Ah Biz Böyle Olmasaydık

Sevgili anneciğim, Ne oldu bize böyle Bizi böyle ayıranAramıza giren bu dünyalar Sana beni unutturan Beni sevmemenin sebebi neydiBir akşam üstü o çocuğu çok sevdim diye mi Ben de bir çocuktum anne Bana sevmeyi sen öğretmiştin anne Beni sevmeyi nasıl unutursun? Yoksa senin içten içe hayatını affedemeyişin miydi bizi bu hale düşüren Kendini hiçbir zaman sevememen? Senin sahip olamadığın şeyleri hayatın bana sunması mı, Sen … Okumaya devam et Ah Biz Böyle Olmasaydık

Ölümlü Güneş

Yaz yağmurunun ardından Yüz güldüren ölümlü güneş Ağustosun bir ömürlük böcekleri Sersemliğin, uykusuzluğun zamanı Gölgen bile gelmiyor arkandan Takvim yapraklarını eriten güneş Hayali bir karpuz kokusu burnumda Sıcaktan suya atlıyor kuru yapraklar Ölümlü bir huzur bahçede süren Geldi mi bir sabah çıkan rüzgar Peşinden getirdiği kara bulutlar Dansa kalkıyor yerdeki yapraklar Kapıları camları kapatın Hüzün içeri giriyor Huzur güneşle kayboldu Kaygı her köşeyi fethetti Akıl … Okumaya devam et Ölümlü Güneş

Kendine Yazar

Her şey internette önüne çıkan kalitesiz bir hikayeyi okumasıyla başlamıştı. “Buna da hikaye mi denir?” diye içinden geçirmişti sonra lise edebiyat hocasının -hani herkesin hayatında bir edebiyat hocası olur ya- sözü aklına gelmişti: Yapılan bir işi beğenmiyor musunuz? Oturun ve daha iyisini yapın ama kendi başınıza yapmayı denemeden önce sakın ha söylenmeye ve kusur bulmaya başlamayın! Hikaye kötü müydü? Çok!Bunu söylemeye hakkı var mıydı? Hayır.O … Okumaya devam et Kendine Yazar

Kayboluşa Meyilli Günlük – 1

O felaketten sonra diye başlamak istiyorum. Felaketin ne olduğunu söylemeyeceğim. Olur da gelecekte günlüğümü bulurlarsa araştırıp öğrenebilirler, çünkü bir ben yaşamadım ve gizli saklı değildi. Yine de bu kalemi elime derin ve karanlık günleri yazmak için almadım. Dediğim gibi, isteyen açıp bakabilir. Gözü olan görebilir ve araştıran bulur. Çok uzakta değil, burnunun dibinde bulur. O felaketten sonra hayatın rüzgarı, ne rüzgarı resmen kasırgasıyla diğerleri gibi … Okumaya devam et Kayboluşa Meyilli Günlük – 1

Bahtımızın Döndüğü Gün ve Bir Resim

Muhteşem Süleyman 1529’da Birinci Viyana Kuşatmasını yaptığında Avrupa; özellikle Hıristiyan merkezli ülke ve halklar çok korkmuştu. Gerçi bütün Avrupa’ya hakim olan Roma, Vatikan’daki Katolik Papa’nın; ülkelere, Kayserlere, krallara ve halka hükmetme ve her şeyi yönetme gücü; Reform ve Rönesans hareketleriyle ağır ağır sarsılmaktaydı. Katolik Kilisesi, halkın ve idarecilerin üzerindeydi ve çok ağır bir yozlaşma, yobazlık ve sömürü düzeni kurmuştu. Tarihi belgelerden öğrendiğimize göre pantolon giyen … Okumaya devam et Bahtımızın Döndüğü Gün ve Bir Resim

Mavi Boncuklar – 2

Kabuslar…Kabuslar…Kabuslar… Üzerinde bulunduğum yatak dışında odada başka bir şey yokken gözlerim sakinleşmek için duvarda sabitlenmişti. Şakaklarımdan köprücük kemiklerime yol alan ter damlasını elimin tersiyle sildiğimde yataktan kalkmak zor gelmişti. “O yaşıyor” demişti. Ama benim için aynısını demeyecekti. Korku, bir kere daha tüm bedenimi sarmaladığında dizlerimi kendime çektim. Hava daha aydınlanmamıştı ve ben günlerdir uykusuzdum. Gözlerim kapanmak için benimle savaşsa da kabuslar peşimi bırakacak gibi değildi. … Okumaya devam et Mavi Boncuklar – 2

Mahalle Anıları – 1

Aşağı mahalleden bağıran teyzenin sesi ne kadar uzaklaşırsak uzaklaşalım hala duyuluyordu. Sanki arkamızdan o da bisiklete atlamış gibiydi. Kaldırımların olmadığı ve arabaların da yolun yarısını kapladığı o dar sokaklardan bisikletlerimizle geçerken hemen yanımdaki kardeşimle göz göze geldik. Az önce bize bağıran o teyzenin yeni yıkamış olduğu çamaşırlarına çamur sıçratmıştık. Ama suç bizim değildi. Yağmurundu. Yağmur yağmamış olsa ne çamur olurdu ne de bizim tekerler kayardı. … Okumaya devam et Mahalle Anıları – 1

Bir Köy Öğretmeninin Eseri

Bir köylü veya bir şehirli çocuğunun, kendi açısından artıları da, eksileri de vardır. Doğayı tanımak, hayvanları bilmek ve hatta onlarla iç içe yaşamak, tabiat olaylarına karşı tedbir almak, sınırlı imkânlarla hayatı devam ettirmek konusunda köylü çocukları; şehirli çocuklardan daha ileridedir. İletişim araçları, teknik araçlar, ulaşım, sanat etkinlikleri, gösteri ve kültürel çalışmalar, müzeler, kütüphaneler, pazarlar, sağlık ve eğitim kurumlarından yararlanma konusunda şehirli çocuklar; köylü çocuklarından daha … Okumaya devam et Bir Köy Öğretmeninin Eseri

Şeb-i Yelda Firarisi

Darağacı kurmuşsa gözlerin, Yani beni unutmuşsa, İşte sebebi budur mahkûmiyetin, Sebebi budur firârî gecelerin. Ki ben değilim bir âsi, Meczup deseler de inanma, değilim. b-ı hayât kılınmış sanardım, gözlerin; Ve gayrısı sürgün sayılmış derdim, Ve bir nefeslik mühlet verilmişti gönlüme, Ve sensizlik ölüm cezasına çarptırılmış bilirdim. Bir akşamüstü darağacı kurmuştu, Gözlerin; Aldatıldım, Halbuki onsuz sanki hiç sayıldım. Ve dahi sürgüne mecbur bırakıldım. Artık istemem sevgili. … Okumaya devam et Şeb-i Yelda Firarisi