Urgan İpliği

Bağımlılık neydi? Neden bağımlı olurdu insan? En önemlisi de bu şeylerden kurtulmak neden bu kadar zor olurdu? Bir kahveye olan bağımlılığımızı düşünelim mesela. Günde su içer gibi kahve içerken ister istemez vücudumuz bu duruma karşı çıkardı ya da herhangi bir sosyal medya hesabında takılırken günlük hayattan koptuğumuzda beynimiz uyarı gönderirdi. Ama bunları umursamazdık. Günler geçer giderken bunlar alışkanlık halinden çıkar bağımlılık olurlardı. Adeta dönüp duran … Okumaya devam et Urgan İpliği

Odell

Şarkı söylemek istemişti Odell sadece. Sesini birilerine duyurmak istemişti. Bu hayatta yapabildiğine inandığı tek güzel şey ile övünmek, saygı duyulmak istemişti. Ama işler her zaman olduğu gibi ters gitmişti. Daha çok küçük bir çocukken kabullenmişti ailesinin gözdesi yerine kuklası olduğunu. Ardından gelen kardeşlerine örnek olmak için olgun davranmaya çalışarak mahvetmişti çocukluğunu. Geriye dönüp hoşçakal bile diyememişti ve bundan da sorumlu tutulmuştu. Ağlamak isteyip ağlayamamıştı Odell. … Okumaya devam et Odell

Sevinç Nidaları

Mutluluktan etraflarında dönen insanların arasında bile yalnızken nasıl olur da onların sevinçleri size yansımazdı? Nasıl olur da her durumda olduğu gibi o anda da yalnız olurdunuz? Öyle hissederdiniz. Yıllar önce insanların atalarının söylediği bir söz vardır: Derdini söyle ki derman bulasın ya da sıkıntın neyse anlattıkça azalır. Bizler içimizdeki olumsuzlukları başkalarına anlattığımızda o yükün omuzlarımızdan kalkacağını düşünürdük. Sanki anlattıklarımız bizden alınıp karşımızdakine aktarılacak ve biz … Okumaya devam et Sevinç Nidaları

Belki Hatırlarsın Diye

Daha dokuz yaşındayken koşa koşa gittiğimiz parkta arkadaşlarımla ayrılırdık. Hepimiz farklı farklı oyuncaklara binerken benim favorim her zaman salıncaklar olmuştu. Kendi kendimi sallamaya çalışırken ayaklarımı bir geriye bir ileriye uzatırdım. Bedenimin rüzgardaki hafifliğini hissedene kadar hızlanmaya çalışırken aslında amacımın önümdeki ağacın yapraklarına uzanmak olduğunu fark etmemiştim.  Her sallanışımda ayaklarımı daha da ileriye uzatırken o yaprağa değmeye çalışır ama bunu başaramayacağımı bilmezdim. Çünkü o ağaç gerçekte … Okumaya devam et Belki Hatırlarsın Diye

Seni Gördüğüm An

Seni gördüğüm an umutla dolmuştu sisli duvarlarım… İlk defa yalnızlığı ben o an hissetmiştim. Etrafımda onca insan varken onların arasında kaybolmuştum sanki. Ufacık kalmıştım, ellerim titremişti. O kadar utanmıştım ki o an ya da korkmuştum. Ama bu iki duyguyu bile ayırt edememiştim. Gözlerim tanıdık birisini arıyordu ama biliyordum kimseyi bulamayacaktım. Çünkü orası yeni bir yerdi benim için ve kesinlikle benim dünyam değildi. İşte tam o … Okumaya devam et Seni Gördüğüm An

Verilen Ama Tutulamayan Sözler

Bırakıp gitmiş miydi ardından onu umutla bekleyen düşlerini? Yaşananların ağırlığından kaçmak bu kadar kolay mı gelmişti gözüne? Kalbimdeki rahatsızlığa kulak vermek istemezcesine, sesimi duyurmaya çalışırken neden gitmiştin ki? Oysa dememiş miydin bunları beraber aşacağız diye? Yaşayamadığım çocukluğum için bana pamuk şeker alırken, serçe parmağını uzatmıştın bana. ”Söz veriyorum.” demiştin.  “Söz veriyorum yaşayamadıkları yaşatacağım sana.” Hepsi mi yalandı? Bir seferinde de sımsıkı sarılmıştın bana yağan yağmurun … Okumaya devam et Verilen Ama Tutulamayan Sözler

Hissizlik vs. Acı

Yaşadığımız hayattaki her bir şeyden kendimize pay biçerken ister istemez duygularımızı arka planda tutup mantığımızla yok alırdık. Bunu bilinçli olarak yapsak da farkına varmazdık, sadece alışkanlık derdik ama aslında tüm her şey bundan daha da karmaşıktı.  Bir insan ruhsal olarak duygularına sahipken duygularıyla yaşamayı öğrenmesi çocukluğunda başlardı. Onlarla büyür, her türlü olayda kendini duyguları ile ifade ederdi.  Ta ki o duygularından birisi ona ihanet edene … Okumaya devam et Hissizlik vs. Acı

Bir Haber …

Tanımadığımız birisinden duyduğumuz bir haber bile ne kadar sevindiriyordu bizi. Umut oluyor, tutunacak bir dal gösteriyordu. İçine hapsolduğumuz belirsizlik kavramından tutup çıkarıyordu biz farkında olmadan. Gülümsetiyordu, geçmişte kalan üzüntülü günlerimize inat olarak. Ama bunlar da gelip geçiciydi. Gelen başka bir haberle bu sefer yerle bir oluyor bütün duygularımız, yaşanmışlıklarımız. Parmaklarımız arasındaki kırmızı balonumuz uçuveriyordu birden. Ucuna bağladığımız umutlarımız bizden uzaklaşıp gökyüzüne tutsak oluyorlardı. Bir daha … Okumaya devam et Bir Haber …