Edilmemiş Vedanın Kefareti

Çok iyi tanıdığım bir yabancıya; Gördün mü bak, yine veda edemedik. İlk veda etmeden ayrılışımızı hatırlıyor musun? Sen çok aramıştın, ben çok kaçmıştım sonra da bir anda bambaşka bir yerde ortaya çıkıvermiştim. Veda etmeden çekip gitmiştim ama geri gelecektim ve ben gittiğim gibi geri geldiğimde aramızdaki herşey aynı kalmış olacaktı. Sanki hiç gitmemiş hep var gibi olacaktı. Dalgalara direnmiş, bilmem kime güvenmiş ama geri geleceğime … Okumaya devam et Edilmemiş Vedanın Kefareti

Felaketler İçinde Yeşeren Bir Aşk

Sevgili Maria, Nasılsın? Umarım iyisindir. Beni sorma Maria; şimdi sana bu mektubu darağacına gitmeden hemen önce yazıyorum. Bu bizim kısacık hikâyemiz bana hep ümit oldu. Sen akıllanmaz bir serseriden, vatanperver, aşkı için canını verecek bir adam yaptın ve şimdi en azından ailemi gururlandırarak bir amaç uğruna gidiyorum bu dünyadan. Sakın bu ayrılık için kendini hırpalama; olur da barış günlerini görürsen, beni mutluluk ve huzur içinde … Okumaya devam et Felaketler İçinde Yeşeren Bir Aşk

Sevgili Anneciğim

Sevgili anneciğim, Nasılsın, iyi misin? Ben pek iyi değilim. Şimdi seni ve beni düşünüyorum. Geçmişi – bir türlü geçmeyişini ve senin benden nasıl geçtiğini. O Ramazan kapımın önünden kaç kere geçtiğini hatırlıyor musun anneciğim? O akşam iftar için, sonra sahur ve yine ertesi gün akşam… Ayak sesini her duyduğumda bana geldiğini sandığım… Niçin bir kere olsun tıklamadın kapımı? Peki geçen kış okul biterken, hatırladın mı? … Okumaya devam et Sevgili Anneciğim

Tek Mevsim Güz

Sevgili Gelincik çiçeğim, Nasılsın? Beni hiç sorma gelincik, ne desem sensizlik etmez gibiyim. Yokluğunda 28 kere güneş doğdu 29 kere battı. Neredeyse bir ay oldu, bir mevsim değiştirdik. Bu ayın 27si pazar: Sensizlikten hiçbir şey eksilmedi. Derler ki, bir şehitin düştüğü yerde kırmızı bir gelincik açarmış. Eskiden nereye baksam hayatımda sen vardın ve şimdi hayatımsın gelincik çiçeğim. Sen buradayken sana hiç böyle hitap etmezdim, şimdi … Okumaya devam et Tek Mevsim Güz

Kaboluşa Meyilli Günlük – 7

Defterin yarısında bile değil, anlatımın sonundayız. Bir ressamın fizyolojik olmayan sonundayız. Kabul edilmiş bir son. Pes edilmiş. Söz verdiğim gibi gittim o kasabaya günlük. Mahcubiyet ve utançla gittim ama pişman olmadım. Kasaba insanları bana kızgınlıklarını hiç belli etmediler. İtiraf etmem gerekirse beni çok çabuk kabul ettiler. Hemen ortalarına oturmadım tabii ki, önce etrafı turladım o gün. Havada nefes almayı zorlaştıran bir nem vardı. Nefes nefese … Okumaya devam et Kaboluşa Meyilli Günlük – 7

Kayboluşa Meyilli Günlük – 6

Utanç duygusunu tanımlayamıyorum günlük. İmkanı olsa tutup keseceğim hayatımdan, bedenimden. Ama insanı insan yapıyor utanç duygusu. Şehir gazetesinin son sayfasını okuduğumda vücudumu saran şeydi, utanç duygusu.  Yaşadığım şehrin hemen dışında, bir gecekondu kasabasında gerçekleşen yangını yazıyordu gazeteler. Benimse gazete olmasa dışarıda gördüğüm sadece iki itfaiye aracıydı. Burnumun dibindekini görmeyip, resim yapmak, gerçek insanları resmetmek için ötelere gittim. Halbuki o gecekondu mahallesini ne görmüştüm ne duymuştum. … Okumaya devam et Kayboluşa Meyilli Günlük – 6

Kayboluşa Meyilli Günlük – 5

Seni sallanarak çirkin bir yazıyla yazıyorum günlük. Yoldayım çünkü. Dönüş yolunda. Sonunda gittim bir kasabaya. Neler gördüm buraya yazsam ne sayfa dayanır ne mürekkep. Yalnız çantalar dolusu resim biriktirdim, bir o kadarını da orada bıraktım. Kendimi önemli bir iş başarmış birisi gibi hissediyorum. Ama hayır, önemli olan ben değilim, önemli ve hazine kadar değerli olan kağıt ve tuvallerin üstündekiler. Ben sadece bir makineyim gördüğümü kağıda … Okumaya devam et Kayboluşa Meyilli Günlük – 5

Kayboluşa Meyilli Günlük – 4

Zaman geçip gidiyor ve ben camdan trenin geçişini izliyorum. Korktuğumu yeniden fark ettim. Bir gün atölyemde olmamaktan korkuyorum. İnsanlar uğraşları olmadığında insanları takıntı haline getirirmiş; ben insanlardan uzaklaştım ve sanatı takıntı haline getirdim. Sanat bir sözlük haline geldi benim için, tanımadığım bir ülkede kullanmak zorunda olduğum. Korkuyorum bir gün onu kaybetmekten. Özellikle henüz inancım varken sanatın dünyayı kurtaracağına. Zaman geçiyor, oysa ben de gezmek isterdim … Okumaya devam et Kayboluşa Meyilli Günlük – 4

Kayboluşa Meyilli Günlük – 3

Kağıdımla kahve içtik bugün. Birinden gördüğüm bir yöntemle kahveyle resim yaptım. Fena olmadı doğrusu. Umarım resimlerimi bir gün günlüğümle birlikte bulur, ve kahveyle boyamamın sebebinin fırçalarımla benim aramdaki kırk yıllık dostluk olduğunu anlarlar. Yine başladı benim mesai; olmuyor işte, içimdeki bu saçma anlaşılma umudu olmadan resim yapamıyorum. Rotasını kaybetmiş araç gibi saçma sapan yol alıyorum yoksa. Bu durumdan çıkmam gerek. Resmimi kuruduktan sonra dosyaların arasına … Okumaya devam et Kayboluşa Meyilli Günlük – 3