Umut Hala Var Mıydı?

Ağlamak insanı ne zamandan beri rahatlatıyordu? Dudaklarıma sürdüğüm nemlendiriciyi, parmaklarımla taşan yerleri temizledikten sonra aynadaki yansımama baktım. Karşımda duran kişi ne zamandan beri bana bu kadar yabancı bakar olmuştu? Gözlerindeki karanlık ve yüzüne oturmuş belirsizlikle o kadar umutsuz duruyor ki… Bu durum beni dahi korkutuyordu. Parmak uçlarım dudaklarımdan kayıp aynadaki bana dokunduğunda dudaklarımın arasından belirsiz bir hıçkırık firar etti. Ağlarsam bu mutsuzluk kaybolur muydu acaba? … Okumaya devam et Umut Hala Var Mıydı?

Karşımdaki Yabancı

Botlarımın yerle buluşup çıkardığı garip ses, gecenin bu vaktinde yankılanıyordu. Yağmakta olan karın havayı yumuşatması gerekirken öylesine üşüyordum ki birazdan buz kesebilirdim. Başıma geçirmemekte ısrar ettiğim şapkam parmaklarım arasında ezilirken caddenin köşesindeki binanın kapısı hızlı açıldı. İçerden çıkan kişi paltosunu düzeltip atkısını boynuna doladığında adımlarını yürüdüğüm yola çevirmişti. Omuzlarımla başımı sıkıştırmış bir halde burnumu çekerken karşımdaki yabancının bakışları benimle buluşmuştu. O an gökten düşen kar … Okumaya devam et Karşımdaki Yabancı

Umutlar Balonu

Hayatta kısa süreliğine de olsa yaptığımız bazı şeyler vardır. Bazen bunlar bizim kurtuluşumuz olurken, bazen de asla başımıza gelmemesi gereken hatalara yol açarlar. Peki ya bunların olmasını nasıl engelleriz, ya da asıl soru bunları engellemek istiyor muyuz? İnsanı insan yapan içinde sürekli savaştığı iki yönüdür. Bir tarafımız iyiliğin getirdiği mutlulukla sefa sürerken diğer tarafımız kendisini korumak amacıyla çevresine kendini kapatmış durumdadır. Tabii her şey asla … Okumaya devam et Umutlar Balonu

Kelebeğe Mektuplar – 3

Bugün yine gözlerimden bir damla yaş aktı sevgili kelebek. İnsanların düşündükleri beni o kadar bunalttı ki en sonunda dayanamayıp yatağımda ağladım. Ufacık hissettim kocaman bedenimi birden bire. Birisi gelse beni görmeyip fark edemeyecek zannettim. Kendimi o kadar soyutlanmış hissettim ki bu dünyadan kendi varlığımın gerçekliğini sorgulamak bile zor geldi. Perdeleri kapalı karanlık odamın içinde sessizce yatarken düşüncelerim canımı yakıyordu. Eskiden olduğum kişi benimle aynı ruhu … Okumaya devam et Kelebeğe Mektuplar – 3

Kelebeğe Mektuplar – 2

15 Gün Daha 15 gün olmuştu. Bu şeye hapsolalı daha 15 gün olmuştu. Kalbim kırık bir şekilde her gün aynı yere aynı saatte giderken… Yorulmuştum. Bazen “Artık yeter, bununla da baş etmek zorunda kalmak istemiyorum.” demek istiyordum ama neye yarıyordu ki? Kimse geriye dönüp hatalarının farkına varmak istemezdi sonuçta. Sadece hayatlarını yaşayıp bizleri kendilerine muhtaç bıraktıklarını düşünürlerdi. Ne kadar da komikti.  Bir şeyle, olayla ya … Okumaya devam et Kelebeğe Mektuplar – 2

Kelebeğe Mektuplar

Sevgili kelebek, Bugün insanların içlerinin aslında ne kadar da boş olduğunu gördüm. Yapılan onca aktivite, geçirilen onca zamandan sonra bazı şeyleri bir çırpıda silebiliyorlar. Görmezden geliyorlar ve de bu sanki benim suçummuş gibi göstermek için can atıyorlar. Gözlerimi kapatıp ne kadar düşünsem de dayanabileceğimi zannetmiyorum. İşkence gibi geliyor hayat, hergün aynı şeyleri yapıp sürekli aynı duyguları paylaştığını düşünmek ama yolun yarısına bile gelememek… Peki neden … Okumaya devam et Kelebeğe Mektuplar

Bilmiyordum

Bilmiyordum… Sessiz bir uğultuyla başladı ilk olarak. Hiç fark etmedim oysaki sebebini. Her zamanki gibi ertelemiştim belki de. Bilmiyordum… İkinci günün sabahı bir mesaj geldi telefonuma. Daha önce hiç kimse bana böyle konuşmamıştı. Üzüldüm ama çok da uzun sürmedi sanki içten içe bu anın geleceğini biliyormuşum gibi hissettim. Gözlerimi telefondan çekip tavana diktim ve o an anladım her şeyi. İhanete uğramıştım. Ya da ben mi … Okumaya devam et Bilmiyordum

Aynı Duygular

Ruhumuzun bir bedene büründüğünde varlık hali. Veya canlılar aleminin en gelişmiş biyosu. Düşünme yetisine sahip olan ve istediğini yapabilecek güçte kişiler. Ya da duygularının onu yönetmesine boyun eğmiş zavallı nitelikler. Acı, sevinç, nefret ve daha fazlasına sahip değil miydik? Yoksa onlar mı bize sahiplerdi? Biz mi onlara hükmediyorduk onlar mı bize? Beyninizin içindeki sahnelerdeki ana karakter siz miydiniz yoksa o anılarınızı yaşamamıza neden olan duygularınız … Okumaya devam et Aynı Duygular

Sürgündeki Günler

Yeni keşfettiğimiz bir şarkıdan sıkılmamız  için onu kaç defa dinlememiz gerekirdi? 5 ?10 ? Yoksa başka yeni bir şarkı keşfederek bu şarkının eski olmasını sağladığımızda mı? Yeni eski, eski yeni… Aslında hepsi zamanına göre terazinin aynı tarafında ağırlık göstermiyorlar mıydı? “Yatma vaktimiz geldi efendim, ışıklar birazdan söndürülecek.” Kapımda durup içeriye girmeye cesaret edememiş uşağım hızlı adımlarla kaybolurken parmaklarım arasında tuttuğum kalemimi masama bıraktım. Kağıdın üzerindeki … Okumaya devam et Sürgündeki Günler

Kabustan Uyanmak – 1

Ayaklarımı hareket ettirmeme engel olan ağaç dallarından kurtarmaya çalışırken çığlık atmak için yırttığım boğazıma yapraklar tıkanmıştı. Korku buram buram kokarken saç diplerimden alnıma oradan da boynuma doğru yol çizmiş ter damlacıkları uyandığımda gerçek olan tek şey olacaktı. Ama bunun farkına varabilmem için ilk önce uyanmayı başarmam gerekliydi. Hiç daha önce kabuslarınızda kendinizi kontrol etmeyi denediniz mi bilmiyorum ama ben bunu uzun süredir yapıyordum. Zihnimin derinliklerine … Okumaya devam et Kabustan Uyanmak – 1