Rüzgar

İçimde derin bir sıkıntı Ruhumda gizlenmiş hatıralar… Bir rüzgar esse alıp götürse, bütün sıkıntılarımı… İçim yine dalgalı bir karadeniz Kalbimde gizlenmiş umutlar.. Bir rüzgar esse alıp götürse, bütün hayal kırıklıklarımı… Şimdi bir rüzgar esse savursa şansı yollarıma… Sımsıkı tutardım, hiç bırakmazdım Rüzgarın bana hediye ettiği o güzel şansı… Rüzgarla savrulsam ben de, hayal ettiğim o diyarlara… Nilgün Kurnaz – Rüzgar Okumaya devam et Rüzgar

Bu Kadar Güzel Miydi Dünya?

Doldurdum umut keselerimi Ceplerim şıngır şıngır gidiyorum. Otobüs kesse de sesimi, yüreğim çığlık çığlık Haykıramıyorum sağa sola heyecanımı. Ağaçlar el sallıyor gülümseyen yapraklarıyla Sevinçle sırıtıyor kayalar. Bu kadar mavi miydi deniz diyorum Gökyüzü neden bu kadar güzel? Bulutlar dans ediyor Güneşin şarkıları eşliğinde. Yol kenarında çiçekler Eşlik ediyor hoplayıp zıplayarak. Sormadan edemiyorum kendime Bu kadar güzel miydi dünya? Hpqwkon – Bu Kadar Güzel Miydi Dünya? Okumaya devam et Bu Kadar Güzel Miydi Dünya?

Sana, Yaşama ve Ölüme Dair

Seni seviyorum ve güneşi de; Çünkü sen bana ışık. Seni seviyorum ve göğü de; Çünkü sen bana nefes. Hayatı, güneşi, göğü, Çünkü onları sen bildim. Seni seviyorum ve toprağı da Çünkü ben seni toprak gibi kabul ettim. Ve şimdi Sen de sev; Çünkü sana geldiğimde çok geç olacak Ben hayata hayat için sana Ben ölüme ölüm için toprağa Birini sevin çok geç olmadan sevin Toprak … Okumaya devam et Sana, Yaşama ve Ölüme Dair

Söylediğim Sözler

Küçük dünya, büyük dünya, Biraz neşe ve bir sürü bela. Hayal kırıklıkları ile dolu. Sadakatsizlikle. Aşk nadiren hayatta kalır. Nadiren yerine getirilir o dilek, Tıpkı iyi insanların bulunması gibi, Nadiren. Sık düşünürüm Ama pek belli etmem. Kafiye yapmıyorum, niye? Ahenk yok mu kafiye yok diye? Ben bilmiyorum, sen söyle Senin de isteğin cevap vermek mi? Sadakatsiz biri gibi. Fjalet qe them Botë e vogel botë … Okumaya devam et Söylediğim Sözler

Artık Gidemezken Ona

Ona giderken sevinen ayakkabılarımın Kanatlandığı hissine kapıldım hep. Sigaramın dumanı ile uçup gidecekmişçesine, Toprağa ayak basabilmemin zorlaştığı. Öyle ki her gidişimle Coşkun akan bir nehre dönüştü Yosun tutan yüreğim, Hayaliyle dolup taşan ciğerlerim yüzünden. Sanki biliyor gibiydi herkes ona gittiğimi İnsanların yüzlerindeki tebessümü Kavuşmamızı isteyen bir duaya benzetiyordum Huzurla yanlarından geçip giderken. Yoldaki çukurlar bile boynu bükük Özür dilerdi onun yanına giderken Anlardım onları, affederdim … Okumaya devam et Artık Gidemezken Ona

Gün Işığı

Gece karanlık, karanlık yine gökyüzü Ay ışığı, yıldızlar.. Neden bu gece yoksunuz? Karanlığın içinde bir ışık bile yok! Karanlığı sevmiyorum Siyah, simsiyah sanki her yer! Gün ışısa artık, Gün doğsa, güneş doğsa artık.. Hüzün gibi karanlık, Umutsuzluk gibi.. Kimsesizlik gibi karanlık Gece ne olur, git artık.. Gün ışığı, aydınlat dünyamı Güneş, gülümse hayatıma Karanlıklar içinde kalmasın yüreğim Aydınlık sarsın, etrafımı.. Mavi gökyüzü, karanlığa bürünme sakın! … Okumaya devam et Gün Işığı

Narin

Büyümeden büyük dertleri olur Küçük omuzlarında büyük yükler barındırır Küçüklüklerini büyükler yüzünden yaşayamaz Ülkemin çocukları. Küçük hayalleri olur büyük gönüllerinde Yanakları kızarır dillendirdiklerinde Hayalleri zehrolur lakin büyükler yüzünden Mutlu olamaz bir türlü ülkemin çocukları. Küçük parmakları güçsüz Savaşamaz azgın canavarlarla. Küçük çığlıklarını duymayınca büyükler Büyüyemez oldu ülkemin çocukları… Hpqwkon Okumaya devam et Narin

Mısırlı Bir Tesbih Tanesinde

Doğduğum büyüdüğüm yerlerden uzaklaştığımdan beri, Döner kendi içime, sessizce sorardım: “Nerede bulur ruhum asıl yuvasını?” Bir ömrü geçireceğim yeri seçebilseydim, Hangi diyarda, hangi köşede bulurdum o aradığım huzuru? Uzun süre bulamadım bu soruya bir cevap. Ta ki bu gece, teheccüd sonrası, Tesbihimin taneleri arasından kayarken ellerim “La ilahe illallah” diye inleyen bir tanede, Yaşamak istediğimi fark edene dek… “Hasbunallahi ve ni’mel vekil” diyen her tanenin, … Okumaya devam et Mısırlı Bir Tesbih Tanesinde

Kuzey Atlasta Mercan

Sen süzülürken kanatlarını yele bırakıp Akıntıda balık misali Ben suda yansımasına bakar bizim bir şansımız olabilir sanırdım Sen kaptırıp kendini sürüye göç ederken Yansımanla bir okyanuslar aşardım Burada değilse orada ihtimalimiz Varınca anladım ne haddine okyanuslar tatlı su balığının Yüzümü bile dönemem akıntıya Zaten ayıramam da nazarı zülfün telinden Bir kez olsun dönmeyince yüzün bana anladım Benim gözümü alamadığım Benden bi haber Kafamı bir kere … Okumaya devam et Kuzey Atlasta Mercan

Kan ve Koza

Her adımda yankılanır pişmanlıklarım Adını fısıldarken susan nefesim. İhanetin soğuk bıçağı bakışlarında, Eski bir dostun gülüşüyle vurdu beni gizlice. Gözlerim toprak, içim yağmur, Her damla bir yenilgi, bir buruk gurur. Ama yerde uzanmak yetmez bana, Küllerimle savaşırım, sabahında, kanla. Bu yara, bir mühür gibi artık, Beni itekleyen, beni yeniden kuran, Kalbimden sökülen eski bağların, Küllerini savurdum rüzgâra, sonsuzluğa. Geriye kalan ben ve bir avuç kelebek, … Okumaya devam et Kan ve Koza