Kayboluşa Meyilli Günlük – 6

Utanç duygusunu tanımlayamıyorum günlük. İmkanı olsa tutup keseceğim hayatımdan, bedenimden. Ama insanı insan yapıyor utanç duygusu. Şehir gazetesinin son sayfasını okuduğumda vücudumu saran şeydi, utanç duygusu.  Yaşadığım şehrin hemen dışında, bir gecekondu kasabasında gerçekleşen yangını yazıyordu gazeteler. Benimse gazete olmasa dışarıda gördüğüm sadece iki itfaiye aracıydı. Burnumun dibindekini görmeyip, resim yapmak, gerçek insanları resmetmek için ötelere gittim. Halbuki o gecekondu mahallesini ne görmüştüm ne duymuştum. … Okumaya devam et Kayboluşa Meyilli Günlük – 6

İki Kalp

‘Gözlerin yansıyor soğuk trabzandan Nefes almıyorum buğulanmasın diye Güneş gören sebzeler gibi kızarıyorlar Giderek daha fazla, Güneşin eksikliğini bilseler de  Seninse buruk saçlarının uçları Çekirdeğini kaybetmiş bir kabuk gibi Konuşmuyorsun, bilsen de Susarken bile sesinin titrediğini ‘Arkamdasın, hiç olmadığın gibi Halimi görüyorsun, Biliyorsun duymak istediklerimi, Son dönüşü kaçırdığımı biliyorsun Öyle, ama gördün mü? Başını uzatan çiçeği karın altından Sonuncu olmadığını, son dönüşün  Dünyanın yuvarlak olduğunu … Okumaya devam et İki Kalp

Kayboluşa Meyilli Günlük – 5

Seni sallanarak çirkin bir yazıyla yazıyorum günlük. Yoldayım çünkü. Dönüş yolunda. Sonunda gittim bir kasabaya. Neler gördüm buraya yazsam ne sayfa dayanır ne mürekkep. Yalnız çantalar dolusu resim biriktirdim, bir o kadarını da orada bıraktım. Kendimi önemli bir iş başarmış birisi gibi hissediyorum. Ama hayır, önemli olan ben değilim, önemli ve hazine kadar değerli olan kağıt ve tuvallerin üstündekiler. Ben sadece bir makineyim gördüğümü kağıda … Okumaya devam et Kayboluşa Meyilli Günlük – 5

Zihnimdeki Ayak İzleri

Düşün bak, dokuz sene, koca bir dokuz sene görmemişsin. İletişiminiz kopmuş. Ne kadar acı da olsa, yolda görsen tanımazsın. Bir de ergenlikten sonra insan çok değişiyor tabii. Arasan telefona o mu çıktı yoksa başkası mı, onu bile anlamazsın. Sesine kadar değişmiştir çünkü. Çay içerken aklıma geldi eskilerden birisi. ‘Şimdi ne yapıyor acaba?’nın ardından ‘Yedi yıl önce şu şehre taşındıklarını duymuştum.’ geldi. Sonra durdum, düşündüm. O … Okumaya devam et Zihnimdeki Ayak İzleri

Kayboluşa Meyilli Günlük – 4

Zaman geçip gidiyor ve ben camdan trenin geçişini izliyorum. Korktuğumu yeniden fark ettim. Bir gün atölyemde olmamaktan korkuyorum. İnsanlar uğraşları olmadığında insanları takıntı haline getirirmiş; ben insanlardan uzaklaştım ve sanatı takıntı haline getirdim. Sanat bir sözlük haline geldi benim için, tanımadığım bir ülkede kullanmak zorunda olduğum. Korkuyorum bir gün onu kaybetmekten. Özellikle henüz inancım varken sanatın dünyayı kurtaracağına. Zaman geçiyor, oysa ben de gezmek isterdim … Okumaya devam et Kayboluşa Meyilli Günlük – 4

Çiçekli Çöplük Mezarlığı

Bu bugün bulduğum üçüncü ölü kuş. Çok küçük ve güzel. Kanatlarının üstü açık sarı. Yüzünde siyah çizgiler var ve karnındaki tüyler resmen mavi. Avuç içim kadar, insanın yanına yaklaşmaya kıyamayacağı türden. Ama şimdi cansız ve yerde yatıyor. Kuşun güzelliğini görünce daha da sinirleniyorum kedilere. Peçeteyle tutup kaldırdım kaldırımdan. Sardım biraz. Hala sıcak olan kanı elime bulaştı ve içim bir garip oldu. Bir ağlama geldi. Birkaç … Okumaya devam et Çiçekli Çöplük Mezarlığı

Kayboluşa Meyilli Günlük – 3

Kağıdımla kahve içtik bugün. Birinden gördüğüm bir yöntemle kahveyle resim yaptım. Fena olmadı doğrusu. Umarım resimlerimi bir gün günlüğümle birlikte bulur, ve kahveyle boyamamın sebebinin fırçalarımla benim aramdaki kırk yıllık dostluk olduğunu anlarlar. Yine başladı benim mesai; olmuyor işte, içimdeki bu saçma anlaşılma umudu olmadan resim yapamıyorum. Rotasını kaybetmiş araç gibi saçma sapan yol alıyorum yoksa. Bu durumdan çıkmam gerek. Resmimi kuruduktan sonra dosyaların arasına … Okumaya devam et Kayboluşa Meyilli Günlük – 3

Minyatür Birleşmiş Milletler

Ancak ‘Tanrı’nın ülkesine giden yol’ diye Türkçeye çevirebilirdim, eski evimize giden otobüs hattının adını. C2 hattıyla yıllar ve yollar boyu süren yakınlığımızdan sonra aramızda farklı bir bağ oluşmuştu. Artık yollarımızı ayırmış olsak da, kendisini anmak için C2’de tanık olduğum ilginç görüntülerden bahsedeceğim. Bu otobüse binenlerin hedefi ikiye ayrılıyor. Mülteci kampı veya eski askeri lojmanlar. Lojmanlarda da yabancılar çoğunlukta olduğu için otobüste genellikle yerli görmek zor … Okumaya devam et Minyatür Birleşmiş Milletler

Kayboluşa Meyilli Günlük – 2

Müze gezmeyi severim. Gezmeyen sanatçıyı da anlamam. Bencil bir davranıştır bana göre senin gibi olan, dünyanın her yerinden, bambaşka insanların emeklerini görmezden gelmek. Eğer asıldıysa bir resim müzenin duvarına, saatler öteden beni çağırır onu görme arzusu. Tanımadığın birinin elleriyle yaptığı şeye bakıp onu anlamaya çalışmak heyecanlıdır. Kompozisyondan girersin, renklerden çıkarsın. Arkeologlar uğraşadursun, sen sadece gözlerinle bir gizemi, bir tarihi, yaşanmışlıkları ortaya çıkarırsın. Komiktir, çünkü bazen … Okumaya devam et Kayboluşa Meyilli Günlük – 2