Kahraman

Hep çok korkmuştum bu sorunun cevabından. Korkulası soruymuş hakikaten. Yazarken bile ellerim titriyor ya beni yanlış anlarlar da hızlı bir kararla hapis hayatı yaşamaya başlarsam diye. Aynı Eski Zaman Adamı’na yaptıkları gibi. Ben koydum ona bu ismi. Sebebi sanki eski zamanlardan fırlamış gibi giyinmesi, klas şapkaları ve krem rengi mantosudur. Arkadaşlarla binadan çıkışını izlemeyi çok severdik. Her gün belli bir saati vardı sabah demir kapıdan … Okumaya devam et Kahraman

Güneş ve Ay

14 yaşındaki bana selamlar… Yine saat dokuza geliyordu. Ay, bu sefer umutluydu çünkü dolunay olarak çıkıyordu herkesin karşısına. Bu sefer başarmak istiyordu. Güneşi yenmek istiyordu. Sıkılmıştı ona bağlı yaşayıp küçük olmaktan.  Yılda sadece iki kere insanlar Ay’a hayranlıkla bakardı. O günlerde de Ay, Güneş ile çıkardı ortaya. Beraber olmaları insanların dikkatini çekerdi. Çünkü iki küs kardeş barışırdı sanki.  Ay sadece o günler mutluydu, yoksa kendi … Okumaya devam et Güneş ve Ay

[Da]yanmak

Yeri ıslatan damlalar gibi Kayıp yapraklardan Beyaz kumaşa konulmuş acıları Kayıp insanların Kayıp fısıltıları dökülen çadırlardan “Durun, bir vedam kalmıştı.” İçime atıp beklettiğim vedam Hareketlenirse batar kemik kırıkları “Duracak toprak kalmadı, Yürüyün!” çocuk ve adam Tek gözünü açmak dipsiz bir karanlığa Pis kokulu bir kabusa uyanmak Dayanmak kuru bir ağaca Durmadan Molozlardan bir bakışı anmak İçten dışa yanmak Sadece yanmak Okumaya devam et [Da]yanmak

Sen Ağladığında Saksıdaki Çiçekler Solardı

Sen ağladığında Saksıdaki çiçekler solardı Hem de nasıl solmak Çatalla bakışırdık Kendimi izlerdim daha doğrusu Yansımadan Sana bakamadığımdan Anlatırdın Boğazına batan dikenler yokmuş gibi Anlatırdın ve susmak gelirdi elimizden Elimiz örtünün altında olurdu Ya da çenemizde Çünkü bir yere uydurmak zordu Sen anlatırken batardı gözüme Parmaklarım utanırdı Senden duyduklarından Duvar da bakardı İlginç ama bakışırdınız Biz yokuz gibi Hiç görmediğin bir sahneyi anlatırdın Ani olurdu … Okumaya devam et Sen Ağladığında Saksıdaki Çiçekler Solardı

Benden Bana Benim Hakkımda Bir Mektup

Ekim ayındayız. Sonbaharın eylül olamadığı için dışlanan ayıymış. Eylülde romantik yağmurlar, renkli şemsiyeler, kahveler ve kitaplar varmış. Öyle diyorlar. Asla öyle hissetmedim. Kasımda doğdum. Kasım hiç sonbahar gibi gelmedi, benim için yıl yaz ve kış olarak ikiye ayrılıyor. Yaz yaklaştıkça seviniyorum. Aylar o kadar hızlı geçiyor ki bırak ekimi, eylülü, yılbaşına ne zaman nasıl giriyoruz onu bile anlamıyorum. Aylara verilen değer çok farklı, mevsimler çok … Okumaya devam et Benden Bana Benim Hakkımda Bir Mektup

Geçti

Bir öğleden sonrası Damlalar raylara damlarken eğikti boynu Parke taşlarının şekliyle oyalanıyordu Sesi vardı trenin, lakin kendisi yoktu Titriyordu raylar Çalılara düşerken damlalar Parkelerin üstünde duran sayfalara baktı Parçalanmıştı kağıtlar Eski mektuplarını hatırladı Bir adım attı raylara yönelip Yağmur süratle ıslattı Direndi gözlerini açık tutup Uzaktaki sivri çatılara baktı. Kıvranıyordu rüzgar sesini duyurmak için Kulağına geldi bir melodi, yalnız sözü yoktu Şarkı yapıp söylemek istedi … Okumaya devam et Geçti

Sonra Kayboldu Müslüme Abla

“Ay yok ya, iyiyim ben.” “Emin misin Müslüme Abla, evde değilmişsin gibi açmıyorsun perdeleri? Geçen manava giderken geçtim camın önünden, güneşlikler kapalıydı hep.” “Temizlik yapıyordum o gün, kurusun diye taktım perdeleri.” “E kendin mi taktın yoksa? Söyleseydin ben oğlanı gönderirdim, beline dikkat edecektin hani ameliyattan sonra?” “Bir şey olmadı canım. Hem pazar pazar işi vardır çocuğun.” “Bak komşular da hiç ses yok senden diyor. Aynur’la … Okumaya devam et Sonra Kayboldu Müslüme Abla

Sarsıntı

Tamam şimdi burası senin yatağın. Burası tuvalet. Böyle açılıyor sonra üstüne oturuyorsun.  Ding dong. Aa zil çaldı kim gelmiş olabilir ki? Tak tak. Tamam geldim geldim! Buyrun siz kimsiniz. Ben komşunuzum. Size yemek getirdim. Lahmacununuz çok güzel olmuştu. Aaa teşekkürler. Ee görüşürüz.  Kapıyı kapatalım. Şimdi işe gideceğiz üstümüzü değiştirelim. Etek nerde? Buldum, eteği giyelim. Ceketi de giyelim. Önü kapanmıyor ama olsun zaten hava sıcak. Çantamızı … Okumaya devam et Sarsıntı

Kumun İçinde Bir İncir

Bir koku, bir tını tetikledi Ruhumun çıktığı gezmeleri Gündüz ve gece boyu Kalabalığın tam ortasında Bakışlarım otogar girişi, Köşe başı, Sırtımda bir his atamadığım Sanki senaryo yanlış Yanlış bu rüyanın başı Bir görüntüydü tetikleyen Bir insan İnandım ikinci sefer bakana kadar Hep tutuldu nefesim Yoruldum aklımın oyunundan Kırıklar düştü kafesime Kırıldıysam umudumdan Güneş yüzümü görmeye dursun Belirdi önümde anılardan bir deniz Kabukları boş ve sivri … Okumaya devam et Kumun İçinde Bir İncir

Madonna İle Akşam Çayı

“Bir cümleyle beni ne hale getirdiğinizin farkında mısınız?”  Beni tepki vermeden dinliyordu. Zihnimde karanlık bir odadaydık. Uzun bir masanın iki köşesine oturmuştuk. Ona hesap soran bendim. Tavrım onu şaşırtmıyordu, hatta bu çıkışıma kendim şaşırmıştım. Kitabın içine elime geçen ilk peçeteyi sıkıştırıp masanın üstüne bıraktım.  “Birkaç yıl geriye gittiğimi itiraf etmek zorundayım. Hatta üzerine biraz daha düşününce geriye gitmediğimi, aksine yıllardır aynı noktada aynı kelimeleri sayıkladığımı … Okumaya devam et Madonna İle Akşam Çayı