Bre Hasan!

Sular akıyor. Güneşin vurduğu ışıkla yerdeki bulutlar gibi parlıyorlar. Turkuazın üstünde yer yer gri ve yeşil. İç içe akıyor. Birbirini tamamlıyor bir yapboz gibi. Durmuyor, durmadan akıyor. Taşlara vurup sıçrıyor savaş meydanındaki mızraklar gibi! Havada çarpışıyor. Parçalanıp yeniden damlalarına ayrılıyor ve kendini akıntıya bırakıyor. Geldiği yere, memleketine… Birkaç metre ilerde yeniden çalkalanmadan önce sakince ilerliyor. Başına geleceklerden habersiz. Ben tepesindeyim suyun. Köprüden aşağı bakıyorum. Kemerlerin … Okumaya devam et Bre Hasan!

Plakların İçindeki Renkler

Pazar yeri sabahın serinliğini henüz kaybetmemişti. Tezgâhlar birer birer açılırken küçük kız köşedeki yerini sessizce aldı. Önüne eski plakları dizdi; bazıları çizik, bazıları solgundu. Ama onun gözünde her biri boş bir tuvaldi. Boya kutusunu açtı, fırçasını eline aldı ve ilk plağın üzerine mavi bir gökyüzü işlemeye başladı. Yan tezgâhtaki adam ona bakıp başını salladı. “Yine mi başladın küçük?” dedi hafif alaycı bir sesle. Kız başını … Okumaya devam et Plakların İçindeki Renkler

Aldatıcı Sosyallik Algısı

Bazen yıldızları çok uzakta aradığımızı düşünüyorum. Gün geçtikçe dünyanın daha sosyal bir yere dönüştüğünü düşünüyoruz. İnsanlar sosyal platformlarda sosyal etkinliklerini paylaşıp tek tuşla – yüz yüze olsa birden ulaşamayacağı kadar çok bireye ulaşıp – etkileşim alıyor. Her şey fazlasıyla ulaşılabilir; hayatımızla ilgili gelişmeler, detaylar, gereksiz ve özel bilgiler… Yani henüz birkaç yıl önce akılsız telefonla, mektup aracılığıyla veya kulaktan kulağa bu kadar hızlı etrafta dolaşması … Okumaya devam et Aldatıcı Sosyallik Algısı

Adalet Neden Geç Gelir Veya Hiç Gelmez?

İşleneceğini bildiğiniz bir cinayet olsa siz ne yapardınız? Bugün sizlere Marquez’in 1981’de yayımlanan polisiye romanı Kırmızı Pazartesi’den bahsedeceğim. Orijinal dili İspanyolca’da “İşleneceğini Herkesin Bildiği Cinayetin Öyküsü” olarak yayımlanan roman kısaca: cinayeti önceden duyurulmuş, bir iftira üzerine namus cinayetine kurban gidecek Santiago Nasar’ın öleceği günü, kasaba halkının neler yaptığını, neden engel olmadıklarını, cinayetin neden işlendiğini anlatır ve Santiago Nasar’ın ölümü ile de biter.  Ne yazık ki … Okumaya devam et Adalet Neden Geç Gelir Veya Hiç Gelmez?

Felaketler İçinde Yeşeren Bir Aşk

Sevgili Maria, Nasılsın? Umarım iyisindir. Beni sorma Maria; şimdi sana bu mektubu darağacına gitmeden hemen önce yazıyorum. Bu bizim kısacık hikâyemiz bana hep ümit oldu. Sen akıllanmaz bir serseriden, vatanperver, aşkı için canını verecek bir adam yaptın ve şimdi en azından ailemi gururlandırarak bir amaç uğruna gidiyorum bu dünyadan. Sakın bu ayrılık için kendini hırpalama; olur da barış günlerini görürsen, beni mutluluk ve huzur içinde … Okumaya devam et Felaketler İçinde Yeşeren Bir Aşk

Kendini İmha Butonu

Çocukken izlediğimiz filmlerde robotların kendini imha etme tuşu vardı. Aklıma yatmıyordu, kontrolden çıkmış bir robotu durdurmak isteyen ikinci bir kişinin o kırmızı butona basmasını anlayabilirim, ama robotun veya herhangi bir sistemin kendini nasıl ve neden yok edebileceğine dair bir cevabım yoktu. Şu sıralar ise bazen kendini imha etmeye çalışan robotlar gibi davrandığımı fark ediyorum. İnsan zaman zaman zihninde öyle bir noktaya geliyor ki: gittikçe daralan … Okumaya devam et Kendini İmha Butonu

İcat

“Bitti!” diye bağırdı elindeki objeyi kaldırıp. Üzerinde aylardır çalıştığı ve sonunda bitirdiği, daha önce ne duyulmuş ne görülmüş bir icattı. Bundan kimseye bahsetmek istemiyordu çünkü illegal olması muhtemeldi. Buluşuna isim koyma işini sonraya bırakabilirdi.  Bu icat yaklaşık bir telsiz büyüklüğündeydi, tepesinde iki anteni, bir kulaklık girişi ve eski bir ekranı vardı. Hurdacılardan topladığı eşyalarla ancak bu kadar olmuştu, ama o bununla bile gurur duyuyordu. Uzun … Okumaya devam et İcat

İşleneceğini Herkesin Bildiği Cinayet

Koskoca 27 yıl; Modern zamanda, yoksul şartlarla yarım bir ömür eder. Tam 27 yıl sonra dönmüştüm o ellerinin kanı bir 27 yıl daha yıkansa geçmez kasabaya. Göğü kararmış, suları suçlulukla akan, sokaklarında sorumsuzluk kol gezen kasaba – kasabam. Olayın üstünden onca zaman geçmişti ama ben o geceyi ve gününü dün gibi hatırlıyordum. Bu sokaklar istediği kadar yıkansın, süprüntüsünde kasvet, ağaçları köklense toprağında hüzün, asırlar geçse … Okumaya devam et İşleneceğini Herkesin Bildiği Cinayet

Sevgili Anneciğim

Sevgili anneciğim, Nasılsın, iyi misin? Ben pek iyi değilim. Şimdi seni ve beni düşünüyorum. Geçmişi – bir türlü geçmeyişini ve senin benden nasıl geçtiğini. O Ramazan kapımın önünden kaç kere geçtiğini hatırlıyor musun anneciğim? O akşam iftar için, sonra sahur ve yine ertesi gün akşam… Ayak sesini her duyduğumda bana geldiğini sandığım… Niçin bir kere olsun tıklamadın kapımı? Peki geçen kış okul biterken, hatırladın mı? … Okumaya devam et Sevgili Anneciğim