Karanlığın Boğduğu Mavilik

Uçsuz bucaksız maviliğin ardında saklanıp duran kuşların gün yüzüne çıkmasını beklerken omzumun üzerine çıkmış olan kedimi kucağıma aldım.Miyavlayıp dururken grimsi tüylerinde parmaklarımı gezdirmek huzur dışında başka bir duygu bırakmıyordu.Bulutlar geriye doğru çekilirken etrafı maviliğin gizlediği koyuluk kapladı. Günlerdir güneşli olan hava birden kararmış ve yerini… bilinmezliğe bırakmıştı.Koyu bulutların taşıdığı o umutsuzluktu bahsettiğim.Kucağımdaki bebeğim bir kere daha miyavladığında yere çömelerek atlamasına izin verdim. Bahçe kapısının yanına … Okumaya devam et Karanlığın Boğduğu Mavilik

Minyatür Birleşmiş Milletler

Ancak ‘Tanrı’nın ülkesine giden yol’ diye Türkçeye çevirebilirdim, eski evimize giden otobüs hattının adını. C2 hattıyla yıllar ve yollar boyu süren yakınlığımızdan sonra aramızda farklı bir bağ oluşmuştu. Artık yollarımızı ayırmış olsak da, kendisini anmak için C2’de tanık olduğum ilginç görüntülerden bahsedeceğim. Bu otobüse binenlerin hedefi ikiye ayrılıyor. Mülteci kampı veya eski askeri lojmanlar. Lojmanlarda da yabancılar çoğunlukta olduğu için otobüste genellikle yerli görmek zor … Okumaya devam et Minyatür Birleşmiş Milletler

Kendine Yazar

Her şey internette önüne çıkan kalitesiz bir hikayeyi okumasıyla başlamıştı. “Buna da hikaye mi denir?” diye içinden geçirmişti sonra lise edebiyat hocasının -hani herkesin hayatında bir edebiyat hocası olur ya- sözü aklına gelmişti: Yapılan bir işi beğenmiyor musunuz? Oturun ve daha iyisini yapın ama kendi başınıza yapmayı denemeden önce sakın ha söylenmeye ve kusur bulmaya başlamayın! Hikaye kötü müydü? Çok!Bunu söylemeye hakkı var mıydı? Hayır.O … Okumaya devam et Kendine Yazar

Mavi Boncuklar – 2

Kabuslar…Kabuslar…Kabuslar… Üzerinde bulunduğum yatak dışında odada başka bir şey yokken gözlerim sakinleşmek için duvarda sabitlenmişti. Şakaklarımdan köprücük kemiklerime yol alan ter damlasını elimin tersiyle sildiğimde yataktan kalkmak zor gelmişti. “O yaşıyor” demişti. Ama benim için aynısını demeyecekti. Korku, bir kere daha tüm bedenimi sarmaladığında dizlerimi kendime çektim. Hava daha aydınlanmamıştı ve ben günlerdir uykusuzdum. Gözlerim kapanmak için benimle savaşsa da kabuslar peşimi bırakacak gibi değildi. … Okumaya devam et Mavi Boncuklar – 2

Mahalle Anıları – 1

Aşağı mahalleden bağıran teyzenin sesi ne kadar uzaklaşırsak uzaklaşalım hala duyuluyordu. Sanki arkamızdan o da bisiklete atlamış gibiydi. Kaldırımların olmadığı ve arabaların da yolun yarısını kapladığı o dar sokaklardan bisikletlerimizle geçerken hemen yanımdaki kardeşimle göz göze geldik. Az önce bize bağıran o teyzenin yeni yıkamış olduğu çamaşırlarına çamur sıçratmıştık. Ama suç bizim değildi. Yağmurundu. Yağmur yağmamış olsa ne çamur olurdu ne de bizim tekerler kayardı. … Okumaya devam et Mahalle Anıları – 1

Bir Köy Öğretmeninin Eseri

Bir köylü veya bir şehirli çocuğunun, kendi açısından artıları da, eksileri de vardır. Doğayı tanımak, hayvanları bilmek ve hatta onlarla iç içe yaşamak, tabiat olaylarına karşı tedbir almak, sınırlı imkânlarla hayatı devam ettirmek konusunda köylü çocukları; şehirli çocuklardan daha ileridedir. İletişim araçları, teknik araçlar, ulaşım, sanat etkinlikleri, gösteri ve kültürel çalışmalar, müzeler, kütüphaneler, pazarlar, sağlık ve eğitim kurumlarından yararlanma konusunda şehirli çocuklar; köylü çocuklarından daha … Okumaya devam et Bir Köy Öğretmeninin Eseri

Yiğit’in Sonbaharında

Gözümün önünde onun hayali canlandığında yatağımda kendimi geriye doğru attım. Bugün yapılacak olan toplu davete o da gelecekti ve ben heyecandan ne yapacağımı bilemiyordum. Elimdeki telefondan onun iki hafta önce çekilmiş olan fotoğrafına bakarken içim içime sığmıyor kalp atışlarım adeta dışarıdan duyuluyordu. Lacivert polo yakasının altına giymiş olduğu ten rengi geniş kesim pantolonu… Daha bir kerecik olsun yüz yüze konuşamadığım bu çocuk için kalbim neden … Okumaya devam et Yiğit’in Sonbaharında

Kahraman

Hep çok korkmuştum bu sorunun cevabından. Korkulası soruymuş hakikaten. Yazarken bile ellerim titriyor ya beni yanlış anlarlar da hızlı bir kararla hapis hayatı yaşamaya başlarsam diye. Aynı Eski Zaman Adamı’na yaptıkları gibi. Ben koydum ona bu ismi. Sebebi sanki eski zamanlardan fırlamış gibi giyinmesi, klas şapkaları ve krem rengi mantosudur. Arkadaşlarla binadan çıkışını izlemeyi çok severdik. Her gün belli bir saati vardı sabah demir kapıdan … Okumaya devam et Kahraman

Tam Kıvamında

Bu beş kişilik ne küçük ne büyük, ne mutlu ne üzgün bir ailenin kahvaltı sofrasının birkaç cümleye indirgenmiş halidir. Ben AnneDünden makarna arttı. Yanına fasulye yapsam Meryem sevmez ama fasulyeyi de artık pişirmeliyiz, çürüyecek yoksa. Sahi Meryem neden bu kadar sessiz bugün. Acele acele yiyor yumurtasını. Şu kızı bir anlayabilsem. Gönlünü birine kaptırdı da bize açık etmiyor gibi geliyor. Neyse çok da üstüne gitmeyeyim kızcağızın. … Okumaya devam et Tam Kıvamında