Kelebek

Gözlerim senin o güzel kahverengi gözlerinle buluştuğunda, Zaman duruyordu adeta. Küçük bir çocuk gibi, Her geçen gün daha çok bağlanıyordum sana. İçimdeki sonsuz sevgiyi, Sen bitirdin ikimizi. Zor oldu ama alışıyorum, Günler geçtikçe öldürüyorum içimdeki seni. Aslında her şey bir oyunmuş, Ben ise bu oyunun başrol karakteri. Bir zamanlar seninle anlam bulan hayatım, Şimdilerde anlamsız bir kurgu. Sen benim için hem ilaçtın, Hem de sonsuz … Okumaya devam et Kelebek

Cevher Balığı

Nereden geliyordu bu serinlik, Kum üstündeki bu hareketlilik İtina ile inceledim Vardı sana karşı endişelerim Parlıyordun bir cevher gibi Belli ettin gölün üstünde kendini Lakin yüzüyordun yanlış sularda  Birçok soru var kafamda Ah şu uçurumdan düşse Davranıyordu kafasına göre  Akıntı seni aldırmasın Sen bambaşka bir diyardasın Aldatan bir dünya Cezbeder seni çokça  Uçta rengarenk bir kayalık Yol ise kısacık Bana kastedilen bir işaret Vardı içimde … Okumaya devam et Cevher Balığı

Hasret Ağaçları

Hasret ağaçları sararmış dökülüyor Ümitsiz bir yaprak dalından düşüyor Akıbeti bir esintiye, bir üfürtüye dönüşüyor Rüzgarın nazıyla süzülüp toprağı öpmekte Hasret dağlarına kar yağmış Toprak umutlarına, toprak bulutlarına dokunmuş Ağaçlar görmüş, dalları donmuş Damla damla hüznünü ifade etmekte   Hasret şekil değiştiriyor Kartalın yuvasında, yılanın deliğinde Dili tutuluyor, inzivaya çekiliyor Baharda yeniden canlanmayı beklemekte Okumaya devam et Hasret Ağaçları

Son Ritüel

Danışmada oturuyorum. İlk günümdü stajyer olarak. Bana eşlik edecek çalışanı bekliyorum. Nöbet listesinde adını gördüm, Nalan’mış. Nasıl görünüyordur ki ismi Nalan olan birisi diye düşünürken kapı açıldı. İçeri orta yaşlı bir kadın girdi, “Günaydıın,” danışmaya geldi esneyerek. “Yeni stajyer sizsiniz değil mi?”  “Evet benim. Sen diye de hitap edebilirsiniz.” dedim ama keşke demeseydim. Ben, benden büyüktür diye öyle dedim. Ya yanlış anlarsa ya da kendine … Okumaya devam et Son Ritüel

Papatya Çayı

Kapıdan gelen bir gıcırtı, içeriye dolan taze hava; yeni bir müşteri.  İçeriye mavi elbiseli, sabun kokan genç bir kız girdi. Sanki gözleriyle zarar vermekten korkarcasına hafif bakan gözleri; raflardaki eski kitaplarda, yerdeki halının desenlerinde, yarısı erimiş mumlarda dolaştı. Eskimiş bir ahşaba kazınmış cümleyi okudu: Duygularınıza tercüman oluyoruz.  Dükkanın arka tarafındaki kapıdan yaşlı bir adam çıktı. Beyaz sakalı, kahverengi gömleği, demir çerçeveli gözlüğü ve yarısı dökülmüş … Okumaya devam et Papatya Çayı

Rüyadaki Kadın

Rüyamda bir kadın gördüm Gözleri yerine tüp boyalar saplanmıştı Kadını soğuk salonda gördüm Parmakları benim gibi buz kesmişti Hareket mi ediyordu? Su dalgalandıkça taştan saçlarını savurdu Rüyamda bir kadın gördüm  Bir yabancı kadar tanıdık geliyordu Açık elleri bir şey bekliyordu Kadın önümdeydi  Ben kadının önünde Ve ne yaptığımı bilmiyordum Bekledim  Onunla beraber ve onun yerine bekledim  Su genzimi yakmıyordu, üşümüyordum  Kadın suların bittiği yere, Dalgalanan … Okumaya devam et Rüyadaki Kadın

Mektup

Topladığım deniz kabuklarını saydım Sabit değil mi, gün sonunda yalnızız hepimiz Bu basit mektup, alıcısı yok, bir adrese de ait değil Hayat ellerime çok sebep verdi, ben kendime sus payı bıraktım Anıları doldurduğum bir kutu yaptım İçinde 17 yıl tutsak oldu Hayatıma seni esir seçtim, soluk resimlerin mezarı zihnim Kurtuluş olsa kaçardım, kendimi sigarayla da avutamadım Nefes almak, alamamaktan daha acı verici gelir zaman zaman … Okumaya devam et Mektup

Gölgeye Mektuplar – 4

Merhaba Sevgili Gölge, Seni özlemeye başladığımı fark ettim. Neden hala gelmiyorsun? Ortancalarımı almaya gelmiştin, peki neden benim yanıma da gelmiyorsun? Seni göremesem bile, arkamdaki varlığını hissetmeyi beklemeyi seviyorum ben. Tekrar gel olur mu? Bugün işten dönerken bir şey fark ettim; ben sana işimin ne olduğunu hiç anlatmadım. Benim aslında çok monoton bir işim var. Ama işimi seviyorum çünkü insanlarla konuşmam gerekmiyor. Yapmam gereken tek şey … Okumaya devam et Gölgeye Mektuplar – 4

Okyanus Kokusu

Kalkış saati geçmiş bir tramvay Beni kesiyor uzaktan. Binip binmeme kararsızlığı ile  Yürüyorum hardal rengi kaldırımlarda. Okyanus kokulu lambalar  Hızlandırıyor adımlarımı. Ayrılmak üzereyim Gökyüzü şarkıları söyleyen ağaçlardan. İlelebet akıp gidecekmiş gibi Sonu görülmeyen rayların sonsuzluğu. Çaresizliği yenmek gibi son bir adımla Ya da çaresizce kapılmak akışına Duraksız bir yolculuğun… hpqwkon – Okyanus Kokusu Okumaya devam et Okyanus Kokusu