Tekrar Yıkılana Kadar

Bir el uzandı ve kar küresini salladı. Hayaller ve hayatlar birbirine karıştı. Her şey sallanırken ve tekrar durulurken camların dışından bir çift göz hepsini izledi. Renkler birbiri ardınca önce bulanıp sonra da duruldular.  Sonra aradan zaman geçti ve kürenin içinde yeniden yeni bir hayat başladı. Havada savrulup duran o kar taneleri, hayatların üzerine yavaşça indiler. Ve onlar inerken, küredekiler bir sonraki sallantıya kadar dayanacak bir … Okumaya devam et Tekrar Yıkılana Kadar

Madonna İle Akşam Çayı

“Bir cümleyle beni ne hale getirdiğinizin farkında mısınız?”  Beni tepki vermeden dinliyordu. Zihnimde karanlık bir odadaydık. Uzun bir masanın iki köşesine oturmuştuk. Ona hesap soran bendim. Tavrım onu şaşırtmıyordu, hatta bu çıkışıma kendim şaşırmıştım. Kitabın içine elime geçen ilk peçeteyi sıkıştırıp masanın üstüne bıraktım.  “Birkaç yıl geriye gittiğimi itiraf etmek zorundayım. Hatta üzerine biraz daha düşününce geriye gitmediğimi, aksine yıllardır aynı noktada aynı kelimeleri sayıkladığımı … Okumaya devam et Madonna İle Akşam Çayı

Sanki Öyle Gibi

Kapıyı yavaşça kapatıp çıktı. Sanki hiç yaşanmamış gibi. Eğilip bağcıklarını bağladı. Yıllardır aynı kelebek şeklini veriyordu bağcıklarına, yine aynısını yaptı. Parmaklarıyla ipleri döndürüp düğüm atarken onu kapının öbür tarafına, kapının arkasına bağlayan ipleri ve boğazındaki düğümü düşünmedi. Sanki hiç yaşanmamış gibi.  Bir kaç adım attı, asansörün kırmızı düğmesine bastı. Beklemeye başladı. Üst katlardan birinde bir kapı açıldı, alt katlardan birinde bir kapı kapandı ve iki … Okumaya devam et Sanki Öyle Gibi

Keki Yakmak

Fırından yeni çıkardığım yanmış keke bakarken sorular kafamın içinde dönmeye başlamıştı. Ne zaman doğum günümüzde büyümeyi bırakıp yaşlanıyoruz? Ham mıyım, piştim mi, yandım mı? Sırf gözümü 32 yıl önce bugün açtım diye pasta yapmak zorunda mıyım? Ben niye kendi doğum günü pastamı kendim yapıyorum? Kendime sürpriz bir kutlama da mı ayarlasaydım? Hayatım elimden kayıp gidiyordu, ben ne yapıyordum?  Ben ne yapıyordum? Kekin üstü için hazırladığım … Okumaya devam et Keki Yakmak

Sonbaharım Gibisin

Camdan dışarı bakıyorum ne kadar güzel bir gün var dışarıda. Bir sonbahar günü süslüyor bu güneşli günü adeta. Ağaçlardan dökülen yapraklar rüzgarla dans ediyorlar yere düşene kadar. Derin bir nefes alıyorum, ne tatlı bir hava. Az ileride ağaçların arasında bir göl var ki, ağaçların güzelliğini kıskanıyor sanki. Üzerine baktıkça bir de onun yansımasından izliyorum bu güzelliği. Sonra çektiğim o nefesi sıkıntı ile tekrar veriyorum… Sonbahar … Okumaya devam et Sonbaharım Gibisin

Acemborusu

“İçeriyi biraz havalandırayım hemen geliyorum.” Çalışma odasının kapısı cereyanla çarpmasın diye kapıyı tutan tahtayı altına sıkıştırdım. Daktilo seslerinin eksik olmadığı ortamdan ayrıldım ve merdivenlere yöneldim. Bugün pazartesiydi. Her zamankinden yoğun bir iş günü başlamıştı. Hafta sonu aynı kışın olduğu gibi uykuya dalan şehir, pazartesi yeniden ayağa kalkıyordu. Baharın gelmesiyle ve pencerelerden içeri sızan güneşin kemiklerimizi ısıtmasıyla çalışanların işe daha motive geldiğini görebiliyordum. Üst kata çıktım … Okumaya devam et Acemborusu

Çiçekler İçinde Frida

Kapının arkasından kendi hakkında konuşanları duydu; “Neredeyse ölüyordu. Yürüyebilecek mi? Şimdi ne yapacak?” İnsan hayatını kendi kalemiyle çizmek isterdi. Hayata bunun gibi davetsiz dalan olaylar insanın ayakta durmasını zorlaştırıyordu. Kelimenin tam anlamıyla. Son kazadan sonra ayakta duracak ne imkanı, ne ümidi vardı. Yatağından boyası dökülmeye başlayan tavanını izlemek yeni bir alışkanlık haline gelmişti. Bir yol ayrımında olduğunu biliyordu. Hayatının sonunda olduğunu kabul ederse yattığı yerden … Okumaya devam et Çiçekler İçinde Frida

Karşımdaki Yabancı

Botlarımın yerle buluşup çıkardığı garip ses, gecenin bu vaktinde yankılanıyordu. Yağmakta olan karın havayı yumuşatması gerekirken öylesine üşüyordum ki birazdan buz kesebilirdim. Başıma geçirmemekte ısrar ettiğim şapkam parmaklarım arasında ezilirken caddenin köşesindeki binanın kapısı hızlı açıldı. İçerden çıkan kişi paltosunu düzeltip atkısını boynuna doladığında adımlarını yürüdüğüm yola çevirmişti. Omuzlarımla başımı sıkıştırmış bir halde burnumu çekerken karşımdaki yabancının bakışları benimle buluşmuştu. O an gökten düşen kar … Okumaya devam et Karşımdaki Yabancı

Bana Müsaade

İzin verirseniz şimdi çekip gitmek isterim. Hiçbir iz bırakmadan usulca giderim, fark etmezsiniz bile. Hem inanın bana daha iyi böylesi, hepimiz için daha iyi. Arkamdan su dökmenize de gerek yok, ellerinizi mendillerinizle beraber cebinizde tutun. Hava soğuk, su dökerseniz donar, ellerinizi de cebinizden çıkarıp üşütmeye hiç gerek yok. Ben sessizce gidiveririm, yokluğumun farkına bile varmazsınız, zaten varlığımı da fark etmediniz. Ama geçelim şimdi bu konuları. … Okumaya devam et Bana Müsaade

Frida ve Güneş

“Uyandın mı?”  Hemşirenin soğuk ve hiç de cana yakın olmayan ses tonunu duymak gözlerini açmak için yeterli bir sebep değildi. Hem uyanmış olmasının ona ne faydası vardı, yataktan çıkamadıktan sonra. “Ne tuhaf” diye düşündü, herkes uyanıp uyanmadığımı soruyor ama nasıl hissettiğimi soran yok. Samimi bir sesin yanağını okşayarak ve tatlı cümleler mırıldanarak onu uyandırmasını ne de çok isterdi. Belki de günde üç kez çıkan ve … Okumaya devam et Frida ve Güneş