Unutmayı Hatırlamak

Tamı tamına 43 yıl 3 ay ve 14 gün yaşamıştı ve hayatının ilk 2 yıl 3 ayını saymazsak gördüğü, hissettiği, tattığı, düşündüğü ve hayal ettiği hiçbir şeyi unutmamıştı. Kimse bu gücünü bilmiyordu. Öğrenciyken notları çok iyiydi, “evde çok çalışıyor ve her şeyi ezberliyor” demişlerdi. Bir kere gördüğü insanların isimlerini asla unutmazdı, “isim hafızası güçlü” demişlerdi. Kimsenin doğum günün karıştırmazdı, “vefalı” demişlerdi. Bir kere gittiği yolları … Okumaya devam et Unutmayı Hatırlamak

Merak Ediyorum – Öyleyse Varım

İşte bir güvercin daha geçti. Kaçıncı kuş bu sabahtan beridir geçen? İlk geldiğimde sayma kararı almıştım ama sekizinciden sonra ipin ucunu kaçırdım anlaşılan. Bilmem kaç saattir parkın çimlerinde uzanıyorum. Ne gelen var ne giden. Zaman kavramının ne olduğunu unuttum, böyle çok güzel. Hava da çok güzel. Yaşamak oyun olmuş da zaman durmuş sanki. Çok boş hissediyorum. Ama bu his de güzel. Hafif eserek üşütmeyen rüzgarın … Okumaya devam et Merak Ediyorum – Öyleyse Varım

İçime Kar Yağdırdın

“Bana ateş verir misin?” “Ne!?”“Bana ateş verir misin, lütfen.” Cevap vermeden uzaklaşıyor, ondan öncekiler gibi. Arkasından uzun uzun bakmak istiyorum ama sisin yoğunluğu engel oluyor. Nereye gittiğimi bilemeden, göremeden buna yürümek denirse yürümeye devam ediyorum; bana ateş verebilecek, ısıtabilecek birini arıyorum. Ellerinde mumlarla, meşalelerle, fenerlerle geçen insanlara yaklaşıp bir kıvılcım, sadece tek bir kıvılcım istiyorum. Ellerindeki ateşin sıcaklığına inat buz gibi cevapsız gözlerle bakıyorlar ya … Okumaya devam et İçime Kar Yağdırdın

Nötr Adamlar

“Ne yani, şimdi kelimeleri hecelersek o kelimeler yok mu oluyor?” “Evet.” Bunu bana dedikten sonra elindeki torbayı sallayarak uzaklaşan adama güvenmek daha doğrusu inanmak için hiçbir sebebim yoktu. Tesadüfen aynı duraktan aynı otobüse binmiş ve yan yana oturmuştuk. Yolun yarısında bir anda kelimeleri heceleyerek yok etmekle ilgili bir şeyler anlatmaya başlamıştı. Anlattıkları çok gerçek dışıydı, geçen gece gördüğü rüyayı anlatıyor gibiydi. Ama ben yine de … Okumaya devam et Nötr Adamlar

Gün Batarken

Bugün de gün batıyor, günün birini sevmek için en güzel zaman dilimi gün batımı bence. Hafif esen bir rüzgar, insanların içini yumuşatan bir serinlik ve biz kuşların hayatın güzelliklerine övgüler dizdiğimiz akşam sohbetleri. İnsanların bizim ne dediğimizi anlayamamaları onlar için çok büyük bir kayıp. Çoğu kafasını kaldırıp bulutlara bile bakmıyor, bizse bulutların altından ve üstünden uçuyoruz, bulutların ne kadar harika olduklarını en iyi biz biliriz. … Okumaya devam et Gün Batarken

Her Şeyi Saklamalı

Ah işte yine geldiler, apartman boşluğunda yankılanan seslerini duyuyorum. Sinsi adımlarla kapıma doğru yaklaşıyorlar. Çok vaktim yok her şeyi saklamalı. Ne diyordu dün okuduğum kitap; “Her şeyi, her şeyi, bilhassa ruhumu hiç bulunmayacak yerlere saklamalı.”* Bende mi saklasam ruhumu, sahi ben nereye koydum yarım bıraktığım kitabımı. O kitabı bitirmeden saklamak istemiyorum. Ayak sesleri kapıma gelene kadar bitirebilir miyim? Güneş doğuyor. Güneş bugün biraz daha geç … Okumaya devam et Her Şeyi Saklamalı

Papatya Çayı

Kapıdan gelen bir gıcırtı, içeriye dolan taze hava; yeni bir müşteri.  İçeriye mavi elbiseli, sabun kokan genç bir kız girdi. Sanki gözleriyle zarar vermekten korkarcasına hafif bakan gözleri; raflardaki eski kitaplarda, yerdeki halının desenlerinde, yarısı erimiş mumlarda dolaştı. Eskimiş bir ahşaba kazınmış cümleyi okudu: Duygularınıza tercüman oluyoruz.  Dükkanın arka tarafındaki kapıdan yaşlı bir adam çıktı. Beyaz sakalı, kahverengi gömleği, demir çerçeveli gözlüğü ve yarısı dökülmüş … Okumaya devam et Papatya Çayı

Son Ritüel

Danışmada oturuyorum. İlk günümdü stajyer olarak. Bana eşlik edecek çalışanı bekliyorum. Nöbet listesinde adını gördüm, Nalan’mış. Nasıl görünüyordur ki ismi Nalan olan birisi diye düşünürken kapı açıldı. İçeri orta yaşlı bir kadın girdi, “Günaydıın,” danışmaya geldi esneyerek. “Yeni stajyer sizsiniz değil mi?”  “Evet benim. Sen diye de hitap edebilirsiniz.” dedim ama keşke demeseydim. Ben, benden büyüktür diye öyle dedim. Ya yanlış anlarsa ya da kendine … Okumaya devam et Son Ritüel

Sürgündeki Günler

Yeni keşfettiğimiz bir şarkıdan sıkılmamız  için onu kaç defa dinlememiz gerekirdi? 5 ?10 ? Yoksa başka yeni bir şarkı keşfederek bu şarkının eski olmasını sağladığımızda mı? Yeni eski, eski yeni… Aslında hepsi zamanına göre terazinin aynı tarafında ağırlık göstermiyorlar mıydı? “Yatma vaktimiz geldi efendim, ışıklar birazdan söndürülecek.” Kapımda durup içeriye girmeye cesaret edememiş uşağım hızlı adımlarla kaybolurken parmaklarım arasında tuttuğum kalemimi masama bıraktım. Kağıdın üzerindeki … Okumaya devam et Sürgündeki Günler

Defineciler

“Alo, bu sefer bulduk diyorum Albert sana! Manavın arkasında var ya dört katlı bir bina, oraya boyacı arıyorlarmış. Ben de gittim konuştum kapıcıyla, iki kişiyiz dedim anlaştım, tecrübemiz var dedim, iyi demiş miyim?” “Ne bileyim abi iyi demiş misin, hem nerden belli bu sefer defineyi tutturduğumuz? Nerden duydun? Geçen sefer de boşuna uğraştık.” “Bu sefer ordan burdan değil binada oturanların ağzından duydum. Çok şüpheli davranıyorlar … Okumaya devam et Defineciler