İstisna Tanışma

Buyrun efendim bir sandalye çekin de oturuverin karşıma. Kendimi tanıtmaya geldim size. Siz benim kim olduğumu bilmiyorsunuz. Birileri beni tanıyacak diye ödüm kopuyor da maske üstüne maske takıyorum her sabah evden çıkmadan önce. Benim kim olduğuma dair hiç bir fikriniz yok anlayacağınız. O yüzden oturun karşıma da dinleyin. Bir daha anlatır mıyım bilmem. Anlatsam da bu kadar yüksek sesle bir daha anlatmam. Diceğim o ki, … Okumaya devam et İstisna Tanışma

Bulutlara Bağlanan Umut Taneleri

Çakıl taşlarının çıkardığı o garip ses kulaklarımızı dolduruyordu. Bakışlarım arabanın dışındaki, uçsuz bucaksız yeşillikteydi. Sıra sıra dizilmiş ağaçları hızla geçerken yolun bitmeyeceğini düşünmekteydim.  Kuşlar cıvıldıyor, gökyüzü mavi renginin ona ait olduğunu belli etmek ister gibi ışıl ışıldı. Bulutlar yan yana süzülürken geriye yaslanıp rüzgarın yüzüme esmesine izin verdim. Göz kapaklarım kapanmak için ısrar ederken arabanın durması ile bakışlarım odağını değiştirmişti.  Böylesine güzel bir yere yapılmış … Okumaya devam et Bulutlara Bağlanan Umut Taneleri

Kovulan Kuşların Yanan Yuvaları

Önce kuşları kovdular, göçmen kuşları. Kimse duymadı, kimse görmedi. Tüm o göçmen kuşlar bulutlarla ve umutlarla beraber kaybolup giderken ufukta, kimse kafasını kaldırıp da gökyüzüne bakmadı. Halbuki o kadar kalabalıktı ki kovulan kuşlar, şehrin sokaklarına gölge olup düştüler. Ne sokaklar ne de sokakları arşınlayanlar gölgeleri fark etmediler. Birer birer silinip giderken gölgeler kuşlardan geriye boş ve sessiz yuvaları kaldı, onları da talan ettiler. Dişi kuşların … Okumaya devam et Kovulan Kuşların Yanan Yuvaları

Zihnimdeki Ayak İzleri

Düşün bak, dokuz sene, koca bir dokuz sene görmemişsin. İletişiminiz kopmuş. Ne kadar acı da olsa, yolda görsen tanımazsın. Bir de ergenlikten sonra insan çok değişiyor tabii. Arasan telefona o mu çıktı yoksa başkası mı, onu bile anlamazsın. Sesine kadar değişmiştir çünkü. Çay içerken aklıma geldi eskilerden birisi. ‘Şimdi ne yapıyor acaba?’nın ardından ‘Yedi yıl önce şu şehre taşındıklarını duymuştum.’ geldi. Sonra durdum, düşündüm. O … Okumaya devam et Zihnimdeki Ayak İzleri

Sahipsiz Kağıtlar

Kırmızı, beyaz iyi bir kombine miydi? Yoksa mavi ve beyaz mı daha çok yakışırdı? Kesinlikle sarı tek başına hiç güzel değildi. Buna kararım netti ama beyaz… kırmızıya mı yoksa maviye mi aitti? Önümden geçip giden trenleri renklerine göre kafamda farklı sayfalara koyarken kulaklarıma dolan anons sesine dikkat kesildim.  Son iki yıldır duymakta olduğum o ses trenlerin geç kaldığını bildiriyordu yine ve… yine.  Gözlerimi kapatıp geri … Okumaya devam et Sahipsiz Kağıtlar

Çiçekli Çöplük Mezarlığı

Bu bugün bulduğum üçüncü ölü kuş. Çok küçük ve güzel. Kanatlarının üstü açık sarı. Yüzünde siyah çizgiler var ve karnındaki tüyler resmen mavi. Avuç içim kadar, insanın yanına yaklaşmaya kıyamayacağı türden. Ama şimdi cansız ve yerde yatıyor. Kuşun güzelliğini görünce daha da sinirleniyorum kedilere. Peçeteyle tutup kaldırdım kaldırımdan. Sardım biraz. Hala sıcak olan kanı elime bulaştı ve içim bir garip oldu. Bir ağlama geldi. Birkaç … Okumaya devam et Çiçekli Çöplük Mezarlığı

Gözlük, Kalem, Kitap ve Öğretmen

Kimimiz ayakta, kimimiz oturmuş ve kimimiz de bulduğu en yakın duvara dayanmış dinliyorduk. Bir gözlüğün anlattığı, en acı ağıtlardan daha derine dokunan hikayeyi dinliyorduk. Bir gözlük, evet evet bildiğiniz gözlük. Mavi köşeli çerçeveleri olan. Hani öğretmenlerin taktığından. Heh işte öyle bir gözlük.  Hiç aklıma gelmezdi bir gözlükten hikaye dinleyeceğim. Ama işte ahir zaman mı derseniz yanlış yüzyılda doğduk mu dersiniz yoksa coğrafya kaderdir mi dersiniz … Okumaya devam et Gözlük, Kalem, Kitap ve Öğretmen

Karanlığın Boğduğu Mavilik

Uçsuz bucaksız maviliğin ardında saklanıp duran kuşların gün yüzüne çıkmasını beklerken omzumun üzerine çıkmış olan kedimi kucağıma aldım.Miyavlayıp dururken grimsi tüylerinde parmaklarımı gezdirmek huzur dışında başka bir duygu bırakmıyordu.Bulutlar geriye doğru çekilirken etrafı maviliğin gizlediği koyuluk kapladı. Günlerdir güneşli olan hava birden kararmış ve yerini… bilinmezliğe bırakmıştı.Koyu bulutların taşıdığı o umutsuzluktu bahsettiğim.Kucağımdaki bebeğim bir kere daha miyavladığında yere çömelerek atlamasına izin verdim. Bahçe kapısının yanına … Okumaya devam et Karanlığın Boğduğu Mavilik

Minyatür Birleşmiş Milletler

Ancak ‘Tanrı’nın ülkesine giden yol’ diye Türkçeye çevirebilirdim, eski evimize giden otobüs hattının adını. C2 hattıyla yıllar ve yollar boyu süren yakınlığımızdan sonra aramızda farklı bir bağ oluşmuştu. Artık yollarımızı ayırmış olsak da, kendisini anmak için C2’de tanık olduğum ilginç görüntülerden bahsedeceğim. Bu otobüse binenlerin hedefi ikiye ayrılıyor. Mülteci kampı veya eski askeri lojmanlar. Lojmanlarda da yabancılar çoğunlukta olduğu için otobüste genellikle yerli görmek zor … Okumaya devam et Minyatür Birleşmiş Milletler