Gözlük, Kalem, Kitap ve Öğretmen

Kimimiz ayakta, kimimiz oturmuş ve kimimiz de bulduğu en yakın duvara dayanmış dinliyorduk. Bir gözlüğün anlattığı, en acı ağıtlardan daha derine dokunan hikayeyi dinliyorduk. Bir gözlük, evet evet bildiğiniz gözlük. Mavi köşeli çerçeveleri olan. Hani öğretmenlerin taktığından. Heh işte öyle bir gözlük.  Hiç aklıma gelmezdi bir gözlükten hikaye dinleyeceğim. Ama işte ahir zaman mı derseniz yanlış yüzyılda doğduk mu dersiniz yoksa coğrafya kaderdir mi dersiniz … Okumaya devam et Gözlük, Kalem, Kitap ve Öğretmen

Karanlığın Boğduğu Mavilik

Uçsuz bucaksız maviliğin ardında saklanıp duran kuşların gün yüzüne çıkmasını beklerken omzumun üzerine çıkmış olan kedimi kucağıma aldım.Miyavlayıp dururken grimsi tüylerinde parmaklarımı gezdirmek huzur dışında başka bir duygu bırakmıyordu.Bulutlar geriye doğru çekilirken etrafı maviliğin gizlediği koyuluk kapladı. Günlerdir güneşli olan hava birden kararmış ve yerini… bilinmezliğe bırakmıştı.Koyu bulutların taşıdığı o umutsuzluktu bahsettiğim.Kucağımdaki bebeğim bir kere daha miyavladığında yere çömelerek atlamasına izin verdim. Bahçe kapısının yanına … Okumaya devam et Karanlığın Boğduğu Mavilik

Narin

Büyümeden büyük dertleri olur Küçük omuzlarında büyük yükler barındırır Küçüklüklerini büyükler yüzünden yaşayamaz Ülkemin çocukları. Küçük hayalleri olur büyük gönüllerinde Yanakları kızarır dillendirdiklerinde Hayalleri zehrolur lakin büyükler yüzünden Mutlu olamaz bir türlü ülkemin çocukları. Küçük parmakları güçsüz Savaşamaz azgın canavarlarla. Küçük çığlıklarını duymayınca büyükler Büyüyemez oldu ülkemin çocukları… Hpqwkon Okumaya devam et Narin

Mısırlı Bir Tesbih Tanesinde

Doğduğum büyüdüğüm yerlerden uzaklaştığımdan beri, Döner kendi içime, sessizce sorardım: “Nerede bulur ruhum asıl yuvasını?” Bir ömrü geçireceğim yeri seçebilseydim, Hangi diyarda, hangi köşede bulurdum o aradığım huzuru? Uzun süre bulamadım bu soruya bir cevap. Ta ki bu gece, teheccüd sonrası, Tesbihimin taneleri arasından kayarken ellerim “La ilahe illallah” diye inleyen bir tanede, Yaşamak istediğimi fark edene dek… “Hasbunallahi ve ni’mel vekil” diyen her tanenin, … Okumaya devam et Mısırlı Bir Tesbih Tanesinde

Kuzey Atlasta Mercan

Sen süzülürken kanatlarını yele bırakıp Akıntıda balık misali Ben suda yansımasına bakar bizim bir şansımız olabilir sanırdım Sen kaptırıp kendini sürüye göç ederken Yansımanla bir okyanuslar aşardım Burada değilse orada ihtimalimiz Varınca anladım ne haddine okyanuslar tatlı su balığının Yüzümü bile dönemem akıntıya Zaten ayıramam da nazarı zülfün telinden Bir kez olsun dönmeyince yüzün bana anladım Benim gözümü alamadığım Benden bi haber Kafamı bir kere … Okumaya devam et Kuzey Atlasta Mercan

Kayboluşa Meyilli Günlük – 3

Kağıdımla kahve içtik bugün. Birinden gördüğüm bir yöntemle kahveyle resim yaptım. Fena olmadı doğrusu. Umarım resimlerimi bir gün günlüğümle birlikte bulur, ve kahveyle boyamamın sebebinin fırçalarımla benim aramdaki kırk yıllık dostluk olduğunu anlarlar. Yine başladı benim mesai; olmuyor işte, içimdeki bu saçma anlaşılma umudu olmadan resim yapamıyorum. Rotasını kaybetmiş araç gibi saçma sapan yol alıyorum yoksa. Bu durumdan çıkmam gerek. Resmimi kuruduktan sonra dosyaların arasına … Okumaya devam et Kayboluşa Meyilli Günlük – 3

Minyatür Birleşmiş Milletler

Ancak ‘Tanrı’nın ülkesine giden yol’ diye Türkçeye çevirebilirdim, eski evimize giden otobüs hattının adını. C2 hattıyla yıllar ve yollar boyu süren yakınlığımızdan sonra aramızda farklı bir bağ oluşmuştu. Artık yollarımızı ayırmış olsak da, kendisini anmak için C2’de tanık olduğum ilginç görüntülerden bahsedeceğim. Bu otobüse binenlerin hedefi ikiye ayrılıyor. Mülteci kampı veya eski askeri lojmanlar. Lojmanlarda da yabancılar çoğunlukta olduğu için otobüste genellikle yerli görmek zor … Okumaya devam et Minyatür Birleşmiş Milletler

Kan ve Koza

Her adımda yankılanır pişmanlıklarım Adını fısıldarken susan nefesim. İhanetin soğuk bıçağı bakışlarında, Eski bir dostun gülüşüyle vurdu beni gizlice. Gözlerim toprak, içim yağmur, Her damla bir yenilgi, bir buruk gurur. Ama yerde uzanmak yetmez bana, Küllerimle savaşırım, sabahında, kanla. Bu yara, bir mühür gibi artık, Beni itekleyen, beni yeniden kuran, Kalbimden sökülen eski bağların, Küllerini savurdum rüzgâra, sonsuzluğa. Geriye kalan ben ve bir avuç kelebek, … Okumaya devam et Kan ve Koza

En Mutlu Anım

Sevgili anneciğim, Şimdilerde beni iyice unuttun Arada bir, bir kızım var benim derdin Gelmez oldu Şimdi aklına da mı gelmez oldum anneciğim? Peki ya kalbine Sevgim de tükendi mi sende? Peki şimdi iki yabancı mı olacağız? Bütün bu hayatımız Doğumun Yaşamım Ve ölümümGüzel günler Güneşli Kötü anlar Almanya Ve beni unutman Geçti mi her şey? Beni sevdiğini unuttun Anlıyorum unutmaya seni en üzen yerden başladın … Okumaya devam et En Mutlu Anım

Kayboluşa Meyilli Günlük – 2

Müze gezmeyi severim. Gezmeyen sanatçıyı da anlamam. Bencil bir davranıştır bana göre senin gibi olan, dünyanın her yerinden, bambaşka insanların emeklerini görmezden gelmek. Eğer asıldıysa bir resim müzenin duvarına, saatler öteden beni çağırır onu görme arzusu. Tanımadığın birinin elleriyle yaptığı şeye bakıp onu anlamaya çalışmak heyecanlıdır. Kompozisyondan girersin, renklerden çıkarsın. Arkeologlar uğraşadursun, sen sadece gözlerinle bir gizemi, bir tarihi, yaşanmışlıkları ortaya çıkarırsın. Komiktir, çünkü bazen … Okumaya devam et Kayboluşa Meyilli Günlük – 2