Sol göğsümün hemen altında yer alan armayı parmak uçlarım okşarken yüzümde yer alması gereken bir gülümseme yoktu. Bulunduğum odada yalnız başıma geçirdiğim 19. dakikaya girerken pencereden gelen dalga sesleriyle başımı o tarafa çevirdim. Yıllarca çalışmam ve ardından gelen başarıların beni bu ana bağlaması gerekiyorken ben kendimi bu manzaraya ait hissetmiyordum. Neden bilmiyordum ama içimde çığlık atıp herkese sarılmak için var olan bölüm ölü gibiydi.
Adım sesleri yaklaşıp kapımın önünde durduğunda çok beklemeden kapı tıklama sesi duymuştum. Bakışlarımı bugün hırçın olan dalgalardan çekmeden “Gel!“ dediğimde içeriye girmesini en beklemediğim kişi girmişti. Gözleri elbisemin her yerinde gezindiğinde yönümü ona dönmüş ve benim aksime duygu barındıran o mavi gözlerine bakmıştım.
“Herkes seni bekliyor.“ demişti.
Güzel olmuşsun ya da nasılsın dememişti. Üzerimde olan baskıya başka bir şey eklemeyi seçmişti.
“Biliyorum.” derken elbiseme iğnelediğim armayı çıkarıp makyaj masasının üzerine bıraktım. Topuklu ayakkabılarımı da çıkaracakken “Ne yaptığını sanıyorsun sen?“ diyen ablamın sesi sinirliydi. Buradan kaçacağımı anlamış bir şekilde hızla yanıma gelirken kolumdan tuttuğu gibi beni kendine çevirdi.
“Bunca insan içeri seni beklerken böyle korkakça kaçamazsın!“.
“Onlar beni değil, başarımı kutlamak için oradalar.” Bu ben değildim. Asla da olmamıştım diyen iç sesim durumun benim açımdan ne kadar vahametli olduğunu gösteriyordu.
“Yıllarca sen buraya, bu konuma gel diye çabaladık. Karşılığını vermeden…”
“Siz değil, ben!”diyerek hızla sözünü kestiğimde üzerimdeki elbisenin eteklerini avuçlarımda topladım.
“Ben çabaladım, her şeyi ben başardım. Siz sadece benim başarılarımla övünmek için beni tonlarca yükün altında bıraktınız.”
Hayatta devam edebilmemiz için önümüze çıkan seçenekler olurdu.
Ben hiçbir zaman kendimi seçememiştim.
Benim yerime her şeyi onlar seçerken ben, her şeyin arkasında onlara uymak zorunda kalmıştım. Yıpranmıştım, yorulmuştum. Kendime ait dahi hissetmediğim bu şatafatlı ortamda adeta tek başıma kalmıştım. Ama bu son seferdi. Bu sefer önüme sunulan iki seçenekten birisini ben seçecektim. O kapıdan çıkıp arkama dahi bakmadan gidecektim buradan. Kendim için ilk defa bir şey yapacaktım. Özgür olacaktım bundan sonra. Kim ne derse desin bunu yapacaktım.
Ablamın yüzüne dahi bakmadan orayı terk ettiğimde tek gitmek istediğim o hırçın dalgalardı. Bunca zaman bastırmak zorunda kalmış olduğum ruhumun özüne dönmesi için bunu yapmalıydım.
Ayaklarıma batan çakıl taşlarına rağmen yürümeye devam ettiğimde kendimi denizin ortasında bulmuştum. Boyumdan çok büyük bir dalganın geldiğini görmek beni korkutmazken gülümsedim. İlk defa kendimi tatmin olmuş hissederken bunun ölümün kucağında olacağını tahmin etmemiştim.

Dünyada çok acımasız insanlar bulunuyor. Tek istedikleri sadece kendi düşüncelerinin eyleme geçmesi. Oysaki görmek istemiyorlar gerçekleri ya da korkuyorlar bilemiyorum.
BeğenBeğen