Gerçeklerin Zehri

Örümceğin tuzağındaki mutluluk cezbedince yüreğini İsteyerek saplanırsın ağına, ölüme gülümseyerek. Her gece küçük küçük beslenip, Bitirmek isteyeceğini bile bile ruhunu. Sorun değildir lakin senin için Mutluluk ayini için adanmış Bir kurban gibidir ruhunun çekilişi. Küf tutmuş yüreğinin arınışı ise Sabunla akıp gitmesi gibidir kirinin. Mutluluğun çekirdeğine yaklaşırsın böylece Yol boyunca yıkanmak gibi sevinç ırmaklarında. Gerçeklerin zehrinden kurtulmak için Umut şerbetinden içerek kana kana… hpqwkon – … Okumaya devam et Gerçeklerin Zehri

Verilen Ama Tutulamayan Sözler

Bırakıp gitmiş miydi ardından onu umutla bekleyen düşlerini? Yaşananların ağırlığından kaçmak bu kadar kolay mı gelmişti gözüne? Kalbimdeki rahatsızlığa kulak vermek istemezcesine, sesimi duyurmaya çalışırken neden gitmiştin ki? Oysa dememiş miydin bunları beraber aşacağız diye? Yaşayamadığım çocukluğum için bana pamuk şeker alırken, serçe parmağını uzatmıştın bana. ”Söz veriyorum.” demiştin.  “Söz veriyorum yaşayamadıkları yaşatacağım sana.” Hepsi mi yalandı? Bir seferinde de sımsıkı sarılmıştın bana yağan yağmurun … Okumaya devam et Verilen Ama Tutulamayan Sözler

Görünmez Olmak

Her gün görmezden geliniyor olmak Nasıl bir histir bilir misin? Kafam düşünceler çöplüğü Ve ben o çöplükte erirken Bazen gülmeyi bile unuturken Zorla gülmeye çalışırken Etrafımda milyon insan Ben o çöplükte erirken Düşüncelerim çöplük, kalbim kör Yanıyor bedenim sanki bir kor Sevilmek istiyor bir yanım, yalansız Kaçmak istiyor diğeri, kalansız. Ayşegül Deniz – Görünmez Olmak Okumaya devam et Görünmez Olmak

Sen, Ben, Roman

Arama, bakınma dev rafların arasında, Çünkü en derin roman aynı toprağa basıyor bizimle. Henüz sayfalara ayrılmamış, Nefes alıyor, kalbi atıyor içinde. Derin ki sarnıçlar, tuzlar yanıyor yarasında, İhtimal vermiyor yüzlerce sayfaya dönüşeceğine. Gereken kalem, zaman ve sabır; Zaman durmuyor, kalem sürçtü, Sabır bu, durmaz o romanı yaşatır. Kalbi durunca ayaklı kitapların; Sıkıştıracağız, kaydırıp yer açacağız raflarda, Tanıştıracağız, gülüp oynayacağız sayfalarda. Belki hissederiz, Hayal ederiz, Görebiliriz … Okumaya devam et Sen, Ben, Roman

Belki Sözüm Vardır

Şehrin en beğenilen piknik alanı bile fırtınalı havada kimseden ilgi görmez. Çok ortada kaldım, kimi ana karakter yapsam? Birini yapsam ötekinin kalbi kırılır. Atmayan kalbi… En iyisi rüzgarla sallanan ağacın tepesinden, kuşlarla beraber izlemek onları. Onları ve inandıklarını… Kim bir akşam üstü sokak köpeklerinin bile saklanacak yer aradığı bu rüzgarlı havada uçuruma gelir? Uçurum dediysem, korkunç bir resim canlanmasın gözünüzde, yukarısı piknik alanı aşağısı deniz. … Okumaya devam et Belki Sözüm Vardır

Dalgalar Kahramanı

Kıyıda durmuş üstüne doğru gelen dalgalara bakarken kaçmayı düşünmedi bile. Olur da kaçabilse bile sevdiklerini kaçıramazdı. Kendini kurtarsa bile sevdiklerini dalganın kollarında bırakması gerekirdi. O zaman kurtulmuş olmasına nasıl sevinecekti? Kurtulmuş olması neye yarayacaktı?  Kıyıda durup gözlerini kırpmadan dalgalara bakmayı sürdürdü. Büyüyerek, küçülmeden gelmeye devam eden dalgalar… Belgesellerde gördüğü dalgalar gibiydi. Baktığı son şeylerin bu dalgalar olduğunu bilerek bakmayı sürdürdü. Gözlerinin yaşardığını hissetti.Yaptığı ilk kardan … Okumaya devam et Dalgalar Kahramanı

Çöldeki İlk Tohum

Yaşlı kadın etrafında oturan torunlarına baktı; kırmızı bir oyuncak için kavga eden ikizler, daha da küçük olan emziğini emen sarışın kız, bebeğin hayatı anlamaya yeni başlayan abisi, okulda sorunları olan kız, kızın şarkı mırıldanarak camdan dışarıya dalmış ablası, en sessiz torun olan siyah saçlı oğlan. Yedi torunu vardı, hepsini birbirinden çok seviyordu. Torunlarına bırakmak istediği miras; arazi yada ev değildi. Bankada çok parası da yoktu. … Okumaya devam et Çöldeki İlk Tohum

Hissizlik vs. Acı

Yaşadığımız hayattaki her bir şeyden kendimize pay biçerken ister istemez duygularımızı arka planda tutup mantığımızla yok alırdık. Bunu bilinçli olarak yapsak da farkına varmazdık, sadece alışkanlık derdik ama aslında tüm her şey bundan daha da karmaşıktı.  Bir insan ruhsal olarak duygularına sahipken duygularıyla yaşamayı öğrenmesi çocukluğunda başlardı. Onlarla büyür, her türlü olayda kendini duyguları ile ifade ederdi.  Ta ki o duygularından birisi ona ihanet edene … Okumaya devam et Hissizlik vs. Acı

Yarım Senaryo

Düşlerde görüyorum birilerini. Donmuş karelerin canlı renkleri, Ve sürekli aynı veda sahnesi. Birleşmeden ayrılmak komikmiş, Hepsi zihnimde dönmüş durmuş. Boş koridorda akşam güneşi. Soldaki son kez bakıyor, Sağdaki kederli. Son kez bakanın sırtında canavarlar varmış. Karanlıklar ayağına prangalar vurmuş. El sallayışıyla kısıldı gözleri  Bozuk fotoğrafların sahte gülüşleri. Birazdan sona eriyor bu sessiz veda. Dili tutuluyor sağdakinin  Onun ardından baka baka. Batıyor güneş, yanıyor lamba, Sebebi … Okumaya devam et Yarım Senaryo

Bir Haber …

Tanımadığımız birisinden duyduğumuz bir haber bile ne kadar sevindiriyordu bizi. Umut oluyor, tutunacak bir dal gösteriyordu. İçine hapsolduğumuz belirsizlik kavramından tutup çıkarıyordu biz farkında olmadan. Gülümsetiyordu, geçmişte kalan üzüntülü günlerimize inat olarak. Ama bunlar da gelip geçiciydi. Gelen başka bir haberle bu sefer yerle bir oluyor bütün duygularımız, yaşanmışlıklarımız. Parmaklarımız arasındaki kırmızı balonumuz uçuveriyordu birden. Ucuna bağladığımız umutlarımız bizden uzaklaşıp gökyüzüne tutsak oluyorlardı. Bir daha … Okumaya devam et Bir Haber …