Mavi Boncuklar – 1

Anılar…Anılar…Anılar… Zihnimde dönüp duran anılar ve yerde yatan ben. Umutsuzluğun açmış olduğu yollar bu sefer farklı kollara ayrılmıştı. Ne yapacaktım bilmiyordum. Sol tarafımda kapısı açık olan balkondan soğuk hava belime vururken içim titredi. Ağlamamak için sıktığım dişlerimi sigara içmek için serbest bıraktığımda gözümden bir damla yaş yanağımdan süzülmüştü. Çaresizliği en derinlerimde hissederken olayların nasıl oldu da bu hale geldiğini düşünüyordum. Ben hangi ara ipleri bu … Okumaya devam et Mavi Boncuklar – 1

Kelebeğe Mektuplar – 6

Sevgili Köpük, Sana bunları yazarken ellerimin titriyor olmasını görmezden gelemiyorum. Yutkunuyorum, belki boğazımda oluşan yumru gider diye. Ama fayda etmiyor, sessizce devam ediyorum sana yazmaya. Bugün, bu zamana kadar verdiğim savaşta yenildim. Her ne kadar sana iyi olduğumu hissettirmeye çalışıyor olsam da… Bugün kaybettim. Bu hayata devam edebilmek için insanın tutunabilmesi gereken şeyler olurdu demiştim sana bir mektubumda. Ben sana tutunmuştum biliyor musun? Her ne … Okumaya devam et Kelebeğe Mektuplar – 6

Kayıt Altında – 1

Kameranın yanıp sönen kırmızı ışığına takılmamak mümkün değildi. Kafamın içinde zaten bir sürü şey dönüyordu, bir de üstüne bu ışık eklenmişti.  Hah! Gülünçtü.  “Salı günü tam o saat aralıklarında orada olduğunun kanıtı elimizde. Ve sen buna dair tek kelime etmemekte kararlısın. Peki, neden?” Kelepçeli ellerim masanın üzerinde dururken odanın ortasında, başımın tam üzerinde, üflesem sallanacak olan ışık tekrar cızırdamıştı. Karşımda beni buraya getirmek için aylarca … Okumaya devam et Kayıt Altında – 1

Kabustan Uyanmak – 2

Her şeyin sonu ölüm derler? Peki ben neden şu an buna inanmıyordum? Ölüm gerçekten de bu kadar abartılacak ve korkulacak bir şey miydi? Parmak uçlarım saçlarımın köklerini soyarken elime takılan kırık bir kökü canımın acısını umursamadan çekip kopardım. Kafamın içi gördüğüm kabuslardan dolayı allak bullakken bu dışına da yansımıştı. Sonuç olarak sürekli dökülen saçları ve bunu engellemek yerine onları daha çok yolan bir ben vardım. … Okumaya devam et Kabustan Uyanmak – 2

Kelebeğe Mektuplar – 5

Suyun üzerinde hareketsiz duran bir köpük gibiyim sevgili dostum. Dokunsalar ağlarım belki, emin değilim. İçim içimi yiyor ama ben yerimden kalkıp kimseye bir şey diyemiyorum. Sanki… Sanki içimdeki kelebek kozasından çıkmaktan korkuyor. Belki çıktığında onu kozası gibi koruyamayacağımı biliyor da çıkmıyordur. Bilmiyorum. Aslında biliyor musun, seninle çok benziyoruz. Sen ne kadar naif ve hassassan ben de bir o kadar hassasım. Yani sana karşı. Gerçeklerimi bilmen … Okumaya devam et Kelebeğe Mektuplar – 5

İntikam Ateşi

Bedenimde yanıp sönen ışıklar… Kafamda çalıp duran ninniler… Hangisine tutunacağıma karar veremezken aşağıya salınan ip tüm dikkatimi dağıtmıştı.  “Elysa! Gitmemiz lazım.” İçine sığındığımız binanın üzerinde gezinen helikopterlerin sesi her şeyi bastırmaya yeterken girdiğim transtan çıkmak düşündüğümden daha zordu. Kolumdaki çipi kontrol edip gösterilen çıkışa ilerlerken yapacaklarımdan emin değildim.  “Bundan emin misin?” diyen arkadaşımın uzattığı bıçağı alırken çıkmış olduğum düzlükteki tüm ışıkları üzerime toplamıştım.  Cevap veremezken … Okumaya devam et İntikam Ateşi

Büyülü El – 1

“Her gün geliyor musun peki buraya?” Saklandığım ağacın arkasına daha da sinirken ayağa kalkıp bana dönen mavi gözlerine bakmıştım. “Sadece seni gördüğümde geliyorum. Yoksa burası çok sıkıcı.” Kapılar açıldı ve pembe gökyüzü sarıya boyandı.  “O zaman burada yaşamıyor musun?” “Benim bir evim yok.”derken üzgün değildi. Ama annem bana evi olmayan insanların üzgün olacağını söylemişti. Yalan mıydı? “Ama…” desem de kafamda çok fazla soru vardı.  “Nerede … Okumaya devam et Büyülü El – 1

Sürgündeki Günler – 2

Gözlerimi dikmiş olduğum duvardan çekmek geçen her saniyede zorlaşırken kafamda çizmiş olduğum soy ağacımız işleri daha da zorlaştırmıştı. Ben Prens Eric Marschald, ikiz kardeşim Prenses Elenior ile sözde işlediğimiz kraliyete karşı suçtan ötürü yerini dahi bilmediğimiz bir kalede tutsak tutuluyorduk. Hoş, buradaki herkes prens olmamdan dolayı istediğim her şeyi yerine getirmekle yükümlü olsalar da ellerimin bağlı olması geri kalan şeyleri silebiliyordu. Kral Zack Marschald… Babam… … Okumaya devam et Sürgündeki Günler – 2

Kelebeğe Mektuplar – 4

Sevgili Kelebek, Uzayıp giden yolun arkasından daldığım düşüncelerim sanki cama yansıyordu. Gözlerim gördüklerimden çok fikirlerimde gezinirken elimi uzatıp radyoda çalan müziğin sesini biraz daha açmıştım. Evet bugün sana hayatımdan bir günü anlatacağım. Daha öncesinde hiç mutlu bir anımı yazmadığımı fark ettim ve bu senin gibi iki günlük ömrü olan bir dostuma acımasızlık olurdu. Yürümeye çalıştığım yola çıkarken arkamı yasladığım insanlar sayesinde yüzümden gülümsemem asla eksik … Okumaya devam et Kelebeğe Mektuplar – 4

Sessiz Çığlık: İçsel Arayıştaki Yalnız Yürüyüş

Sol göğsümün hemen altında yer alan armayı parmak uçlarım okşarken yüzümde yer alması gereken bir gülümseme yoktu. Bulunduğum odada yalnız başıma geçirdiğim 19. dakikaya girerken pencereden gelen dalga sesleriyle başımı o tarafa çevirdim. Yıllarca çalışmam ve ardından gelen başarıların beni bu ana bağlaması gerekiyorken ben kendimi bu manzaraya ait hissetmiyordum. Neden bilmiyordum ama içimde çığlık atıp herkese sarılmak için var olan bölüm ölü gibiydi.  Adım … Okumaya devam et Sessiz Çığlık: İçsel Arayıştaki Yalnız Yürüyüş