Merak Ediyorum – Öyleyse Varım

İşte bir güvercin daha geçti. Kaçıncı kuş bu sabahtan beridir geçen? İlk geldiğimde sayma kararı almıştım ama sekizinciden sonra ipin ucunu kaçırdım anlaşılan. Bilmem kaç saattir parkın çimlerinde uzanıyorum. Ne gelen var ne giden. Zaman kavramının ne olduğunu unuttum, böyle çok güzel. Hava da çok güzel. Yaşamak oyun olmuş da zaman durmuş sanki. Çok boş hissediyorum. Ama bu his de güzel. Hafif eserek üşütmeyen rüzgarın … Okumaya devam et Merak Ediyorum – Öyleyse Varım

Tohum

Bir tohum bulmuştum deniz kenarında, Cebime atmıştım adını demeden kimseye. Yemin ederim, çok düşündüm dikmeden önce.  Geceler geçti, yer buldum bu tohuma. Diktim ve hatta gösterdim insanlara, Yağmurdan başka yardım eden olmadı sulamaya. Üstüne bastılar, şok oldum Büyüttüm ve daha derine gömdüm. O tohum büyüdü, çiçek oldu Ve kökleri uzandı cebimden içime, Kafesimin içinde yayıldı. Ben çiçekle yaşamaya alıştım Ta ki sert bir kuvvetle çekilinceye … Okumaya devam et Tohum

Kayda Değer

Semineri dinleyip not tutarken gözlerimin önünde ‘kayda değer’ kelimesi canlandı birden. Kelimelerin köküne inmenin, önüne veya arkasına bir şeyler eklemenin o kelimenin gerçekliğini daha iyi anlamaya yardımcı olduğunu düşünüyorum. Düşünmeden konuşuyoruz. Kaçımız ‘ayraç’ kelimesini düşünürken ‘ayırmak’ fiilini aklından geçiriyor? Doğru olsun ya da olmasın ağzımızdan binlercesi çıkıyor ve kendi kulağımıza gerçekten varamadan uçup kayboluyorlar. Not tutuyordum, yani aslında semineri kayıt altına alıyordum. Aynı sevdiğim kitaplardan … Okumaya devam et Kayda Değer

Son Ritüel

Danışmada oturuyorum. İlk günümdü stajyer olarak. Bana eşlik edecek çalışanı bekliyorum. Nöbet listesinde adını gördüm, Nalan’mış. Nasıl görünüyordur ki ismi Nalan olan birisi diye düşünürken kapı açıldı. İçeri orta yaşlı bir kadın girdi, “Günaydıın,” danışmaya geldi esneyerek. “Yeni stajyer sizsiniz değil mi?”  “Evet benim. Sen diye de hitap edebilirsiniz.” dedim ama keşke demeseydim. Ben, benden büyüktür diye öyle dedim. Ya yanlış anlarsa ya da kendine … Okumaya devam et Son Ritüel

Hasret Ağaçları

Hasret ağaçları sararmış dökülüyor Ümitsiz bir yaprak dalından düşüyor Akıbeti bir esintiye, bir üfürtüye dönüşüyor Rüzgarın nazıyla süzülüp toprağı öpmekte Hasret dağlarına kar yağmış Toprak umutlarına, toprak bulutlarına dokunmuş Ağaçlar görmüş, dalları donmuş Damla damla hüznünü ifade etmekte   Hasret şekil değiştiriyor Kartalın yuvasında, yılanın deliğinde Dili tutuluyor, inzivaya çekiliyor Baharda yeniden canlanmayı beklemekte Okumaya devam et Hasret Ağaçları

Rüyadaki Kadın

Rüyamda bir kadın gördüm Gözleri yerine tüp boyalar saplanmıştı Kadını soğuk salonda gördüm Parmakları benim gibi buz kesmişti Hareket mi ediyordu? Su dalgalandıkça taştan saçlarını savurdu Rüyamda bir kadın gördüm  Bir yabancı kadar tanıdık geliyordu Açık elleri bir şey bekliyordu Kadın önümdeydi  Ben kadının önünde Ve ne yaptığımı bilmiyordum Bekledim  Onunla beraber ve onun yerine bekledim  Su genzimi yakmıyordu, üşümüyordum  Kadın suların bittiği yere, Dalgalanan … Okumaya devam et Rüyadaki Kadın

Defineciler

“Alo, bu sefer bulduk diyorum Albert sana! Manavın arkasında var ya dört katlı bir bina, oraya boyacı arıyorlarmış. Ben de gittim konuştum kapıcıyla, iki kişiyiz dedim anlaştım, tecrübemiz var dedim, iyi demiş miyim?” “Ne bileyim abi iyi demiş misin, hem nerden belli bu sefer defineyi tutturduğumuz? Nerden duydun? Geçen sefer de boşuna uğraştık.” “Bu sefer ordan burdan değil binada oturanların ağzından duydum. Çok şüpheli davranıyorlar … Okumaya devam et Defineciler

Kralın Tacı

Bugün açan çiçek yok.Mavi gökyüzü de kalmadı.Akan seller varBüyük biraderin camdan baktığı. Raflarda beni bekleyin ütopyalar,Halletmem gereken bir iş varBulmam gereken şey kralın tacıVe bekleyeceğim firavunun böceğini. Bugün akarsular yok.Paslı bir gider borusuyum.En azından bir kimliğim var,Ama vermeyin büyük sözler;Tıkanıyorum! Bugün elimde bir kalem var.Anlaşılmayan kelimeler karalıyorum anlaşılmak için.Ufuktan bir duman yükseliyorVe alev alıyor yüzü ne biçimBiraderin başı yanıyor, üfleyin!Sel oldu diye yağmura küsmeyin. Okumaya devam et Kralın Tacı

Barış

“Başlıyoruz. İçeriden boya kasasını al da gel!” İkinci günümdü. Parmaklarımı katlatarak içeri diyerek kastettiği malzeme odasına girip içi boyalı kavanozlarla dolu olan kasayı aldım. Odanın kapısını dirseğimle kapatıp kasayı onun yanına, çalışma masasının önüne getirdim. Bir boyalara bir de masadaki tekneye baktım, “Bu dün yaptığınızdan daha farklı görünüyor.” “Evet,” diye cevap verdi. “Bu ebru sanatı. Önce suyun üstüne serpiyoruz renkleri, daha sonra kağıda geçiriyoruz.” Önlüğünü … Okumaya devam et Barış

Balıklar Ağlamaz

Yine bir gün güneş doğduğunda ve odaya dolan ışıkla etrafı net görebildiğinde her zamanki garip yerinde olduğunu anladı. Her seferinde bu arkası görünen ama bir türlü geçilemeyen yerde başlıyordu gününe.  Her gün onu garip şekilli kırıntılarla besliyorlar, kendi aralarında eğlenerek lakap takıyorlar ve yalnız başına burada bırakıyorlardı. Birkaç haftada bir suyunu değiştiriyorlar ve onu mutlu ettiklerini düşünerek vicdanlarını rahatlatıyorlardı.  Halbuki bir saniye yüzüne bakan anlayacaktı … Okumaya devam et Balıklar Ağlamaz