Sessiz sedasız

Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzzam gibi yavaş yavaş ve yanlızlıktan yiyen kemiren yaralar. İlacı olmayan yaralar – yada çoğu zaman bizim olmadığını sandığımız. Hiç çok yüksek bi ağaçtan düştünüz mü? Dizleriniz, elleriniz yara bere içinde kaldı mı? Acısı hatırınızda mı peki hala? Değildir herhalde – geçmiştir çünkü hem yara hem zaman geçmiştir. Bu biraz basit bir örnek oldu. Peki hiç bütün bir hayatınızı geçirdiğiniz şehire … Okumaya devam et Sessiz sedasız

Belki Hatırlarsın Diye

Daha dokuz yaşındayken koşa koşa gittiğimiz parkta arkadaşlarımla ayrılırdık. Hepimiz farklı farklı oyuncaklara binerken benim favorim her zaman salıncaklar olmuştu. Kendi kendimi sallamaya çalışırken ayaklarımı bir geriye bir ileriye uzatırdım. Bedenimin rüzgardaki hafifliğini hissedene kadar hızlanmaya çalışırken aslında amacımın önümdeki ağacın yapraklarına uzanmak olduğunu fark etmemiştim.  Her sallanışımda ayaklarımı daha da ileriye uzatırken o yaprağa değmeye çalışır ama bunu başaramayacağımı bilmezdim. Çünkü o ağaç gerçekte … Okumaya devam et Belki Hatırlarsın Diye