz yaşındayken koşa koşa gittiğimiz parkta arkadaşlarımla ayrılırdık. Hepimiz farklı farklı oyuncaklara binerken benim favorim her zaman salıncaklar olmuştu. Kendi kendimi sallamaya çalışırken ayaklarımı bir geriye bir ileriye uzatırdım. Bedenimin rüzgardaki hafifliğini hissedene kadar hızlanmaya çalışırken aslında amacımın önümdeki ağacın yapraklarına uzanmak olduğunu fark etmemiştim.  Her sallanışımda ayaklarımı daha da ileriye uzatırken o yaprağa değmeye çalışır ama bunu başaramayacağımı bilmezdim. Çünkü o ağaç gerçekte … Okumaya devam et Belki Hatırlarsın Diye

Bulutların Başladığı Yerde

Bu bir rüya, gördüğümde gözlerim kapalı mıydı bilmiyorum.Bu bir masal, uyumadan önce mi dinledim bilmiyorum. Mavi gökyüzüyle yeşil çimenlerin arasında bir yerlerde karşılaşmışız. Bilmediği şehirde yol soran iki kayıpmışız. Biri hayallerini düşürdüğü köşeyi, diğeri kaçacak bir kuytu arayan iki yabancıymışız. Sanki sen buralardanmışsın gibi ben sana yolumu sormuşum. Bilmiyorum, demişsin. Senin sorduğun adresi de ben bilmiyormuşum. Beraber aramaya başlamışız. Bilmediğimiz yollardan, daha önce hiç geçmediğimiz … Okumaya devam et Bulutların Başladığı Yerde

Merdivenler

Aşağı iniyorum dairenin demir kapısını ardımdan çekip. Asansöre binemiyorum, boğuyor beni asansörler. Tozlanmış gri mermer merdivenlerden inerken hep yaptığım şeyi yapıp adımlarımı sayıyorum. Bir alt kattayım. Her katta tek daire var. Merdiven boşlukları minicik. Bu katı özellikle sevmiyorum çünkü her seferinde burada yavaşlıyorum. Alt komşumuzun kapısının önündeki ayakkabı pazarını aşmam gerekiyor. Her seferinde içeriden sesler duyuyorum. Gece olsa bile, ne gürültülü bir aileler. Sonraki katta … Okumaya devam et Merdivenler

Gürültü Koptu

Arkasından bir gürültü koptu. İçi parçalandı ama dönüp bakmadı. Korktu arkasına dönmeye. Son bakıştan korktu belki de. Korkuları kovaladı onu, var gücüyle koştu. Korkuları onu karanlık ormanlara kadar takip etti.  Durdu ve gözünü kapattı. Bulutları görmek için gökyüzüne baktı. Yapraklar engelliyordu görüşünü. Bulutlara ulaşamayan gözlerini kapattı ve hep yaptığı şeyi hep yaptığı şekilde yaptı. Gerçeklikten hayal kurarak kaçtı. Masmavi bir gökyüzünün altında çimlere uzanmıştı. Yakınlardaki … Okumaya devam et Gürültü Koptu